... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil, tazminat davasının açılmamış sayılmasına dair... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 10.06.2014 gün ve 515/295 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, haricen satın alma ve eklemeli zilyetlik hukuki nedenlerine dayanarak dava konusu 5027 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile vekil edeni adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde harici satış bedeli olarak 30.10.1973 tarihinde ödenen 2700 ... riyalinin ulaşacağı değerin şimdilik 20.000 TL'sinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dava dilekçesinde davalının bildirilen adresine tebligat yapılamadığı, davalının TC nosundan tespit edilen adresin ... olduğu, açık adresinin tespit edilemediği, davacı tarafından davalının tebligata elverişli açık adresini bildirme yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçeleriyle, HMK'nun 119/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, haricen satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemini ilişkindir.
Dosya kapsamından; davacının dava dilekçesinde, davalının TC kimlik numarası ve adresini bildirdiği, bildirilen bu adrese yapılan tebligatın adresin boş olduğu ve davalının ismen tanınmadığı nedeniyle bila ikmal iade edilmesi üzerine, davacıya davalının doğru TC kimlik numarası ve adresinin bildirilmesi için kesin süre tanındığı, davacı tarafından kesin süre içerisinde doğru TC kimlik numarasının bildirildiği, adresin ise nüfus, tapu müdürlüğü ve emniyet araştırması ile tespit edilmesini talep ettiği görülmüştür. ... İlçe Nüfus Müdürlüğü ve ... Tapu Müdürlüğü'nden yapılan araştırmada, davalının adresinin ... olarak bildirilmesi karşısında davacı tarafından davalının adresinin ... Başkonsolosluğundan sorularak tespit edilmesinin istendiği, davalıya ait açık adresin tespiti için Konsolosluğa gönderilen zarfın bilinmeyen olarak iade edilmesi üzerine Mahkemece davacı tarafından davalının tebligata elverişli açık adresini bildirme yükümlülüğünün yerine getirilmediği belirtilerek HMK'nun 119/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Dava dilekçesinin tebliğe çıkarıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun değişik 21/2. maddesinde, tebliğ imkansızlığı halinde muhatabın adres kayıt sisteminde belirlenen adresine yapılacak olan tebliğe, 28. maddesinde ise adresi meçhul olanlara yapılacak olan ilanen tebliğe ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Mahkemece yapılan araştırmada; davalının adres kayıt sisteminde kayıtlı açık adresinin bulunmadığı saptanmıştır. Bu durumda, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 28. maddesine göre tebligatın yapılması düşünülmelidir.
Bahsi geçen Kanun'un 28. maddesinde; "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılmayan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunmayan kimsenin adresi meçhul sayılır. Adresinin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. (Değişik cümle: 19.03.2003-4829 S.K./9 md.) Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmi veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir. Yabancı memleketlerde oturanlara ilanen tebligat yapılmasını icabettiren ahvalde tebliği çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekette bulunan kimsenin malüm adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar" hükmüne; yönetmeliğin 48. maddesinde ise "Bu yönetmelik hükümleri uyarınca kendisine tebligat yapılamayan, tebliğ memuru tarafından adresi tespit edilemeyen, adres kayıt sisteminde de yerleşim yeri adresi bulunmayan kişinin adresinin tespiti için tebligatı çıkaran merci tarafından adres araştırması yapılır. Tebligatı çıkaran merci, muhatabın adresini öncelikle resmi veya özel kurum ve dairelerden, bunlardan sonuç alınamadığı takdirde kolluk vasıtasıyla araştırabilir ve tespit ettirebilir. Yapılan araştırmalara rağmen muhatabın adresinin tespit edilememesi halinde adres meçhul sayılır. Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. İlanen tebligat, bu maddedeki usuller izlendikten sonra başvurulacak son çaredir" hükmüne yer verilmiştir. Anılan madde hükümlerinde, muhatabın açık adresinin tespit edilemediği hallerde izlenecek yol açıklığa kavuşturulmuştur.
Bu itibarla, Mahkemece, davalının adres kayıt sisteminde kayıtlı açık adresi bulunmadığının saptanması karşısında, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda; muhtarlıktan, seçim işleri başkanlığından, belediyelerden, vb. kurum ve dairelerden adres araştırması yapılması, bunlardan sonuç alınamadığı takdirde kolluk vasıtasıyla araştırmanın yapılması, bu halde de tespit edilememesi halinde ilanen tebligat yapılmasının düşünülmesi gerekirken, davacı tarafından davalının tebligata elverişli açık adresini bildirme yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, ve 25,20 TL peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 30.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.