Davanın reddine

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Antalya ili, Alanya ilçesi, Paşaköy köyü 168 ada 1 parsel sayılı 9.454.917 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Ballık Devlet Ormanı adı altında tapuda kayıtlıdır.

Davacılar 22.09.2014 harç tarihli dilekçeleri ile; Paşaköy köyünde kain atalarından kalan taşınmazları aralarında taksim ettiklerini, taşınmazları 20 yılı aşkın zamandır kullandıklarını, imar ve ihyalarının tamamlandığını, vergilerinin ödenmekte olduğunu, orman ile bir ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek dava konusu yerin adlarına ayrı ayrı tesciline karar verilmesi istemişlerdir.

İlk Derece Mahkemesince verilen davanın ilişkin önceki karar, davacıların temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 01.10.2018 tarih ve 2018/2701-6081 sayılı ilamıyla; "yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı, dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede yapılan çalışmalara ait belge ve kayıtların tamamı ile çekişme konusu taşınmazın ilk oluşumundan itibaren tüm tedavülleri ile birlikte kayıtlarının getirtilerek, çekişmeli taşınmazın başında yerel bilirkişiler ile harita ve orman mühendisi bilirkişilerinin katılımı ile yöntemince keşif yapılması, çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman sınırları içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi, 168 ada 1 parselin kadastro parseli olup olmamasına göre 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü
sürelerin geçip geçmediği hesaplanması, aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırlarının değiştirilemeyeceği, kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerliliğinin söz konusu olamayacağı ve aplikasyonun yeni bir dava hakkı vermeyeceğinin düşünülmesi ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığının belirlendiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce 30.04.1984 tarihinde 2896 sayılı Kanuna göre yapılıp 15.05.1985 – 15.05.1986 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Daha sonra 26.11.1987 tarihinde 3302 sayılı Kanuna göre yapılıp 22.07.1991 – 22.01.1992 tarihinde kesinleşen evvelce sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ile evvelce sınırlaması yapılan ormanlarda aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır. 4999 sayılı kanunla değişik 9. maddesi kapsamında yapılan çalışmalar ise 27.09.2006 da ilan edilerek kesinleşmiştir. 3402 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan genel arazi kadastrosu 02.11.2010-01.12.2010 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacıların temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.