İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.02.2018 tarihli ve 2017/538 Esas, 2018/102 sayılı kararı ile; sanık hakkında terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan, 3713 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesi kararının sanık tarafından istinafı üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 16.06.2020 tarihli ve 2018/961 Esas, 2020/434 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanık tarafından temyizi üzerine, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.03.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanığın temyiz istemi;
1. Telefonunu kullanması için vermiş olduğu arkadaşları tarafından paylaşımların yapılmış olabileceğine,
2. Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/890 Esas sayılı dosyasında aynı paylaşımlardan dolayı dava açılmış olduğuna,
3. Sair temyiz nedenlerine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık hakkındaki istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına uygun kabule göre;
Propaganda suçu teşkil etmeyen 12.09.2016 tarihli paylaşımın hükme esas alınamayacağının gözetilmemesi, ayrıca suç teşkil eden diğer paylaşımlar nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen artırımın asgari orandan tayin edilmesi nazara alındığında bu husus sonuca etkili görülmeyerek bozma sebebi yapılmamıştır.
Terör örgütü propagandasını yapmak suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, incelenen dosyaya göre terör örgütü propagandası yapmak suçundan verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz taleplerinin reddine, ancak;
1. Tayin olunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca artırım yapılarak belirlenen "1 yıl 18 ay" hapis cezası üzerinden aynı Kanun'un 62 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca indirim yapılırken "1 yıl 13 ay" yerine hapis cezasının "2 yıl 1 ay" olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
2. Zincirleme suç hükümleri kapsamında sanığın Facebook hesabında son paylaşımda bulunduğu tarihte teselsül kesileceğinden İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli karar başlıklarında suç tarihinin "15.05.2016" yerine "12.10.2017" olarak yazılması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 16.06.2020 tarihli ve 2018/961 Esas, 2020/434 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği, İlk Derece Mahkemesi kararında hüküm kısmının dördüncü maddesindeki "2 yıl 1 ay" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "1 yıl 13 ay" ibaresinin yazılması ve gerekçeli karar başlıklarındaki suç tarihi kısımlarından "12.10.2017" ibaresinin çıkartılarak yerlerine "15.05.2016" yazılması suretiyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.