Taraflar arasında itirazın iptali şeklinde görülen rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 27.04.2003 tarihinde davalı ...'nin neden olduğu kaza sonucunda yaralanan dava dışı ...'e 18.758,00 TL ödeme yapıldığını, ödemenin rücusu için başlatılan icra takibine trafik sigortasız aracın sürücüsü ve maliki davalılar tarafından haksız olarak itiraz edildiğini belirtilerek itirazın iptali ile takibin devamını ve alacağın %40'ından aşağı olmayacak şekilde icra inkar tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu aracı diğer davalı ...'ye sattığını ve zilyetliğini devrettiğini, o tarihten bu güne kadar da Fahri tarafından kullanılmakta olduğunu, aracın işleteni olmadığını, tazminattan sorumlu olmadığını, dava dışı yaralı ...'e fazla ödeme yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde; kazada kendisinin hiçbir kusur ya da sorumluluğunun bulunmadığını, dava dışı ...'in yaralanmasından dolayı yapmış olduğu tüm tedavi giderleri, hastane masraflarının kendisi tarafından ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemenin 27.02.2014 tarihli ve 2007/938 Esas, 2014/111 Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile takibin 5.217,00 TL üzerinden devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 14.05.2019 tarihli ve 2016/13984 Esas, 2019/6059 Karar sayılı kararı ile; "Raporlar arasında açıkça bir çelişki bulunduğu, Adli Tıp Genel Kurulu'ndan kaza tarihinde yürürlükte olan Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne uygun, tarafların itirazlarını karşılar nitelikte ve çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınarak usuli kazanılmış haklara da dikkat edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmasının doğru görülmediği " gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Mahkemenin 01.12.2021 tarihli ve 2019/726 Esas, 2021/1249 Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile Şanlıurfa 2. İcra Müdürlüğü'nün 2007/2230 nolu takip dosyasında davalıların 5.217,00 TL alacak yönünden itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, söz konusu alacağa takip tarihi olan 27.07.2007 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacının icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen (bozma üzerine verilen) kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili, müvekkili kurumun mağdur ...'in Şanlıurfa Devlet Hastanesi'nden alınan 21.12.2006 tarihli %28 oranındaki sakatlığına ilişkin resmi maluliyet raporuna istinaden ödeme yaptığını, ödeme yapılan tarihten bugüne mağdurun iyileşmesinin doğal olduğunu, Adli Tıp Kurumu raporunda Şanlıurfa Devlet Hastanesi'nden alınan 21.12.2006 tarihli %28 oranındaki sakatlığına ilişkin maluliyet raporunun değerlendirmediğini, mağdurun iyileşme payınının dikkate almadığını, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, dosyada kusur yönünden birbirinden farklı kusur oranlarını içeren iki ayrı bilirkişi raporu bulunduğunu, çelişkinin giderilmesi gerektiğini, mağdurun Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet dökümlerindeki kazançlarına göre hesaplama yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

dava dışı 3. kişiye ödeme yapan ...'nın ödediği bedelin, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve ... Yönetmeliği gereği davalı araç maliki ve sürücüsünden rücuen tahsili istemine dayalı açılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesi, ... Yönetmeliği.

Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Bozma sonrası mahkemece verilen kararın bozmaya uygun olması, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;
Davacı vekilin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.