Esastan ret

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin belirtilen miktarda borcu olmadığını, icra takibinde borcun nasıl hesaplandığı anlaşılamadığından takibe itiraz edildiğini, faiz oranının fahiş olduğunu, hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, temerrütün oluşmadığını, takip ile temerrüte düşürüldüğünü savunarak davanın reddi ile %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın sadece 20.04.2017 tarihli sözleşmede kefil olduğu, davalı ...'ın ise davacı ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşmelerde kefaleti bulunduğu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacının davalılardan alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takip dosyasında 354.436,00 TL asıl alacak (davalı ... 118.860,56 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla), 13.234,74 TL temerrüt faizi, (davalı ... 4.790,08 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla), 661,73 TL BSMV (Davalı ...'ın 239,50 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) toplam 368.332,43 TL'lik alacağa (davalı ... 123.890,14 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) davalıların yaptığı itirazın iptali ile takibin belirtilen bu bedeller üzerinden devamına, devamına karar verilen asıl alacağın %20'si oranındaki 70.887,20 TL (davalı ... 23.772,11 TL'sinden sorumlu olmak üzere) icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kefil ...'ın 20.04.2017 tarihli sözleşme ve kefalete ilişkin ek protokol ile asıl borçlu lehine açılmış veya açılacak her türlü kredilerden doğmuş ve doğacak bütün borçlarından kefalet limitine kadar sorumlu olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini ve tüm kredilerden kefalet limiti kadar sorumlu bulunduğunu belirterek kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibin devamına karar verilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, borçlu olunmayan tutarların ödenmesini engellemek amacıyla ödeme emrine itiraz edildiğini, kötü niyet bulunmadığını, hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği hususunun değerlendirilmediğini, müvekkilleri aleyhine hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın müvekkilleri lehine kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine ek olarak Bölge Adliye Mahkemesince yapılan davalı ... kefaletinin asıl boçlunun doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olması hususunun sadece kefalet imzasının bulunduğu sözleşme için geçerli olduğu şeklindeki değerlendirmenin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkin açılan davada takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, davacının bu alacağı davalılardan talep edip edemeyeceği, davalıların icra takibine itirazının haksız olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra İflas Kanun'un 67 nci maddesi.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.