İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasında İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı yargılamanın iadesini talep eden davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, yargılamanın iadesini talep eden davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dava dilekçesinde, davacılar ... ve arkadaşlarının açmış olduğu dava sonucu Köprülü ... Paşa Vakfının vakıf evladı olduğuna karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davacıların iddia etmiş olduğu secerenin doğru olmadığını, davalının büyük dedesi Sefer ve eşi ...'nın üstünde yer alan kişiler ile soy bağının bulunmadığını, Padişah 3. ...'in üç tane ... isminde kızı olduğunu, bu kızlarının 2,7 ve 8 yaşlarında henüz ergen olmadan öldüklerini, mahkemece kabul edilen talebin tamamen kurmaca olduğunu, davacıların vakıf kurucusu Köprülü ... Paşa'nın torunu olmasının mümkün olmadığını, iddia edilen soybağlarının doğru olduğuna ilişkin bilgi ve belge ortaya koyulamadığını, davacıların 100'e yakın dosya ile Osmanlı döneminden kalan ve bugün davalı idare nezaretinde varlığını devam ettiren vakıfların tamamına yakın kısmının vakıf evladı olduğunun tespit edilmesini ve bu vakıfların gelirlerinden yararlandırılmasını talep ettiğini, iddia edilen soy bağının ne vakıf kayıtlarında yer alan eski şeriye ilamlarına ne bilimsel ve tarihsel bilgilerine ne de nesep bilimi verilere uygun olup olmadığının tartışılmadığını ve bir önceki karara atıf yapılarak tespit kararları verildiğini, davacıların talepte bulunduğu vakıflara ulaşmak için işine geldiği şekilde iddialarda bulunduğunu, bir davada ileri sürmüş olduğu secerenin diğer davada farklı bir hale büründüğünü, davacının farklı davalarda farklı iddialarla ortaya çıktığını, bu iddialarının birbiriyle ile ve de en önemli resmi kayıtlar ile bilimsel verilerle çeliştiğini belirterek İstanbul 9. (Beyoğlu 3. AHM) Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.11.2001 tarihli ve 2001/605-2001/700 sayılı ilamı sayılı kesinleşen kararının 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 445 vd. hükümlerine göre yargılamanın yenilenmesine ve kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunun davalı ...'nün yargılamanın yenilenmesine gerekçe olarak gösterdiği Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/508 Esas, 2006/137 Karar sayılı dosyasında görülmekte olan davada vakıf evlatlığının tespiti kararı açısından bir dayanak teşkil etmediği, Vakıflar Genel Müdürlüğünce Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/508 Esas ve 2006/137 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere davacılardan ...'ın üst soyunda yer alan Sefer ve onun üst soyunda yer alanlarla soybağının bulunmadığını, seçerenin doğru olmadığını iddia etmekle birlikte, sadece ...'ın Vezir Köprülüzade Hafız ... Paşa Vakfının mütevelliliğine müstehik olduğunun tespitine ilişkin Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.06.2002 tarihli ve 2002/139 Esas ve 2002/453 Karar sayılı karara dayanak olan ve ...'ın Köprülüzade ... Hafız ... Paşa Vakfı evladı olduğunu tespit eden Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.01.2002 tarihli ve 2001/241 Esas ve 2002/18 Karar sayılı kararının da halen geçerliliğini koruduğu, yargılamanın yenilenmesini talep eden Vakıflar Genel Müdürlüğünün davacıların vakıf evladı olmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375 ve 376 maddeleri kapsamında tahdidi olarak sayılan yargılamanın iadesi sebebinin varlığını ispat edilemediği gerekçesi ile yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir.

Yargılamanın iadesini isteyen davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalı tarafın, yargılamanın iadesi talebine dayanak olarak gösterdiği sebeplerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375 nci maddesi kapsamında kalmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Yargılamanın iadesini isteyen davalı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Dava, davacıların galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğuna dair kesinleşmiş hüküm nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371'inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup yargılamanın iadesini isteyen davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.