Davanın Kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında, Gürgentepe ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 430 ada 2,430 ada 1,430 ada 6,599 ada 10,594 ada 14,594 ada 13,594 ada 19,594 ada 20,590 ada 38,672 ada 8,670 ada 45,670 ada 43,674 ada 5,674 ada 3,669 ada 5 parsel sayılı ve sırasıyla 1334.97,505.97,1334.96,2665.92,714.91,602.56,491.79,576.36,1997.65,64.08,2128.64,922.87,1061.72,557.63 ve 1371.94 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, verasette iştiraken ... mirasçıları olan davalılar ... ve paydaşları adlarına tespit edilmiştir.

Davacılar ... ve ..., Gürgentepe Kadastro Mahkemesine sundukları dava dilekçelerinde; irsen intikal, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazların vefat eden babaları ...'a dedeleri ...'dan kalmadığını, ancak tespitin ...'un mirasçıları adına yapıldığını, yakın miras bırakanları olan babaları ... 'un bu yerleri satın aldığını, satış senetlerinin mevcut olduğunu, bu yerleri mirasçı olarak kendilerinin yıllardır kullandıklarını, itiraz etmiş oldukları taşınmazlarda davalıların hiçbir haklarının bulunmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların babaları ... mirasçıları adına tescilini talep etmişlerdir.

Gürgentepe Kadastro Mahkemesi' nce, 11.12.2012 tarih ve 2009/115 Esas, 2012/106 Karar sayılı kararla verilen ilk hüküm, tarafların temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2013/8038 Esas 2013/9128 Karar sayılı ilamıyla; " Dava ve temyize konu taşınmazların, kadastro sırasında ... mirasçıları olan davalılar adına tespit edildiği, davacıların, çekişmeli taşınmazların babaları ... tarafından, dosya kapsamına sundukları harici satış senetleri ile satın alındığını iddia ettikleri, davalıların ise, temyize konu tüm taşınmazları kapsayan satış sözleşmeleri bulunmadığı gibi, satış sözleşmelerine konu taşınmazların dava konusu taşınmazlarla aynı olup olmadığının da anlaşılmadığını ve davacıların iddialarını kabul etmediklerini beyan ederek, davanın reddini savundukları, buna göre taraflar arasındaki ihtilafın, çekişmeli taşınmazların, tarafların ortak kök murisi ...'dan mı kaldığı, yoksa, davacıların murisi ... tarafından dosyada mevcut satış senetleri ile üçüncü kişilerden mi satın aldığı noktasında toplandığı, mahkemece davacılar tarafından sunulan satış senetleri, keşif sırasında fen bilirkişi marifetiyle çekişmeli taşınmazlara uygulanarak sınırları belirlenmediği gibi, söz konusu satış senetlerinin tanıklarının da dinlenmediği, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunmadığı açıklanarak, doğru sonuca ulaşabilmesi için mahallinde 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve senet tanıklarının katılımı ile yeniden keşif yapılması, dosya kapsamında mevcut satış senetlerinin yöntemince zemine uygulanması suretiyle sınırlarının belirlenmesi ve çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığının denetlemeye elverişli kroki ve raporlarla tespit edilmesi, çekişmeli taşınmazlar ve üzerindeki muhdesatların hangi tarihten beri kimin tarafından kullanıldığı, kullanımın kimden kime ve ne amaçla geçtiği hususlarının, yerel bilirkişi kurulu, senet tanıkları ve taraf tanıklarından tek tek ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanmaya çalışılması, yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılması, senetlerde imzası bulunan tanık ve köy ihtiyar heyeti üyelerinden, senetlerin nerede ve ne amaçla düzenlendiği, zilyetliğin senet alıcısına devredilip devredilmediği hususlarında bilgi alınması ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması " gereğine değinilerek bozulmuştur.

Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında, ... Bakanlığınca 3402 sayılı Kadastro Kanununun 33/A ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanununun 7’inci maddesi hükümleri gereğince hazırlanan " Kadastro Mahkemelerinin Yargı Çevresinin Yeniden Belirlenmesi " hakkındaki teklifin, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun 22.05.2013 tarih ve 460 sayılı kararı ile kabul edilmesi ve Gürgentepe Kadastro Mahkemesinin kapatılarak yargı çevresinin Gölköy Kadastro Mahkememesi'ne bağlanmış olması nedeniyle, dava dosyası Gölköy Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.

İlk Derece (Gölköy Kadastro) Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " Mahkemece, çekişmeli taşınmazların ortak muris ...'dan kalmadığının kesin olarak anlaşıldığı, 670 ada 45 parsel sayılı taşınmazın bizzat davacı ... tarafından, diğer taşınmazların ise muris ... tarafından satın alındığı, ...'un kız çocuklarının bedel karşılığında ikna edilerek paylarını erkek kardeşlerine bıraktıkları ve taşınmazların bir kısmının müştereken, bir kısmının ise taksim edilerek ...'un erkek çocukları tarafından kullanıldığı ve uzun süreli zilyetliğin harici paylaşıma karine olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verildiği, dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak; dava, çekişmeli taşınmazların davacıların murisi ... adına tescili istemiyle açılmış ve bozma öncesi verilen hükümle talebe uygun şekilde taşınmazların ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiş olup, bu hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmediğinden, tespit tarihi itibariyle taşınmazların davacıların murisi ...'a ait olduğu hususunun davacılar yönünden kesinleşmiş olduğu açıklanarak, İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözden kaçırılarak, bozma ilamından sonra mahalli bilirkişi ve tanıkların, fiili kullanıma ve taksime ilişkin beyanlarına değer verilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesinin isabetsizliğine " değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, dava konusu 430 ada 2,430 ada 1,430 ada 6,599 ada 10,594 ada 14,594 ada 13,594 ada 19,594 ada 20,590 ada 38,672 ada 8,670 ada 45,670 ada 43,674 ada 5,674 ada 3,669 ada 5 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile ... mirasçıları adlarına kararın eki sayılan veraset ilamındaki payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ...'un temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesi gereğince ONANMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.