Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile kısmen kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılardan ... vekilinin istinaf isteminin reddine, ... bakımından ise başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalılardan ... ve ... yönünden davanın kabulüne, davalı ... bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hamili olduğu 50.000,00 USD tutarlı senet nedeni ile davalılar aleyhine 13. İcra Müdürlüğünün 2017/94417 E. sayılı dosyası ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL üzerinden icra takibi başlattığını, borçlulardan ...'un, 10.000,00 TL'yi ferileri ile birlikte ödeyerek dosyayı kapattığını, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması nedeni ile icra müdürlüğünün senet arkasına 10.000,00 TL miktarlı kısmın tahsil edildiğine dair şerh düşmesi sureti ile senedi alacaklı veya vekiline iade etmesi gerekirken, borçlu ...'a verdiğini, bunun üzerine yine Gaziantep 13. İcra Müdürlüğünün 2017/132363 E. sayılı takip dosyası ile ilamsız takip başlattıklarını, kısmen infaz edilen dosyadan borçluya müdürlük tarafından muhtıra gönderildiğini, ancak davalılarca borca itiraz edildiğini ileri sürerek davalıların takibe yaptığı itirazların iptaline ve asgari % 40 tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılardan ...'nın duruşmada senedin huzurunda diğer davalılar tarafından imzalanarak verildiğini, kendisinin de davacıya tahsil cirosu ile devrettiğini beyan etmesi nazara alınarak imzanın davalı borçlu ...'a ait olduğu konusunda çekişme kalmadığı, ancak çekin tahsil için temlik edildiğinin ispatlanamadığı, diğer borçlular ... ve ... yönünden ise imzanın borçlulara ait olduğuna ilişkin ispat yükünün davacı alacaklıda olduğu, senedin mahkemeye ibrazının zorunlu olmasına rağmen icra müdürlüğünce borçluya senet sehven iade edilmişse de ispat yükünün davacıda olması hasebiyle davalı ...'ın haciz baskısı iddiası olması nedeniyle ihtirazı kayıt koymadan yapmış olduğu ödeme, icra memurunun hatasından yararlanarak çeki alıp imha etmesi, diğer davalı ...'ın yapmış olduğu bağlantısız birleşik ikrar niteliğinde beyanları bir arada değerlendirildiğinde belirlenen ispat yükümlülüğü hakkını, davalının kötüye kullandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar ... ve ... vekilleri istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilleri aleyhine 10.000,00 TL bedel üzerine başlatılan icra takibine konu borcun müvekkili ... tarafından ödenip kapatılmasının nedeninin, aralarında başka bir borcun bulunmasından kaynaklı olduğunu, müvekkilinin ödemiş olduğu borcun herhangi bir senede veya bonoya bağlanmadığını, icraya konu belgenin müvekkillerinin elinden çıkmadığını, daha sonra davacı tarafından Gaziantep 13. İcra Müdürlüğünün 2017/132363 sayılı takip dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, senedin borçluya iadesinin borcun sona erdiğine karine teşkil ettiğini, aksini davacının ispatlaması gerektiğini, mahkemenin ispat yükünün tayininde hataya düşerek yanılgılı gerekçe ile karar verdiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılardan ... hakkında verilen hükmün usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine, diğer davalı hakkında verilen hüküm yönünden ise davalı olan keşideci ...'ın dosyaya herhangi bir çekincesiz ödemesi mevcut olmadığı gibi imzasını ikrar ettiğine dair (gerek dava gerekse de icra dosyalarında) bir kabulün mevcut olmadığı, ek takip olan ilamsız takip mahiyetindeki Gaziantep 13. İcra Müdürlüğünün 2017/13263 E. sayılı icra dosyasından çıkartılan borca itiraz dilekçesinde de borçlular vekilince imzaların müvekkillerine ait olmadığının savunulduğu, bu durumda davacı yanca ispat yükünün yerine getirilmediğinden davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle davalı ...'nın istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması sureti ile davalılar ... ve ... yönünden davanın kabulüne, diğer davalı bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ile davalı Muhammet Kürşat Marangoz vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; senedin borçlularca teslim alınmasından sonra iyi niyet kurallarına aykırı olacak şekilde borca itiraz edildiğini, diğer davalı ...'ın yargılama sırasındaki beyanında senedi diğer davalılardan aldığını, imzaları kendilerinin attığını, ...'nın kendisinden helallik istediğini ifade ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya başka bir ticari ilişkiden kaynaklı borca mahsuben 10.000,00 TL tutarındaki icra borcunu ödediğini, borç senedinin iadesi halinde borcun sona ermiş sayılacağını ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, bakiye bono bedelinin tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı ile davalı Muhammet Kürşat Marangoz vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.