Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkındaki cezanın üst sınırdan kurulması ve eşya değerinin fahiş olduğu dikkate alınarak artırım yapılması gerektiğine, paraya çevirme koşullarının oluşmadığına, araç müsaderesi hakkında hüküm kurulmamasının hukuka aykırı olduğuna ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
Suç tarihinde, sanığın sevk ve idaresindeki aracın, güvenlik güçlerince yol uygulamasında durdurulması sonucu yapılan önleme aramasında, aracın akaryakıt deposunda ulusal marker seviyesi geçersiz 500 lt motorin cinsi akaryakıt ele geçirilmiştir.
Sanık hakkında, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kcaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/10. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında; suça konu akaryakıtı aracında kullanmak için bulundurduğunu, kaçak olduğunu bildiğini, ticari amacının olmadığını beyan etmiştir. Suça konu motorinin ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğuna ilişkin 11.08.2013 tarihli Ulusal Marker Tespit Tutanağı dava dosyasında mevcuttur.
Sanığın suç tarihinde şoförlüğünü yaptığı ticari nitelikteki kamyon cinsi aracının deposunda ticari miktarda kaçak akaryakıt ele geçirilmiş olması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11-son cümle delaletiyle anılan Kanunun 3/5, 3/10 madde ve fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde;
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesi ile 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2. maddeleri somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken karma uygulama yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
1.Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmalık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62 inci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Yasanın 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, sanığa dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarı yatırması halinde hakkında 5607 sayılı Kanun'un beşinci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanabileceği ve bu kapsamda verilecek cezada 1/2 oranında indirim yapılabileceği ihtarı yapılarak sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, usulüne uygun ihtarat yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi,
2.Sanık hakkında, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin 10. fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı halde, ek savunma hakkı tanınmadan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi,
3.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/4. maddesi gereğince, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilebileceğinin ihtarı ile yetinilmesi gerekirken adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrileceğinin sanığa bildirilmesi şeklinde karar verilmesi suretiyle infazda yetkinin kısıtlanması,
4.Doğrudan verilen gün adlî para cezasının paraya çevrilmesi sırasında bir günlüğün 100,00 TL olarak belirlenmesine karşılık aynı gerekçelerle kısa süreli hapis cezasından çevrilen gün adlî para cezasının paraya çevrilmesi sırasında günlüğün 20,00 TL olarak belirlenerek hükümde çelişki oluşturulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 25.04.2024 tarihinde karar verildi.