Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A-İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.02.2016 tarihli ve 2015/496 Esas, 2016/57 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

B-Dava dosyası yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 25.01.2021 tarihli, 2016/151247 sayılı ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

Sanık müdafii temyizinde özetle; İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında aynı dönemde sahte çıkan çekle ilgili devam eden yargılamada tanık sıfatındaki H.A.K.nın sanık konumunda olduğu, bu davanın bekletici mesele yapılması, bu şekilde düzenlenmiş ve ödenmiş başkaca çeklerin bulunup bulunmadığının bankadan araştırılmadığı, sanığın önceden de tanık H.A.K.ye çek kırdırma işlemi yaptırdığı, çekin ilk bakışta sahte olduğunun anlaşılamadığı, suç işleme kastından bahsedilemeyeceği, sanığın çeki aldığı kişiyi de ismen tanımadığı, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu zira Mahkemece yalnızca bir daha suç işlemeyeceği kanaati oluşmaması gerekçe gösterilmiş ise de bunun gerekçelendirilmediği, sanığın yalnızca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sabıkası olup, bu para cezasının ödendiği, bu kaydın sabıka kaydından çıkarılması için yalnızca başvuruya dair şekli işlem kaldığı, bu mahkumiyetin bir daha suç işlemeyeceği kanaatini oluşturacak nitelikte olmadığı, karşı tarafın zararı olmadığı, zararı var ise de sanığın karşılanmaya hazır olduğu, mağdurların maddi zararlarının olmadığını müvekkilden şikayetçi olmadığını açıkça belirttiği gerekçeleri ile ve re'sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması istenmiştir.

1. Sanığın sahte düzenlenip imzalanmış çeki ciro ederek kullandığı iddia ve kabul edilmiştir.

2. Sanık özetle; çekin Mehmet adlı bir kişi tarafından kargo ile kendisine gönderildiğini, sahte olduğunu bilmediğini savunmuştur.

3. Mağdurlar özetle; çekle ilgileri olmadığını belirtmişlerdir.

4. Bilirkişi raporunda özetle; çekin sahte olup aldatıcılık niteliği bulunduğu, tanık Ayşe adına atılı imza ile sanık adına atılı 2. ve 3. ciranta imzalarının sanığın eli ürünü olduğu belirtilmiştir.

5. Banka tarafından aynı seri numaralı çek yaprağının Bankaya iade edildiği bildirilmiştir.

1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca dosya kapsamındaki çekin unsurlarının yer aldığı ve çekin aldatıcılık niteliğinin tespit edildiği bilirkişi raporundan ve duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendiren ve sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kuran Mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

2. Gerekçeli karar başlığında 10.11.2013 şeklinde yanlış gösterilen suç tarihinin, tanık H.A.'nın 07.01.2014 tarihli polis ifadesine göre bu tarihten 4-5 ay önce yani Ağustos/2013 tarihinde sanık tarafından tanığa verildiği göz önüne alındığında, Ağustos/2013 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3. Ancak;
a. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, suça konu çekin dosyada delil olarak saklanması yerine müsaderesine karar verilmesi,

b. Sanığın Mahkemece tekerrüre esas alınan İzmir (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/774 Esas, 2013/903 Karar sayılı mahkumiyetinin kesinleşme tarihinin 01.11.2013 olduğu, sanığın incelemeye konu davadaki suç tarihi ise her ne kadar gerekçeli karar başlığında, çekin keşide tarihi olan 10.11.2013 şeklinde gösterilmiş ise de suç tarihinin Ağustos/2013 olduğu, buna göre İzmir 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/774 Esas, 2013/903 Karar sayılı mahkumiyetinin tekerrüre esas alınamayacağı, adli sicil kaydında başkaca tekerrüre esas alınabilecek kaydı da bulunmadığının anlaşılması karşısında sanığa tekerrür hükümlerinin uygulanması nedenleri ile karar hukuka aykırı olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.02.2016 tarihli ve 2015/496 Esas, 2016/57 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan hak yoksunluklarına ilişkin paragrafa; “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı infaz aşamasında gözetilmek sureti ile” ibaresinin eklenmesi, hüküm paragrafındaki "Adli emanetin 2014/3899 " Kapalı mühürlü poşet içinde olduğu bildirilen İstanbul Anadolu CBS Adli emanetin 2013/17233 sırasında kayıtlı iken gönderilen T.C. Ziraat Bankasının 10.11.2013 tarihl...seri nolu 12.500,00 TL tutarlı 1 adet sahte çek"in TCK 54 maddesi gereğince müsaderesine" cümlesindeki "TCK 54 maddesi gereğince müsaderesine" ibaresi çıkartılarak yerinde "dosyada delil olarak saklanmasına" ibaresinin eklenmesi ve ayrıca, hüküm fıkrasında yer alan tekerrüre ilişkin kısımlar çıkartılmak suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.02.2024 tarihinde karar verildi.