1-Davalı alacaklı ...’in kendisini vekil ile temsil ettirdiği, gerekçeli kararın davalı alacaklı ...’e tebliğ edildiğine dair tebligat parçasının bulunduğu, vekile tebliğe dair tebligat mazbatasına rastlanmadığı, HMK'nun 73,81,82,83, Avukatlık Kanunu'nun 41., Tebligat Kanunu'nun 11. maddeleri gereğince, vekille takip edilen işlerde vekile tebligat zorunluluğu bulunduğundan gerekçeli kararın davalı alacaklı vekiline 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca tebliğ edilerek temyiz sürelerinin beklenilmesi,

2-Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi gereği tebligat ilk olarak şahsa bilinen en son adresinde yapılır, bilinen son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Davalı borçlu ...’e yapılan karar tebliği, doğrudan doğruya MERNİS adresine TK 21/2 hükmüne göre yapılmış olup yerleşik Yargıtay kararları ve uygulama doğrultusunda bilinen son adresi MERNİS adresi dahi olsa MERNİS şerhi konulmaksızın bu adrese önce normal tebligat yapılması, tebligatın yapılamaması halinde ise MERNİS adresi olan bu yere TK 21/2 hükmü gereği tebligat yapılması gerekmektedir. O halde; davalı borçluya gerekçeli karar tebliğinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak yapılmadığı anlaşıldığından, adı geçene 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca yöntemine uygun biçimde karar tebliğ edilerek bu noksanlığın giderilmesi, usulüne uygun karar tebliğinden sonra temyiz süresinin beklenilmesi için dosyanın mahal Mahkemesi'ne GERİ ÇEVRİLMESİNE, 27.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.