Esastan ret
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzden kaynaklanan tespit ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "en yüce değer bilgi, en üstün hizmet insana hizmettir" markasının sahibi olduğunu, davalının http://vitalehastanesi.com adresinde müvekkili vakfa ait markayı kullandığını, müvekkilinin davalı şirketle herhangi bir ilişkisi bulunmadığı gibi markanın bu şirket tarafından kullanımına da muvafakati bulunmadığını ve davalı yanın bu kullanımının müvekkili haklarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek davalının davacının 2017/10146 sayılı “en yüce değer bilgi, en üstün hizmet insana hizmettir“ markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markaya tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulmasına ve ortadan kaldırılmasına, davalıya ait www.vitalehastanesi.com adresinde yer alan marka kullanımına son verilmesine ve 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; işbu davaya ilişkin dilekçenin taraflarına tebliğ edildiği tarihin hemen ertesi günü, müvekkili hastanenin web sitesinden “en yüce değer bilgi, en üstün hizmet insana hizmettir” ibaresinin çıkartıldığını, dolayısıyla davacının dava dilekçesinde talep ettiği tecavüz eden fiillerin durdurulması ve ortadan kaldırılması talebi konusuz kalmış olduğunu, yasa gereğince bir markanın, dürüstçe ve hayatın olağan akışı içerisinde hizmetin türüne ve kalitesine ilişkin olarak açıklama şeklinde kullanılmasına yasal engel olmadığını, yasa ile bu konuda istisna tanındığını ve ayrıca davacı tarafça istenilen manevi tazminatın bir dayanağı bulunmadığını, tarafların uzmanlık alanlarının farklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı marka kullanımının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin beşinci fıkrasına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının müvekkiline ait markayı izinsiz olarak kullandığını, bilirkişi raporunda davalının dava konusu markayı 23.03.2018 tarihinden sonra kullanmadığı tespit edilmiş olmasına rağmen, tespit tutanağına göre davalının 26.03.2018 tarihinde de kullanımın bulunduğunu, bu durumun raporda çelişki oluşturduğunu, bu rapora dayanarak karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "En Yüce Değer Bilgi, En Üstün Görev İnsana Hizmettir" ibareli markada geçen ifadenin evrensel nitelikli bir ifade olduğu, davacı ile birlikte tıbbi hizmetler sektöründe faaliyet gösteren davalının bu markayı, hizmetin tanıtımı amacı ile kullandığı, Bakırköy 40. Noterliği'nin 26.03.2018 tarih ve 08731 yevmiye numaralı e-tespit tutanağının ekindeki internet adresi görsellerinde tespit edilen "En yüce değer bilgi, en üstün görev insana hizmettir inanç ve anlayışı bizim için bir yaşam felsefesi ve tarzıdır." şeklindeki kullanımın, markanın sahibi olduğu izlenimi yaratmadığı, bir hizmet anlayışından hareket edildiğinin vurgulandığı, diğer yandan tarafların tıbbi hizmetler sektöründe faaliyet gösterdiği, davacı adına tescilli markanın da tıbbi hizmetler sınıfında tecilli olup, dava konusu markanın ticari hayatın olağan akışı içinde dürüstçe kullanıldığı, nitekim bilirkişi raporundaki tespitlere göre, güncel kullanımın da bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ile manevi tazminata ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanunun 7 nci maddesi.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.