Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; .... Mahallesi 1608 ada 70 ile 205 parsel sayılı taşınmazların davalı adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun)göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamaları yapılarak kesinleştiğini, yapılan orman kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazların orman olarak sınırlandırıldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazların orman tahdit sınırları içinde kalan kısmının tapusunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazların 1990'lı yıllarda kanal güzergahında kaldığından müvekkili kurum tarafından kamulaştırıldığını, çekişmeli taşınmazların davacı idare tarafından sonradan gerçekleştirilen kadastro tespit işlemleri ile orman tahdit sınırlarına dahil edildiğini, müvekkili kurumun mülkiyet hakkının kamu yararına dayandığını, aynı zamanda müdahalenin tapu siciline güven ilkesini de zedelediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "toplanan tüm delillere ve alınan bilirkişi raporlarına göre; dava konusu taşınmazların tamamının kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı, 6831 sayılı Kanunu'na göre, orman ve orman toprağı sayılan yerlerden olduğu" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, "hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğunun anlaşılmasına göre davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiş, bu kez davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.

Dava, kesinleşmiş orman kadastrosu iddiasına dayalı tapu iptali ile tescil istemine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Kanun'un hükümlerine göre yapılıp 04.04.2012 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadasrosu ise 1965 yılında yapılmıştır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, harçtan muaf olduğundan DSİ Genel Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.