Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, aldığı borç para karşılığında kayden maliki olduğu 4435 parsel sayılı taşınmazdaki payını davalı ...'ya teminat amacıyla temlik ettiğini, ödünç aldığı paranın tamamını ödediğinde taşınmazın iade edileceğini söyleyen davalı ...'ın tüm borcunu ödemesine karşın tapuyu geri vermekten kaçındığını, sürekli olarak kendisini oyaladığını, kandırıldığını anlayınca davalıyı savcılığa şikayet ettiğini, ancak davalı ...'ın taşınmazı bir arkadaşının eşi olan diğer davalı ...'e bedelsiz ve muvazaalı olarak devrettiğini, taşınmazın halen kendi tasarrufunda bulunduğunu, müzayaka halinde iken ve zaruretten dolayı muhtemel iktisadi zararı karşılamak için ölçüsüz fedakarlıkta bulunduğunu ileri sürek, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı ..., iddianın doğru olmadığını, taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını, davalı ... ise tapu kaydına güvenerek iyiniyetle taşınmazı satın aldığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar, Dairece; ''...çekişmeli taşınmazdaki 341/1792 payın davalı ...'a inançlı işlem gereği devredildiği, davalı ...'in de bu durumu bilebilecek konumda bulunduğu ve TMK'nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı anlaşılmaktadır. Ancak, davacının karşılıklı edimleri içeren inanç sözleşmesine dayanarak inanç konusu taşınmazının tapu kaydının iptalini ve adına tescilini isteyebilmesi için Borçlar Kanunu'nun 81. maddesi uyarınca öncelikle kendi edimini yerine getirmesi zorunludur. Ne var ki, bu konuda mahkemece hükme yeterli bir araştırma yapıldığı söylenemez. '' gerekçesi ile bozulmuş ve bozma kararında davacının kendi edimini yerine getirip getirmediğinin açıklığa kavuşturulmasından sonra bir karar verilmesi gereğine değinilmiş, mahkemece bozma kararına uyulmuş, yapılan yargılama sonucunda ise davacının kendi edimini yerine getirdiğini kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 29.04 2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat gelmedi, temyiz edilen vekili Avukat Osman Kazım Konyar geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir.Davacının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 1.100.00.-TL. duruşma avukatlık parasının ve aşağıda yazılı 0,90 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 29.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.