Kovuşturma evresinde Mahkemece ifadesinin alındığı 23.06.2015 günlü duruşmada on beş yaşından büyük olan mağdurenin, şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı gibi Mahkemece verilen katılma kararının da bu hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.

Sanık müdafiinin temyizi yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin kararın niteliği itibariyle 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının bozma üzerine yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin12.12.2019 tarihli ve 2019/554 Esas, 2019/585 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın atılı suçtan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103/2,62. maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 01.06.2021 tarihli ve 2020/2398 Esas, 2021/3957 Karar sayılı kararı ile, sanığın yakın ilişkisi bulunmayan mağduredeki zeka geriliğini bildiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmamasından dolayı, mevcut haliyle sübuta eren cinsel ilişkiye girme eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesinde düzenlenip, şikayet üzerine takip edilen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu ve mağdurenin bozma sonrası verdiği duruşma ifadesinde şikayetinden vazgeçtiği anlaşıldığından, aynı Kanun'un 73/6. maddesi uyarınca sanıktan vazgeçmeyi kabul edip etmediği de sorulduktan sonra karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiştir.

2.Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2021 tarihli ve 2021/404 Esas, 2021/597 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan şikayetten vazgeçme nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 73. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanığın atılı suçu işlemediğine, eksik inceleme neticesinde karar verildiğine, sanık hakkında beraat hükmü kurulması gerektiğine ilişkindir.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Kovuşturma evresinde Mahkemece ifadesinin alındığı 23.06.2015 günlü duruşmada on beş yaşından büyük olan mağdurenin, şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı gibi Mahkemece verilen katılma kararının da bu hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmanın toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu anlaşılmakla, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik mağdure vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.04.2024 tarihinde karar verildi.