Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı 3. kişi vekili, davalı alacaklı tarafından başlatılan takip uyarınca borçlu ...Ltd. Şti'nden noter satışıyla devraldıkları ilaç ruhsatlarına haciz konulduğunu belirterek istihkak davasının kabulü ile hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı borçlu vekili, davacı 3. kişinin 08.04.2013 tarihli hacizden 19.04.2013 tarihinde haberdar olduğunu, istihkak iddiasının ise bu tarihten itibaren 7 günlük yasal süre içerisinde öne sürülmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, takip dosyasında yer alan ve Sağlık Bakanlığı tarafından İcra Müdürlüğüne yazılan 10/06/2013 tarih 63400 no'lu yazı ile borçlu ... Ltd Şti. adına kayıtlı 20 adet ilaç ruhsatı üzerine daha önce konulan haczin yenilenmesine karar verildiği hususunun kurumlarına 08/04/2013 tarihli yazı ile bildirildiği, 19/04/2013 tarihli Noter Sözleşmesi ile ruhsatların hacizli olarak devralınacağı hususunda ... İlaç ... A.Ş.nin taahhüdünün bulunduğu, buna istinaden adı geçen şirketin ruhsatların üzerindeki hacizler ile birlikte devrinin yapılması için kurumlarına müracaatta bulunulduğu belirtilerek, ruhsat devri yapılıp yapılamayacağı hususunun sorulduğu, yazının ekindeki noter huzurunda düzenlenen taahhütnamede ise ilaç isimlerinin yazılarak ... İlaç ... A.Ş.nin yetkilisi tarafından, taraflarına devri yapılan ruhsatların üzerinde bulunan haciz, ihtiyati haciz gibi tüm takyidatlar muhafaza edilmek kaydıyla ruhsatların taraflarına tesciline ve devrine muvafakat edildiğinin beyan edildiği, bu durumda 19/04/2013 tarihi itibariyle 3. kişi şirketin hacizden haberdar olduğu, istihkak davasının ise 7 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra 30/10/2013 tarihinde açılmış olduğu gerekçesi ile davanın süre yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
İİK. nun 96. maddesi hükmüne göre " Malın haczine muttali olan borçlu veya üçüncü şahıs,ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak ididasında bulunmadığı takdirde, aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder." Görüldüğü gibi, gerek borçlu gerekse üçüncü kişi bakımından istihkak iddiasının ileri sürülmesi yedi günlük süre ile sınırlandırılmıştır.
Eğer istihkak iddiasına konu mal, borçlunun yada üçüncü kişinin gıyabında (yokluğunda) haczedilmiş, yani haciz sırasında bunlar hazır bulunmamış ise, malın haczedildiğini öğrendikleri tarihten itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmak zorundadırlar; aksi takdirde aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkını kaybederler. Şu halde bu ihtimalde, istihkak iddiasında bulunma süresi haczin yapıldığı tarihten itibaren değil, haczin öğrenildiği tarihten itibaren başlayacaktır.
Üçüncü kişinin yedi günlük kanuni süreyi geçirip geçirmediği konusunda bir uyuşmazlık olursa, bunun ispatı kural olarak üçüncü kişiye yükletilemez.Yani üçüncü kişi,haczi hangi tarihte öğrendiğini iddia ediyorsa,o tarihte öğrendiği kabul edilir. Çünkü, yedi günlük sürenin geçirilmediği gibi olumsuz bir durumun ispatı istihkak iddiasında bulunan 3. kişiye ait olamaz; zira haciz kendisine tebliğ edilmediği için üçüncü kişi iyiniyet karinesinden yararlanır. (MK m. 3). Dolayısıyla,kural olarak üçüncü kişi haczi hangi tarihte öğrendiğini iddia ediyorsa onun bu iddiası doğru sayılır ve aksinin, yani üçüncü kişinin haczi daha önceki bir tarihte öğrendiğinin ispatı, iddia edene düşer. (Aslan, Kudret, Hacizde İstihkak Davası, sayfa 275- 279).
Yine İİK. 97,IX maddesine göre kendisine istihkak talebinde bulunma imkanı verilmemiş olan üçüncü kişi önce icra dairesine istihkak idddiasında bulunmak zorunda olmaksızın, haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde doğrudan doğruya İcra Mahkemesinde istihkak davası açabilecektir.
Somut olayda ise; dava dışı alacaklı ... tarafından, borçlu . .. Ltd. Şti ile diğer borçlular aleyhine 31.01.2002 keşide tarihli çek uyarınca, 04.02.2002 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, alacaklı vekilinin talebi doğrultusunda borçlu şirketin Sağlık Bakanlığı nezdinde kayıtlı ilaç ruhsatları üzerine, 2002 ve 2006 yıllarında haciz konulduğu,davalı alacaklı tarafça 23.08.2011 tarihli Noter Sözleşmesi ile dayanak takip dosyasına konu alacağın temlik alındığı ve takibin 21.09.2011 tarihinde yenilendiği, akabinde dava konusu ilaç ruhsatlarına 2011,2012 yıllarında haciz konulduğu, anılan hacizlerin düşmesi üzerine bu sefer eldeki davaya konu 08.04.2013 tarihli haczin konulduğu,davacı 3. kişi vekilinin dava konusu haczi, takip dosyasından fotokopi aldıkları 24.10.2013 tarihi itibarıyla öğrendikleri, davalı borçlu vekilince 3. kişi tarafındankeşide edilen 20.06.2013 tarihli Noter ihtarnamesi ve yine 3. kişi tarafından Sağlık Bakanlığı'na sunulmak üzere tanzim edilen 19.04.2013 tarihli taahhütname içeriği uyarınca en geç bu tarihlerde 3. kişinin hacizden haberdar olduğunun iddia edildiği, 20.06.2013 tarihli noter ihtarnamesi ile; 3. kişinin yapılan devir işlemine rağmen borçlu şirket aleyhine icra takibi gerçekleştirmek ve ilaç ruhsatlarına haciz koymak kaydı ile yapılan usulsüz işlemler nedeniyle hukuki yollara başvuracaklarını ihtar ettiği,19.04.2013 tarihli Noter taahhütnamesi ile 3. kişinin Sağlık Bakanlığı'na karşı, taraflarına devri yapılmış olan ruhsatların üstünde bulunan haciz gibi tüm takyidatlar muhafaza edilmek kaydı ile ruhsatların adlarına tesciline ve devrine muvafakat ettiklerini kabul ve taahhüt ettiklerini beyan ettiği, anılan her iki evrak içeriğinde de dayanak takip dosyası ve dava konusu hacze ilişkin bir beyanın bulunmadığı, davacı 3. kişi tarafından dava dilekçesinin ekinde ibraz edilen yazı cevabı içeriğine göre dava konusu ilaç ruhsatları üzerine farklı takip dosyaları üzerinden konulmuş birden fazla haciz bulunduğu anlaşılmıştır.
Tüm bu açıklamalar ve bilgiler ışığında;davacı 3. kişinin haczi öğrendiğini iddia ettiği 24.10.2013 tarihinden önce haczi öğrendiğini iddia eden borçlu tarafın bu hususu mevcut dosya kapsamı itibarıyla ispat edemediği nazara alınarak, Mahkemece 30.10.2013 tarihinde açılan davanın süresi içerisinde açıldığı kabul edilerek bu doğrultuda; tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gösterdikleri deliller toplanarak, davanın esası hakkında hüküm vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın süre yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 27.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.