Esastan ret

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Mercedes marka araçların yetkili satıcısı olduğunu, davacı ile davalı arasında 31.03.2015 tarihinde yapılan satış sözleşmesi ile .... Turk A.Ş Aksaray Kamyon fabrikası imalatı 80 adet, Aktirik Beyaz 2015 model ... 50 adet araçların alımı konusunda mutabakata varıldığını, bu sözleşme ile toplamda 130 adet araç alımı konusunda anlaşmaya varıldığını ve MBT'den %9,5 indirim sağlandığını, ancak davalının sözleşmeye aykırı olarak 130 araç yerine 12 adet araç satın aldığını ve bu durumda MBT'den uygulanması gereken indirimin %6 olduğunu, bu nedenle davalı tarafa sözleşmeye aykırı ve sözleşmede belirtilen yükümlülüklere aykırı davranarak alımı gerçekleştirmemiş olması nedeniyle araç başı %3,5 yani 2.590 euro olmak üzere toplam 12 araç için (fazladan alınmış olan indirim iadesi) 98.945,88 TL + KDV indirim iadesi faturası gönderildiğini, ilgili bedelin davacı tarafça ödendiğini, davalı tarafın MBT'nin söz konusu araçlar için verdiği indirimleri davacıdan fatura karşılığı istemesi sonucu oluşacak zararın davacının talebi ile nakden ve defaten şirket hesabına ödemekle yükümlü olduğu konusunda tereddütün bulunmadığını, ancak davacı tarafça davalı adına kesilen .... no.lu faturanın ödenmeyerek davacıya iade edildiğini, işbu nedenle İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesinin 2017/282 sayılı dosyasında takip başlatıldığı, ancak bu takibe yasal dayanaktan yoksun olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali, takibin devamı ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının taahhüdüne aykırı davrandığı ve bu sebeple davacı tarafça düzenlenen faturanında sözleşme kapsamına uygun görüldüğü ve takip konusu 112.075,55 TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazın haksız olduğu, aynı zamanda davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 117 nci maddesi uyarınca temerrüde düşürülmediği ve dosyada temerrüt ihtarınında bulunmadığı anlaşıldığından, işlemiş faiz talebinin dosya kapsamına uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanı kısmen kabulüyle takip dosyasının 112.075,55 TL alacağa yönelik yapmış olduğu itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmek suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, icra takibinde borcun sebebi ve dayanak belgesi olarak "21.12.2016 tarihli ....nolu faturaya konu indirim iade bedelini" belirtmiş; ödeme emri ekine de bu belgeyi eklediğini, bu bakımdan bu delil dışındaki hiç bir belge icra takip dayanağı yapılmadığından itirazın iptali davasında ileri sürülebilecek ve hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, mahkeme kararının dayanağını teşkil eden bilirkişi raporu incelendiğinde ise hesaplamaların sözleşme ve ticari defterler gibi icra takip dayanağı yapılmayan deliller üzerinden yapıldığını, bu delillerin takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılmayan belgelerden olduğundan huzurdaki davada ispat vasıtası olarak kullanılamayacağını, mahkemece bu yönün gözetilmediğini, davanın, cezai şarta bağlı bir talebe müstenit olup cezai şart asıl alacağa bağlı ve alacağın ferisi niteliğinde olduğunu, asıl alacağın ödenmesi durumunda cezai şarttan doğan talep hakkı saklı tutulmamış ise artık cezai şartın ileri sürülemeyeceğini, somut olayda davacının 12 adet aracı devrederken cezai şartı saklı tutmadığını, bu sebeple asıl alacak ödenirken saklı tutulmayan cezai şartın sonradan talep edilmesinin de mümkün olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında, akdedilen 31.03.2015 tarihli satış sözleşmesinin Fiyat başlıklı C bendinde 31/12/2015 yılı sonuna kadar davalının toplam 130 araç alım taahhüdü vermesi sebebiyle ana üretici Mercedes-Benz Türk A.Ş 'den(MBT) indirim alındığı ve 4140 ve 3340 tip araçlar için %9,5 indirim uygulandığı; diğer hükümler başlıklı G.9 maddesinde 31.11.2015 tarihine kadar alım taahhüdünü tamamlanmaması durumunda ihtara ve ihbara gerek kalmaksızın, üretici firma MBT 'nin araçlar için yapmış olduğu indirimlerin (beher araç için 5.000 euro) davacı Koluman'dan isteyip istememesine bağlı olmaksızın zararın oluştuğunun peşinen kabul edileceği ve ilk talep halende alıcı tarafından davacı satıcıya iade edileceği hususlarının düzenlendiği, taraflar arasında ihtilafsız olan sözleşme uyarınca davalının 31.12.2015 tarihine kadar toplam 130 araç alınacağı taahhüdü karşılığında davacının dava dışı üretici tarafından verilen ve satın alınan 12 araca uygulanan indirim oranının taahhüde uyulmaması halinde davalı tarafından iade edileceğine ilişkin sözleşmenin diğer hükümler başlıklı G.9 maddesindeki düzenleme cezai şart niteliğinde olmayıp davacının sözleşmede belirtilen sayıda araç satışı satışlarının gerçekleşmemesi nedeniyle üreticiye iade edilen indirim tutarı olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde görülmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesi uyarınca mahkeme ticari davalarda tarafların defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine re'sen karar verebilecek olup, taraflar arasında ihtilafsız olan ve davaya konu takip talebinde dayanak olarak gösterilen 31.03.2015 tarihli satış sözleşmesine dayalı olarak davacı tarafça dava dışı üretici şirkete yapılan ödemelerin ispatı ve tespiti için ticari defterlerin incelenmesinde usule aykırılığın bulunmadığı, somut olayda davalı sözleşmede taahhüt ettiği sayıda araç almadığı sabit olup, taraflar arasında ihtilafsız olan sözleşmenin G.9 maddesi uyarınca bu taahhüdü nedeniyle yapılan indirim bedelini iade etmekle sorumlu olduğu, bu durumda mahkemece sözleşme hükümleri uyarınca hesaplama yapan bilirkişi raporu uyarınca yapılan fazla indirim bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı olarak yapılan ve davacı tarafça ödenen indirim bedelinin, davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle davalıdan tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 117 nci maddesi ve 131 ve 179 uncu maddeleri,

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.