Esastan ret
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017/98924 nolu “...+ŞEKİL” ibareli marka tescil başvurusunun, davalı şirketin 2014/49186 nolu "..." ibareli markasına dayalı itirazı üzerine, YİDK’nın 2019-M-6580 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa itiraza dayanak markanın tescil sınıfları arasında 29. sınıfın bulunmadığını, yine itiraza mesnet markanın tescil sınıfları arasında bulunan 35. sınıfın ise 1-34 sınıfları arasında sayılan tüm emtiaların toptan veya perakende satışına ilişkin hizmetlere yönelik olduğunu, bu şekilde tescilin 1-34 arasındaki emtialara ilişkin koruma sağlamayacağını, aksi halde 1-34 arası tescil almak yerine, sadece 35. sınıfta tescil alınmasının yeterli olacağını, müvekkilinin 29 ve 43. sınıflarda “...” ve “...” ibareleri üzerinde üstün ve gerçek hak sahipliğinin bulunduğunu, müvekkilinin daha önceden 2005/36761, 2005/59134,2006/39097 sayılı “...” ve “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, ancak 10 yıllık yenileme sürelerinin unutulduğu için bu tescillerin yürürlükte bulunmadığını, davalının itiraza konu marka başvurusunun ise 2014 yılında yapıldığını, dolayısıyla müvekkiline ait markalar yürürlükte iken benzer bulunmayan markaların daha sonradan benzer bulunmasının hakkaniyetli olmayacağını, müvekkilinin aynı zamanda 2013 ve 2017 tarihli ve halen yürürlükte olan “...” ibareli markalarının da bulunduğunu, esas unsuru aynı olan seri markaların tescillerinin engellenemeyeceğini, ayrıca davalı muterizin 29 ve 43. sınıflarda herhangi bir kullanımının olmadığını, markalar arasında kavramsal farklılık bulunduğunu, müvekkiline ait markanın “imrenilecek et”, “imren” anlamına geldiğini, müvekkiline ait 2005 yılından bu yana 29,35,43. sınıflardaki markaların neden dikkate alınmadığının açıklanamadığını, davalı muterizin kırtasiye sektöründe, müvekkilinin ise gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, markaların görsel olarak da benzer olmadığını ileri sürerek davalı TÜRK PATENT YİDK kararının iptalini talep etmiştir.
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Diğer davalı cevap dilekçesinde; davacı tarafın “...+Şekil” ibaresinin kendileri adına tescilli olduğuna yönelik iddialarının gerçeği yansıtmadığını, “...” ibaresinin müvekkili adına uzun yıllardır tescilli ve kullanılan bir marka olduğunu, davacıya ait marka başvurusunda esas unsurun “...” ibaresinden oluştuğunu, müvekkiline ait itiraza mesnet markanın da esas unsurunun aynı ibare olduğunu, bu durum karşısında markaların görsel ve işitsel olarak benzer bulunduğunu, müvekkiline ait itiraza mesnet markanın sadece 43. sınıfta değil aynı zamanda davaya konu marka başvurusunda bulunan 29. sınıftaki malların satışına yönelik 35. sınıftaki hizmetlerde de tescilli olduğunu, davacı tarafından markalarının yenilenmemiş olmasının hukuken himaye edilebilir bir hak tanımadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile redde mesnet alınan 2014/49186 sayılı markanın 03.07.2015 tarihinde tescil edildiği, dava konusu marka başvurusunun 03.11.2017 tarihinde yapıldığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava konusu marka başvurusunun yapıldığı tarihte, itiraza mesnet markanın Türkiye'de en az 5 yıldır tescilli olmadığı anlaşıldığından, davacı tarafından ileri sürülen kullanmama def'inin hüküm ve sonuçlarını doğurma kabiliyetinin bulunmadığı, davaya konu marka başvurusundan çıkartılmasına karar verilen “43. sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” ile redde mesnet alınan markanın koruma kapsamında bulunan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." hizmetlerinin aynı, aynı tür ve benzer hizmetler olduğu, davaya konu marka başvurusundan çıkartılmasına karar verilen 29. sınıftaki emtiaların birebir aynılarının, itiraza mesnet markanın koruma kapsamı altında bulunmadığı, itiraza mesnet markanın 35. sınıfta 29. sınıfa dahil emtiaların pazarlanması hizmetlerini de içerir tescil koruması bulunsa da, 35.sınıfta verildiği belirtilen mağazacılık hizmetinin birbirlerinden farklı birçok emtiaları kapsayacak şekilde düzenlendiği, 35. sınıftaki mağazacılık hizmeti bakımından satışa arz edilecek malların sınırlandırılmasının yapılmaması halinde, dava konusu marka başvurusunda bulunulan ve somutlaştırılan emtia ile benzerlik bulunup bulunmadığı hususunun, bu emtiaların pazarlanması hizmeti için kullanıldığı veya bu kapsamda ciddi girişimlerde bulunulduğunun kanıtlanması şartına tabi olduğu, davalı şirketin 35. sınıfta bulunan mağazacılık hizmeti bakımından davaya konu 29. sınıftaki emtiaların bu hizmet altında pazarlandığı veya pazarlanmasına yönelik ciddi girişimde bulunduğu hususunu ispatlayamadığı, bu nedenle mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda belirtilen kanaatin aksine olarak, davaya konu 29. sınıfta bulunan emtialar ile davalı şirkete ait redde mesnet marka kapsamında 35. sınıfta 29. sınıf emtiaların pazarlanmasına ilişkin hizmetler arasında emtia benzerliği bulunduğundan söz edilemeyeceği, ancak davalı şirkete ait 43. sınıfta bulunan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." ile davaya konu marka başvurusu kapsamında bulunan 29. sınıfa ait emtiaların benzer oldukları, sonuç olarak dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet marka arasında emtia benzerliğinin bulunduğu, ibareler yönünden de “...” ibaresinin dava konusu markaya eklenen farklara rağmen genel imaj içerisinde kaybolmaması ve bütünsel varlığını halen korumaya devam etmesi, markanın tescil sınıfları da göz önüne alındığında “ET” ve “...” unsurlarının markaya ayırt edici bir karakter eklememesi, ortalama tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, önceden bildiği ve tanıdığı davalı şirkete ait markalar ile davacının başvuru konusu markasını birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması, tüketicinin iki ayrı marka ile karşı karşıya kaldığını fark etse dahi her iki markanın da aynı iktisadî veya idarî kaynağa ait olduğu yanılgısına düşebilecek olması karşısında, tüm emtialar bakımından 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası bağlamında iltibas ihtimalinin bulunduğu, davacıya ait önceki tarihli 2005/36761, 2005/59134 ve 2006/39097 sayılı markaların yenilenmediği ve hükümden düştüğü, marka başvuru tarihi itibari ile bu markaların tescil koruması altında bulunmamaları nedeniyle davacının müktesep hak iddiasına mesnet teşkil edemeyecekleri, davacının önceki tarihli diğer tescilli markalarının içinde en eski tescil tarihli olanının 2013/62256 sayılı markası olduğu, bu markanın başvurusunun 2013 yılına ait bulunduğu, dava konusu markanın başvuru tarihi olan 03.11.2017 tarihi dikkate alındığında, önceki tarihli markanın en az 5 yıldır tescilli olduğundan söz edilemeyeceği, davacının önceki tarihli markalarının hiç birinin, başvuru tarihi itibariyle en az 5 yıldır tescilli olmaları gerektiği koşulunu sağlamadığı, gerçek hak sahipliği iddiasının ise davacının marka başvurusuna karşı, davalı şirketin ileri sürdüğü itiraz üzerine, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü kapsamında yapılacak değerlendirmede dikkate alınamayacağı, bu nedenle davalı kurumun bu yönde davacı lehine bir değerlendirmede bulunmamasında hukuka aykırı bir yön olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin “...”, “...”, "KIRMIZI İNCİ ..." ibareli seri markaları ile "et ürünleri imalatı, satışı ve restoran hizmetleri" alanında 29,35,43. sınıflarda 2004 yılından beri İstanbul'da faaliyet gösterdiğini, 2005 yılından itibaren de bir kısmı yenilenmesi unutulmuş birçok marka tescil başvurularının yapıldığını, davalı şirketin redde mesnet markalarının kapsamında 29. sınıf malların bulunmadığını, bu sınıfta bir kullanımının da olmadığını, 35/6. sınıf hizmetlerle 29. sınıf malların benzer sayılamayacağını, 29. sınıf ile 43. sınıf arasında benzerlik bulunduğu iddiasının da kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin 29 ve 43. sınıflarda üstün ve gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin 2013 tarihli markalarına dayanarak korumasını devam ettirdiğini, tarafların markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik ve iltibas ihtimalinin bulunmadığını, mahkemece kurulan hüküm ve gerekçe kısımları arasında da çelişkilerin bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibareler arasında, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas bulunduğunun açık olduğu gibi, davacının marka tescil başvurusu kapsamında yer alan 43. sınıf hizmetlerin, davalı şirketin marka tescilinin kapsamında da aynen yer aldığı, davacının 29. sınıftaki mallarının da davalının 43/1. sınıfta yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" ile ilişkilendirilebilecek mal ve hizmetlerden oldukları, işletmesel bağlantılandırma riskinin yüksek olması nedeniyle davacının markalarının kapsamındaki ürün ve hizmetlerle davalının markasının kapsamındaki bu malların ve hizmetlerin benzer tür olduğunun kabul edilmesinin gerektiği, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının ise marka başvurusunun reddine ilişkin Kurum kararının iptaline ilişkin işbu davada tartışılmasının mümkün olmadığı, diğer bir deyişle gerçek hak sahipliğinin ancak marka tescil başvurusuna itiraz hakkı sağlayacağı, bunun dışında marka hukukunda tescilde teklik ilkesi söz konusu olduğundan, kendisinden önce tescilli bir marka mevcutken, öncelik hakkına dayanarak tescilsiz bir markanın tesciline imkan vermeyeceği, somut uyuşmazlıkta da davacının başvuru sahibi olduğundan, davalı tarafın itiraza dayanak markası hükümsüz kılınmadıkça, davacının başvurusunun “gerçek hak sahipliği” iddiasıyla çekişmeli mallar üzerinde tescilinin mümkün olmadığı, davacıya ait önceki tarihli 2005/36761, 2005/59134 ve 2006/39097 sayılı markaların yenilenmediği ve hükümden düştüğü, marka başvuru tarihi itibari ile bu markaların tescil koruması altında bulunmamaları nedeniyle davacının müktesep hak iddiasına mesnet teşkil edemeyecekleri, davacının önceki tarihli diğer tescilli markalarının içinde en eski tescil tarihli olanının 2013/62256 sayılı markası olduğu, bu markanın başvurusunun 2013 yılına ait bulunduğu, dava konusu markanın başvuru tarihi olan 03.11.2017 tarihi dikkate alındığında, önceki tarihli markanın en az 5 yıldır tescilli olduğundan söz edilemeyeceği, dolayısıyla davacının önceki tarihli markalarının hiç birinin, kendisi yararına kazanılmış hak yaratma koşulunu sağlamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.