Esastan red

Taraflar arasındaki fikri haklara tecavüzün meni ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "Sekreterim Cebimde" adlı fikri ürünün sahibi olduğunu, 04.06.2018 tarihinde Muş 5. Noterliğine başvuruda bulunduğunu ve bu başvuru neticesinde fikri ürünün aidiyetinin onaylandığını, müvekkilinin noterce onaylanmış projesini pazarlamak ve reklamını yapmak amacıyla 05.06.2018 tarihinde .... no'lu taleple davalıya başvuruda bulunduğunu, ancak davalının müvekkiline herhangi bir olumlu cevap vermediğini, ardından davalının müvekkilinin özgün fikrini taklit ederek "Statüne" adlı uygulamayı Google Play ve Apple Store üzerinden satışa sunduğunu, bu yolla haksız kazanç elde ettiğini, davalının müvekkilinin fikri haklarından haksız olarak yararlandığını ve bu yolla müvekkilinin kazanç elde etmesine engel olduğunu, haksız kullanım ve pazarlamanın durdurulması amacıyla davalı şirkete 28.08.2018 tarihinde ihtarname gönderildiğini, ancak davalıdan olumlu bir geri dönüş alınamadığını, davalının "Statune" uygulamasının Google Play ve Apple Store sistemlerinde halen yer aldığını ileri sürerek müvekkilinin "sekreterim cebimde" projesi üzerindeki haklarına yapılan tecavüzün men'ine, müvekkiline ait olan ve noterce tasdik edilip koruma altına alınan fikri ürünün, davalı tarafça haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kullanılması, reklamı yapılarak pazarlanmış olması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10,00 TL olarak belirtilen ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi hükmünce yargılama neticesinde belirlenecek maddi tazminat tutarının temerrüt tarihinden işletilecek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davada Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli olmadığını, davacının 04.06.2018 tarihli "sekreterim cebimde" isimli noter beyannamesinin herhangi bir şekilde eser veya fikri sınai mülkiyet konusu ürün olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının zaten sektörde yıllardır herkesçe bilinen ve somut servis/ürün olarak sunulan bir takım fikirleri yazılı hale getirip derleyerek hak iddiasında bulunduğunu, bu işlemin noterde tasdik ettirilmesiyle sanki korumaya değer fikri ve sınai ürünmüş gibi hak taleplerinde bulunulmasının hukuk tarafından korunmayacağım, noter beyannamesine dayanılarak herhangi bir hak ihlali iddiasında bulunulamayacağını, müvekkilinin "Statüne" servisinin 2012 yılından bu yana müşterilere sunulduğunu, "Statüne" servisi ve buna bağlı olarak uygulaması üzerindeki tüm fikri ve sınai hakların müvekkiline ait olduğunu, davacının noter beyannamesinin tarihinin 04.06.2018 olduğunu, dolayısıyla kronolojik anlamada da bir taklit yahut ihlalin söz konusu olamayacağını, Apple Store uygulama bilgilendirme sayfasında da "Statüne" uygulamasının ilk olarak 2012 yılında Apple Store'a ... İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin geliştirici olarak kaydettirdiğinin ve o tarihten bu yana güncellemelerde sürekli geliştirildiğinin görülebildiğini, müvekkilinin 2011 yılından bu yana "Sekretercell" ibareli tescilli markanın da sahibi olduğunu, müvekkilinin davacının herhangi bir hakkını ihlalinin söz konusu olmadığını, kaldı ki davacının noter beyannamesinde geçen içerik ile müvekkilinin servisinin içerik anlamında büyük ve somut farklılıklar içerdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bir fikri ürünün eser olarak nitelendirilebilmesi için, fikri ürünün bir şekle bürünmüş olması, sahibinin hususiyetini taşıması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda (5846 sayılı Kanun) sayılan eser türlerinden birisine girmesi gerektiği, alınan bilirkişi raporu ile; davalı tarafça kullanılan "STATUNE" uygulamasında, telefon sahibi telefonunu açmadan, o an ne yaptığını arayan kişilere söyleyen bir servis olduğu, arayanları karşılayarak toplantıda, tatilde, sinemada, yemekte, yurt dışında olduğunu ve daha bir çok şeyi söylediği, STATUNE uygulamasında 400'den fazla statü içinden o anki duruma uygun bir statü seçildiği, bu statünün dinlenebileceği, belli bir zaman aralığı için tanımlanabileceği, böylece arayan kişilere telefonu açmadan o anda ne yaptığı veya nerede olduğu, ne hissettiğinin bildirildiği bir uygulama olduğu, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği ve bir kişinin telefonla arandığında, telefon çalarken, aranan kişinin hattına tanımlanan bir cümlenin arayan kişiye iletilmesini sağlayan uygulamanın davacının fikrini tescil ettirdiği tarihten çok önce davalı tarafça STATUNE uygulaması ile 2012 yılından bu yana aktif olarak kullanıldığı, bu nedenle davacının hususiyetini taşımadığı, özgünlük ve yaratıcılık içermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hmüvekkilinin Sekreterim Cepte fikri ürününün Noterlik belgesi ile müvekkiline aidiyetinin tespit edildiğini, davalının reklam ve pazarlama birimine 08.06.2018 tarihinde başvurduğunu, davalının müvekkilinin fikrini birebir kopyalayarak, Statüne ile pazarlama ve reklam faaliyetine giriştiğini, müvekkilinin zarara uğradığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunun kendi içerisinde tutarsız olduğunu, raporda müvekkilinin ürününün 5846 sayılı Kanun kapsamında korumaya değer olduğunun açıkça tespit edildiğini, ayrıca fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıması gerektiği de belirtilmişse de, bilirkişi heyetinin kendisi ile çelişerek dava konusu programın eser olarak kabul edilemeyeceğini ifade ettiğini, mahkemenin bilirkişi görüşünü hükme esas alarak aynı hataya düştüğünü, mahkeme kararının açık hukuki gerekçeden yoksun olup dilekçeler ve bilirkişi raporunun tekrarından ibaret olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda bilirkişilerce noterlikçe tespit edilen fikri ürünün, 5846 sayılı Kanun'un 1/B-a maddesinde tarifi yapılan eser tarifi yönünden, objektif unsur olan, fikrin maddede sayılan eser türlerinden birisine dahil olma ve sübjektif unsur olan eser sahibinin hususiyetini taşıma unsurlarına sahip olup olmadığına ilişkin incelemede, davacının fikri ürününü somutlaştırdığı anlaşılıyorsa da, fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşımadığı, davalı tarafça "Statüne" ismi verilen uygulamanın 2012 yılından beri aktif şekilde akıllı telefon uygulaması olarak kullanıldığı, davacının fikri ürününün özgünlük ve yaratıcılık içermediğinin tespit edildiği, rapor ekinde internet üzerindeki araştırmalara ilişkin tarih içeren ekran görüntülerine yer verildiği, davalıya ait uygulamaya ilişkin açıklama ve görüntülerin Noter tespit tarihinden daha eski tarihli olduğu, hükme dayanak alınan rapordaki tespitler göz önüne alındığında, davacı tarafın Sekreterim Cebimde isimli fikri ürününün eser vasfında olmadığı, özgün ve yaratıcılık içermediği, davalı tarafça benzer uygulamanın 2012 yılından beri kullanıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, fikri haklara tecavüzün meni ve tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5846 sayılı Kanun'un 1/B-a maddesi.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.