Esastan ret
Taraflar arasındaki kayyım atama davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murislerinden kalan şirket hisselerinin davalılara yapılan devrinin muvazaalı olduğu iddiasıyla hisse devrinin iptali için dava açıldığını, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/470 E., 2015/543 K. sayılı kararı ile davanın kabul edildiğini ve hisselerin bir kısmının devrinin iptali ile müvekkillerine ait olduğuna karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ancak müvekkilleri ile davalıların bir araya gelememesi ve hisselerin buçuklu olması nedeniyle tescilin yapılamadığını ileri sürerek şirkete kayyım atanmasını ve kayyım tarafından hisse tescili dahil gerekli işlemler yönünden tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılardan ...'ın ise müdürlük yetkisinin olmadığından kayyum atanması için açılan davada davalı sıfatının bulunmadığından davacıların bu davalı aleyhine açılan kayyum tayini davasının davalı sıfat yokluğundan reddi gerektiği, davacıların davalı ... aleyhine açtığı şirkete kayyım tayin edilmesi talebi yönünden ise şirketin tek müdüre sahip olması gözetilerek ancak şirket müdürünün yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılması talep edilmesi ve kaldırılması halinde ancak o zaman dava dışı şirkete mahkemece kayyım atanmasının gerekeceği, dosya kapsamında şirket müdürünün azlinin talep edilmediği, şirket müdürünün azline yönelik verilen bir karara da dayanılmadığından dava dışı şirketin organsız kalmadığı, bu nedenle kayyım tayin edilmesi talebi yönünden hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/470 E. sayılı dosyasından hisseleri oranında tesciline karar verilmişse de bu kararın sadece kağıt üzerinde kaldığını, Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına bu tescil işleminin yapılamadığını, yerel mahkemenin eksik inceleme sonucu usul ve yasalara aykırı olarak böyle bir karar verdiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile limited şirkete kayyım atanmasının kural olarak şirketin organsız kalması veya şirkete kayyım atanmasında zorunluluk bulunması halinde mümkün olduğu, dava konusu şirkete ait sicil kayıt dosyasından şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi davacı taraf bu davayı açmadan hissenin tescili için şirkete ve ticaret siciline başvuru yapılıp taleplerinin reddedildiğine ilişkin bir kayıt ve belgeyi de dosyaya sunmadıkları, davacıların işbu davayı açmada hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, limited şirkete kayyum atanması istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesi, 115 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 410 uncu maddesi.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.