SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2016 tarihli ve 2014/880 Esas, 2016/83 Karar sayılı kararı ile tüm sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca, ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca, 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanıklar ... ve ...'nin temyiz istemi, kararı temyiz ettiklerinden ibaret olup, sanık ... müdafinin temyiz isteği, atılı suçların oluşmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Sanık ...'ın, katılandan aldığı aracın bedeline karşılık katılan da yanında olduğu halde gittiği diğer iki sanığın iş yerinde onları borçlu göstermek suretiyle, soy isimleri farklı yazılarak ve bazı kısımları eksik olarak düzenlediği iki adet senedi katılana vermesi biçimindeki eylem nedeniyle sanıkların birlikte hareket ettiklerinden bahisle haklarında kamu davası açılmıştır.
2. Sanıkların atılı suçlamayı kabul etmedikleri, diğer iki sanığın sanık ...'ı suçladıkları, katılanın Hasan'a sattığı aracın bedeli olarak Hasan'ın tanıdığı olan iki esnafın yanına gittiklerini, orada düzenlenen senetlerin kendisine verildiğini, soyadlarını bilmediğini beyan ettiği, alınan bilirkişi raporunda yazı ve rakamların sanık ...'a atılan imzaların da sanıklar Ali ve Engin'e ait olduğunun bildirildiği, senetlerin bazı zorunlu unsurlarının bulunmadığının senet asıllarından anlaşıldığı, Mahkemenin belgeler üzerinde gözlem yapmadığı anlaşılmıştır.
3. Mahkeme tarafından sanık savunmaları, katılan beyanı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların atılı suçları işledikleri kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir.
1. Katılanın suça konu senetlerin araç satımından kaynaklanan bedel için sanık ... ile birlikte gittikleri esnaflardan alınıp kendisine verildiğini beyan etmesi, senetlerden birinin tanzim tarihinin 12.10.2011 ve vade tarihinin 10.01.2012 olmasına rağmen, diğerinin farklı bir tarih içerdiği ve tanzim tarihinin 20.04.2012 olduğu anlaşılmakla; suç tarihinin kuşkuya ye vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından senetlerin hangi tarihte katılana verildiğinin sanıklar ve katılanın beyanı ile bahse konu araç satış işleminin tarihi de dikkate alınarak belirlenmesi ve sonucuna göre işlem yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2.Yargıtay İBK'nun 14.12.1992 tarih ve 1/5 ile Ceza Genel Kurulu’nun 24.03.1998 tarih ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekir. Aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtecilik yapılması halinde fiil, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacaktır. Somut olayda senetlerden birinin tanzim yeri, diğerinin ise alacaklı ismi içermediğinin belirlenmesi karşısında; sanıkların eylemlerinin özel belge sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi bakımından belgelerin duruşmaya getirilerek özellikleri tutanağa geçirilmek suretiyle Türk Ticaret Kanunu'nda aranan zorunlu unsurları içerip içermediğinin belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3.24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan kanun maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği dikkate alınarak, somut olayda sanık ... hakkında mahkûmiyet kararı verilen resmi belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, dolandırıcılık suçunun mağdurunun ise katılan olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereği uzlaştırma işlemleri yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri zorunluluğu,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2016 tarihli ve 2014/880 Esas, 2016/83 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafi ile sanıklar ... ve ...'nin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.02.2024 tarihinde karar verildi.