Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sağlık sigorta poliçesi ile davalı ... şirketinde sigortalı olduğunu, 27.12.2013 tarihinde...Hastanesinde sezeryan yolu ile doğum yaptığını ve sezeryan ameliyatının yanında aynı anda ayrıca mesane ameliyatı da geçirdiğini, sigorta poliçesi çerçevesinde almış olduğu doğum teminatının sınırlı olduğunu ve doğum sürecinde bazı tetkik ve kontrollerle tüketilmiş bulunduğunu, sigortalılık başlangıcında açıklıkla beyan edilmiş bulunulan istisna hastalıkların ise, Endometriosis hastalığına dayalı rahatsızlıklar olduğunu, bunun dışında başkaca bir rahatsızlığının olmadığını, bu çerçevede 2010 yılında geçirmiş bulunduğu Adenemiyozis ve adet düzensizliği nedeni ile olan Histereskopi isimli 2 ayrı operasyon bedelinin davalı tarafından müvekkiline ödenmiş olduğunu, zira bu rahatsızlıkların istisna tutulan rahatsızlardan olmadığını, gebelik sırasında ise son derece şiddetli idrar ve mesane şikayeti ve normal olmayan mesane kasılmaları vs. yaşadığını gerek sigortalılık başlangıcında gerekse devam eden zamanlarda mesane sorunu yaşamamış olduğunu, sezeryan için karın açıldığında tez konusu olabilecek kadar nadir bir durum olarak, mesanenin rahim (Uterus) üstüne çıkarak son derece önemli hayati risk yarattığını, ikiz bebeklere ulaşmak için öncelikli olarak üstte duran mesanenin kesilerek daha sonra uterusa ulaşıldığını, bu nedenle de sezeryan sırasında kesilen mesanenin onarılması için ayrıca mesane ameliyatı yapmak zorunda kaldıklarını öğrendiğini, kısaca bir anda iki ameliyat olduğunu, davalı ... şirketinin, hiç hesapta olmayan mesane ameliyatının sezeryanın komplikasyonu olduğunu iddia ederek bu ameliyatın bedeli ile yoğun bakım, sonrasında hastane yatış ve tedavi masraflarının hiç birisini ödemediğini, doğum öncesi kısa süreli yatış bedelleri olan 15.08.2013 tarihli 2.432 TL’lık fatura, 16.11.2013 tarihli 850 TL’lık fatura, 16.11.2013 tarihli 1.700 TL’lık fatura, 05.10.2013 tarihli 2.300 TL’lık fatura ve doğum öncesi 05.12.2013 tarihinden taburculuk tarihi olan 08.01.2013 tarihine kadar olan, 08.01.2014 tarihli 50.000 TL’lık fatura olmak üzere toplam 57.282 TL'nin belirsiz alacak davasının belirli ... gelmesi yolu ile tespit edilmesini, sadece mesane ameliyatı nedeni ile ödenen tüm bedel ile bu ameliyat nedeni ile hastane kalış ve tüm masraflarının muhatap hastaneye sorularak tespit edilmesine, hak edilen bedelin hesap ettirilmesi ve ödenmesini fazlaya dair talep haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000 TL alacağa dava tarihinden itibaren faiziyle hükmedilmesine karar verilmesini talep edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sağlık sigorta poliçesi ile müvekkili sigorta şirketinde sigortalı olduğunu, dava konusu taleplerin doğum giderleri kapsamında yer aldığını ve doğum teminatının tükendiğini ve Özel Şartlar C.l maddesi uyarınca doğum teminatı dışında diğer teminatlardan yararlandırılmayacağından teminat dışı olduğunu, davacının mesane yer değişmesinin bağımsız bir hastalık olduğuna dair iddialarının tek yanlı olup maddi dayanaktan yoksun ve davacının mesanesinde meydana gelen rahatsızlığın kendi beyanlarından anlaşıldığı üzere tamamen gebelik kaynaklı olduğunu, Özel Şartların C.l maddesinin, "Teminatın Kapsamı" başlıklı paragrafta, doğum giderleri teminatına gebelik ve doğumun neden olduğu rahatsızlıklara ilişkin giderlerin dahil olacağı hususunun açıkça belirtilmiş olduğunu, davacının gebeliği ile mesane rahatsızlığı arasında illiyet bağı bulunduğundan ve davacı gebe kalmasaydı mesane rahatsızlığının ortaya çıkmayacağını, davacının yaptığı giderlerin tamamen gebelikten kaynaklı bir hastalık nedeniyle ve teminat dışı olduğunu, yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağı gibi mesanenin kesilerek uterusa ulaşılmasının olağan bir işlem olmadığını, meydana gelen bu durumun sezaryen ameliyatının komplikasyonu olduğunu, açıklanan nedenle mesanede yapılan işlemin doğumdan ayrı kabul edilemeyeceğini, sezeryan işleminin açık olarak komplikasyonu olduğunu ve aynı teminat içinde değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu talepler doğum teminatında yer aldığından ve diğer teminatlar bakımından teminat dışı olduğundan davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada alınan bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacıda meydana gelen mesane rüptürünün sezaryen ameliyatının istenmeyen bir komplikasyonu olduğunun tıbben kabulünün gerektiği ve mesane yaralanmasının tek başına bağımsız bir hastalık olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından mesane rüptürü nedeniyle yapılan operasyon masraflarına ilişkin dava konusu tazminat talebinin diğer teminatlar kapsamına da girmediği ve sağlık sigorta poliçesi teminatı kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin önceden gelen mesane (idrar kesesi) sorunları nedeni ile klasik bir sezaryen işlemi ile yetinilmediğini ve aynı zamanda mesanenin kesilerek bebeklerin bulunduğu rahime ulaşıldığını, bu nedenle mesanenin de opere edilmek zorunda kalındığını, ameliyatı yapan ve tanık olarak da dinlenen hekimin; bu durumun sezaryenin komplikasyonu olmadığını, davacının önceden bilinmeyen mesane rahatsızlığı nedeni ile bebeklere ulaşılabilmesi için zorunlu olarak mesanenin kesildiğini beyan ettiğini, müvekkilini 15 yıl takip eden hekimin de aynı beyanda bulunduğunu, ancak bilirkişi heyetinin mesanenin kesilmesini sezeryanın komplikasyonu olduğuna karar verdiğini, mahkemece müvekkilinin tüm gebeliğini takip eden tanık hekimlerin görüşünü dikkate alarak davayı kabul etmesi gerektiğini, ancak tanık beyanlarının dikkate alınmadığı gibi kararda tanık beyanlarının neden kabul edilmediğinin de açıklanmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinde alınan bilirkişi heyeti raporunda ameliyat raporunun mesane rüptürü/ idrar kesesi yırtılmasının davacıya yapılan sezaryen sonucunda ikiz bebeklerin doğumunun gerçekleşmesi ve rahmin kapatılması sırasında farkedildiğinin ifade edildiğini, bu nedenle mesane rüptürünün sezeryan ameliyatının istenmeyen bir komplikasyonu olduğunun kabulü gerektiğini, mesane yaralanmasının tek başına bağımsız bir hastalık olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını ve doğum teminatı içinde değerlendirilmesi gerektiğini, ancak doğum sürecinde yapılan işlemler nedeniyle doğum teminatının tüketildiğinin belirlendiği, ameliyat raporunda mesanenin yükselmiş olduğu, mesane üzerinde klivaj bulunarak uterusa girildiği ve ikizlerin doğumunun sağlandığı, uterusun kapatılmasından sonra mesane rüptürünün farkedildiğinin beyan edilmesi karşısında, mesane yaralanmasının tek başına bağımsız bir hastalık olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, yapılan sezeryan ameliyatı ile ameliyat sırasında oluşan mesane rüptürü arasında açık bir illiyet bağı bulunduğu, bu nedenle mesane rüptürünün sezaryen ameliyatının istenmeyen bir komplikasyonu olduğunun kabul edilip doğum teminatı içinde değerlendirilmesi gerektiği, ancak doğum sürecinde yapılan işlemler nedeniyle doğum teminatının tüketildiğinin mahkeme kabul edilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesi ile davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, davacının sezaryen sırasında gerçekleşen mesane ameliyat giderlerinin bireysel sağlık sigorta poliçesi kapsamında tazmini talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1511 ve 1512 inci maddeleri, Sağlık Sigortası Genel Şartları.
Dava, sağlık sigortası poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 27.12.2013 tarihinde sezaryen yolu ile doğum için acil ameliyata alınan davacının ameliyat raporunda; mesane üzerinden klivaj bulunarak uterusa girildiği, kese açılarak erkek bebek makat gelişi ile doğurtulduğu, ikinci kese açılarak kız bebek makat geliş ile doğurtulduğu, uterusun kapatıldığı bu esnada mesane rüptürünün fark edilmesi üzerine üroloji cerrahı çağrılarak mesane yırtılması için acilen ayrı ve zorunlu bir ameliyat yapıldığı anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacıda meydana gelen mesane rüptürünün (idrar kesesinin yırtılmasının) sezeryan ameliyatının istenmeyen bir komplikasyonu olduğunun tıbben kabulünün gerektiği ve mesane yaralanmasının tek başına bağımsız bir hastalık olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve ayrıca sezaryen ameliyatı ile ameliyat sırasında oluşan mesane rüptürü (idrar kesesi yırtılması) arasında açıkça bir illiyet bağının bulunması nedeniyle, sezaryen ameliyatının istenmeyen bir komplikasyonu olan mesane rüptürü (idrar kesesi yırtılması) nedeniyle mesane ile ilgili olarak yapılan operasyonun doğumdan ayrı bağımsız bir hastalık olarak kabul edilmesinin mümkün olamayacağı ve doğum teminatı içinde değerlendirilmesi gerektiği tespitleri yapılmış, mahkemece bu rapora itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından sezaryen sırasında kendiliğinden yırtılan mesanenin onarılması için ayrıca mesane ameliyatı yapmak zorunda kalındığı, bir anda iki ameliyat olmak zorunda kalındığı ve mesane ameliyatının poliçe teminatı kapsamında olduğu iddia edilmektedir.
Dosya kapsamından sezaryen sırasında yırtılan mesanenin onarılması için davacıya ayrıca mesane ameliyatı yapılmak zorunda kalındığı, kısaca davacının iki ameliyat olduğu, mesane sorununun sezaryen komplikasyonu olmadığı, bağımsız yeni bir rahatsızlık olduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu cerrahi müdahalenin sezaryen ameliyatı sırasında ayrı bir mesane yırtılması nedeniyle yapıldığı, davacı ile davalı ... arasında 24.08.2013/2014 tarihleri kapsayan geçerli 316028813 nolu Bireysel Sağlık Sigorta Poliçesinde ayrı bir ameliyat teminatı bulunduğu, dava konusu ameliyatın bu teminat kapsamında kaldığı, bu yönüyle davalının tazminattan sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
1.Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.