İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 11.10.2019 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dava açılmıştır.
2.Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmiştir.
3.Katılan ilgili Bakanlık vekilinin istinaf talebi üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 18.11.2020 tarihli kararı ile beraat kararı kaldırılarak sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmiştir.
1-Katılan ilgili Bakanlık vekilinin temyiz isteği ise, üst sınırdan ceza verilerek takdiri indirimin uygulanmaması gerektiğine ve vekalet ücretine ilişkindir.
2-Katılan ... vekilinin temyiz isteği, üst sınırdan ceza verilerek takdiri indirimin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
3-Sanığın temyiz isteği ise, sübuta, suç unsurlarının oluşmadığına, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
1-Dava konusu olay, apartman görevlisi olan sanığın, aynı apartmanda ikamet eden 12 yaşındaki mağdur çocuğu, bileğinden sertçe tutarak kapıcı dairesinin önüne götürdüğü, burada mağdur çocuğa "Beni sevmiyor musun? Biz arkadaşız, konuştuklarımız aramızda kalsın. Beni hiç ziyaret etmiyorsun, küs müyüz ?" diyerek yanağından öptüğü, mağdur çocuğun da korkarak kaçtığı iddiasına ilişkindir.
2-Bina içini ve dışını gösteren güvenlik kamera kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, mağdurun, otoparkta bulunan araçlarına doğru gittiği, aracın yanına vardığında sanığın da yanına geldiği, bir müddet sonra sanığın, mağdurun yanından ayrılarak bina giriş kapısına geldiği, burada beklemediği, mağdurun gelmesi ile sanığın bina giriş kapısını açarak birlikte bina içerisine girdikleri, bina dışı birinci ana giriş kapısı ile ikinci kapısı arasında herhangi bir kameranın olmadığı alanı geçtikleri, bina içerisindeki görüntüde, sanığın sağ elinin mağdurun omuzunda iken birlikte merdivenlerden yukarı çıktıkları, akabinde mağdurun merdivenlerden yukarı bakarak aşağı doğru indiği, sanığın merdivenlerden hızlıca aşağıya mağdurun yanına geldiği, sanığın mağdura eliyle anlaşılamayan bazı işaretler yaparak kamerasız alan olan ikinci ve birinci çıkış kapılarının olduğu noktaya geçtiği, sanığın peşinden gelen mağdurun, ikinci kapının önünde beklediği, sabit durduğu halde saçının sol tarafında geri doğru bir hareket olduğu ve öne doğru eğilip hızlıca geri geri çekilerek bina içerisine doğru geldiği, sonrasında elleri göğüs hizasında sabit olarak bekledikten sonra, sanığın yanına kamerasız alana geçtiği, bu alanda bir süre durduktan sonra asansöre bindiği, asansör kapısı kapanmadan iki giriş kapısı arasında olan alandan sanığın mağdura doğru el işaretleri yaptığı, ardından sanığın tek başına merdivenlerden çıkarak ayrıldığı belirtilmiştir.
3-Sanık, tevil yollu ikrar içeren savunmada bulunmuştur.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, mağdur çocuğu sadece olay sırasında tuttuğu, onun dışında mağdur çocuğun hürriyetini tahdit edecek herhangi bir eyleminin olmadığı kabul edilerek atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, mağdur çocuğu zemin kattaki kapıcı odasının önünden bileğinden tutarak asma katta bulunan kapıcı dairesinin önüne çıkardığı, burada tekrar mağdurla birlikte asansöre binmek istediği, mağdurun sanığa direnip elinden kurtularak tekrar zemin kata indiği ve buradan asansöre binerek ikametine gittiği kabul edilerek atılı suçun unsurlarının oluştuğu gerekçesiyle beraat kararı kaldırılarak atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmiştir.
1-T.C. Anayasasının 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir. Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un (6284 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve Kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir. 5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan ... vekilinin vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Olaylar ve olgular bölümünde belirtilen hususlar ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine yönelik Mahkemenin suçun sübutu ve kabulünde isabetsizlik görülmemiş olup yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan ilgili Bakanlık vekili, katılan ... vekili ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 18.11.2020 tarihli kararına yönelik katılan ilgili Bakanlık vekili, katılan ... vekili ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.02.2024 tarihinde karar verildi.