Esastan ret

Taraflar arasındaki marka iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; ... markasının tanınmış marka olarak Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRK PATENT) nezdinde müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının 06.07.2004 tarihli başvuru ile adına 34. sınıfta tescil ettirdiği ... markasını 15 yıldır kullanmadığını, anılan markanın mevcudiyetinin ... markasına ve müvekkiline zarar verdiğini ileri sürerek 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 9 ve 26 ncı maddesi hükümleri gereği 2004/20513 sayılı “...” markasının iptalini, sicilden terkinini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ... markası ile dava konusu ... markası arasında benzerlik olmadığını, 6769 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin markasını İran’da üretip kullandığını, Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/429 E. sayılı dosyası ile açılan aynı davanın 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 14 üncü maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği gerekçesiyle reddedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının TÜRK PATENT’in 2004/20513 sırasına kayıtlı ... ibareli markanın kullanıldığını kanıtlaması gerektiği halde Türkiye içerisinde markanın kullandığına ilişkin kanıt sunmadığı, İran'da kullanıma ilişkin beyanlarında kullanımın ülkesel olması gerekmesi nedeniyle yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına TÜRK PATENT 2004/20513 sırasına kayıtlı markanın kullanılmama nedeni ile iptaline ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının taraf ehliyetinin bulunmadığını, markaların birbirlerine benzemediğini, dava konusu işaretin müvekkilinin çözüm ortağı tarafından kullanıldığını, bu hususta İran Mahkemesince verilen kesinleşmiş karar bulunduğunu, sundukları belgelerin değerlendirilmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin markayı eksport ihracatlarında ve İran’daki fabrikasında ürettiği ürünlerinde kullandığını, aynı minvaldeki davanın reddedildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait “...” markasının, TÜRK PATENT nezdinde ilk olarak 10.07.1973 tarihinde sicile tescil edildiği, davalı adına tescilli olan “...” markasının ise, 06.06.2005 tarih ve 2004/20513 tescil numarası ile 34. sınıfta (tütün ve tütün mamülleri) tescilinin sağlandığı, davalının markasını kullanım külfetinin bulunduğu, davacının da, tescilli markanın kapsamıyla aynı alanda ticari faaliyeti nedeniyle, bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, kullanmama nedenine dayalı işbu davada dava konusu markayı kullandığını ispat yükünün davalı tarafa ait olduğu, davalıya ait markanın 2005 yılında tescil edildiği, davalı tarafından adına tescilli olan markanın eksport ihracatlarında ve İran'da üretilen ürünlerde kesintisiz olarak kullanıldığı savunulmuş ise de, buna ilişkin olarak sunulan belgelerin, markanın Türkiye'de markasal olarak, fiilen kullanıldığını ispatlamadığı, dava tarihinden geriye doğru beş yıl boyunca markanın, ülke çapında kesintisiz olarak kullanıldığının davalı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; zarar gören ilgili kişi sıfatını taşımayan davacının taraf ehliyetinin bulunmadığını, markaların birbirlerine benzemediğini, dava konusu işaretin müvekkilinin çözüm ortağı tarafından kullanıldığını, bu hususta İran Mahkemesince verilen kesinleşmiş karar bulunduğunu, müvekkilinin yurt içi ve dışında ortağı vasıtasıyla ihracat- ithalat işlemlerinin tamamında kullanımı gerçekleştirdiğini, sundukları belgelerin değerlendirilmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin markayı eksport ihracatlarında ve İran’daki fabrikasında ürettiği ürünlerinde kullandığını, aynı minvaldeki davanın reddedildiğini, davacının tekel oluşturmayı amaçladığını, ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep ettiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, marka iptali istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi, 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve ikinci fıkrası.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.