Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.08.2015 tarihinde davacı yayaya plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir motosikletin çarpması sonucu oluşan trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını iddia ederek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı toplamı 2.100,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 26.06.2019 tarihli talep artırım dilekçesinde ise davacının geçici iş göremezlik döneminde maaşını almaya devam etmesi nedeniyle bu yöndeki taleplerini artırmadıklarını, sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerini ise 86.201,95 TL' ye artırdığını bildirmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kuruma sorumluluk yüklenebilmesi için kazaya karıştığı iddia olunan plakası tespit edilemeyen aracın varlığının somut deliller ile ispat edilmesi gerektiğini, ayrıca aracın trafik poliçesi yaptırmak zorunda olan bir araç olmadığının tespiti halinde davanın reddi gerektiğini, iddia edilen kazada davacıya söz konusu aracın nasıl ve ne şekilde çarptığının somut deliller ile ispat edilmesi gerekmesine rağmen ortada hiçbir somut delilin bulunmamasının kazanın gerçekten meydana geldiği hususunda şüpheler yarattığını, müvekkili kurumun sorumluluğunun plakası tespit edilemeyen motorlu araca atfedilen kusur oranı ve kaza tarihindeki teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davacının iddia edilen olay neticesinde herhangi bir ödeme alıp almadığı hususunun araştırılması gerektiğini, davacı tarafın faize yönelik taleplerinin de reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 12.09.2019 tarihli ve 2015/1170 Esas, 2019/743 Karar sayılı kararıyla; dava konusu kazanın meydana gelişinde plakası tespit edilemeyen motosiklet sürücüsünün tam kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığı, kaza nedeniyle davacının % 9 oranında malul kaldığı, davacının kaza nedeniyle talep edebileceği sürekli iş göremezlik zararının 86.201,95 TL olduğu, davalının bu zarardan 2918 sayılı Kanun'un 91 ve devamı maddeleri ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesi kapsamında sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile; 86.201,95 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının soyut iddiaları dışında kazaya plakası tespit edilemeyen aracın sebep olduğu hususunun ispatlanamadığı, ayrıca kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen aracın (ZMSS) poliçesi yaptırması zorunlu araçlardan olup olmadığının da hiçbir şüpheye meydan vermeyecek şekilde tespitinin önemli olduğu, hiçbir somut dayanağı olmayan sadece davacı yanın soyut beyanına istinaden olaya karışan bir aracın mevcudiyeti ve kusurun varlığının kabul edilmemesi ve davanın reddedilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğu, İlk Derece Mahkemesinde hükme dayanak yapılan kusur raporunun tek kişi tarafından verildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasına yönelik itirazlarının değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kusur raporundaki belirleme ve değerlendirmelerin dosyaya ve oluşa uygun denetlenebilir gerekçeler içermesine, davalının kazaya plakası ve sürücüsü belirlenemeyen bir motosikletin sebep olmadığı iddiasını ispat edememiş olmasına, mahkemece bilirkişi raporundaki belirleme de dikkate alınarak kazaya sürücüsü ve plakası belirlenemeyen motosikletin karıştığının kabul edilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının soyut iddiaları dışında kazaya plakası tespit edilemeyen aracın neden olduğuna dair somut delil bulunmadığını, kazaya karıştığı iddia edilen aracın poliçe düzenlenmesi gerekli araçlardan olduğunun ispat edilemediğini, hükme dayanak yapılan kusur bilirkişi raporunun tek bir bilirkişiden alındığını, Adli Tıp Kurumu' ndan rapor alınması taleplerinin ise kabul edilmediğini bu nedenle eksik inceleme ile verilen kararın bozulması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan motosikletin davacı yayaya çarpması sonucu oluşan trafik kazasında davacının sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve kaza sonrası hastaneye girişte yaralanmanın nedeninin trafik kazası sonucu olduğunun kayıtlara geçmiş olmasına, karakola bu şekilde şikayette bulunmuş olması ve daimi arama kararı verilmesine, kusur raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.