Esastan ret
Taraflar arasındaki TÜRK PATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dünyanın birçok ülkesinde yüzlerce marka ile faaliyet gösteren bir dünya şirketi olarak faaliyetleri, tanınmışlığı ve ekonomik gücü çerçevesinde uluslararası alanda tanınmış ve Türkiye’nin sayılı itibarlı şirketlerinden olduğunu, davacı adına tescilli "..." markasının davacı izni ile ... şirketlerinden ... ... End. Ham. San. ve Tic. A.Ş.’nin ürünlerinde kullanıldığını, adı geçen firmanın ... Topluluğu’nun seramik fabrikalarına hammadde temini amacıyla 1978 yılında kurulduğunu, Türkiye’nin önde gelen endüstriyel mineral ve metalik maden üretici ve ihracatçılarından biri olduğunu, dava konusu markayı ihdas ve ilk tescilini gerçekleştirerek kullanan, markayı tüketici nezdinde tanınmış hale getirenin davacı olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'na (6769 sayılı Kanun) göre ... ve ... seri markaları üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibinin davacı bulunduğunu, davacının 2012 yılından bu yana ... ve ... asıl unsurlu 5 adet seri markası ve halen devam eden tescilleri olduğunu, bu seri markalardan 3 tanesinin davalı tarafın “... ...” tescil başvurusu ile hem marka ibaresi hem de 07,37. sınıflarda çakıştığını, ... markasının toplumda tanınmışlığını görmek bakımından “...” ibaresi ile Google’da yapılan aramada 0,33 saniyede 12.800.000 adet sonucun davacının “...” markasını gösterdiğini, davacının çok büyük emek, yatırımlar ve tanıtım faaliyetleri sonucunda “...” seri markaları ile toplumda yüksek tanınmışlık düzeyine ulaştığını, bugüne kadar davacının milyon dolarlık yatırımlar yaptığını, ... markası ile ilgili haber ve sertifikaların sunulduğunu, dava konusu markalar arasında aynılık bulunduğunu, davalı markasının davacının seri markaları ile çakışan sınıflarda tescilinin istendiğini, davacının tanınmış ... markası ile ayniyet derecesinde benzer başvuru yapan davalının kötü niyetli olduğunu, ayrıca davalının daha önce 16.02.2018 tarihli 2018/15763 sayılı ... ibaresi için yaptığı marka başvurusuna karşı ikame edilen davanın devam ettiğini, ancak davalının ısrarlı bir şekilde başvuru yapmaya devam ettiğini iddia ederek 2019-M-6679 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davalının ... markalarının, davacı markasına yakınlaşma/iltibas çabası olmaksızın uzun yıllardır fiili kullanımla emek ve bütçe ayrılan, davalının yenilemeyi ihmal ettiği kendi markalarını tescil ettirme ile kendi markalarını ve işletmeleri ile piyasada yaratılan izlenimi koruma çabası içindeki markaları olduğunu, dava konusu markaların faaliyet alanlarının farklı olduğunu ve markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan 7. sınıf mallarla 37. sınıf hizmetlerin, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerle benzer oldukları, 12. sınıf mallar yönünden ise emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleşmediği, davacının markalarının esas ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalının "... ..." markasında kullanılan ... ve ... ibarelerinden birinin diğerine göre daha fazla ön plana çıkarılmadığı, ancak uyuşmazlığın temelini ... ibaresinin teşkil ettiği, söz konusu ibareler arasında kavramsal, işitsel ve görsel benzerlik olmadığı, sonuç olarak dava konusu markalar arasında iltibas tehlikesi oluşturacak düzeyde işitsel, görsel ve kavramsal bir benzerlik bulunmadığı, markaların bir bütün olarak bıraktığı intibaın farklı olduğu, davacı vekili, dava aşamasında "e sanalmağaza" ve "..." ibareli markalarını hükümsüzlük iddiasına mesnet olarak göstermişse de, dava konusu marka ile bu markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmaması nedeniyle bu markalara dayalı hükümsüzlük istemi şartlarının oluşmadığı, davacının sunduğu delillerin, davalının marka başvurusu yaptığı (10.12.2018) tarih itibariyle tanınmışlık iddiasını ispata yeterli olmadığı, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, davalı şirketin Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/187 E. sayılı dava dosyasına konu ... ibareli marka başvurusunda bulunmasının tek başına eldeki davada kötü niyete delil teşkil etmediği, bunun haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı hükümsüzlük isteminin de yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkemenin, markaların benzer olmadığına ilişkin gerekçesinin dosya kapsamına aykırı bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunda yer alan mal ve hizmetlerin müvekkili markalarının kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerle çakıştığını, ayrıca dava konusu başvurunun asli unsurunun da müvekkili markaları ile görsel ve işitsel olarak ayniyet ölçüsünde benzer olduğunu, başvuruda farklı olarak yer verilen "M" harfinin, başvuruya hiçbir ayırt edicilik katmadığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını ya da davalı ile müvekkili arasında organik bağ bulunduğu kanaatini yaratacağını, müvekkili markasının tanınmış olduğu gibi söz konusu markanın üstün ve öncelikli hak sahibinin de müvekkili olduğunu, bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu, yerel Mahkeme kararının emsal Yargıtay uygulamalarına ters düştüğünü belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik görülmediğinden davacı markalarının tanınmış olmalarının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.