BOZMA ÜZERİNE
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kasten yaralama suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/2.3c 43,109/2,3-f,5,43 ve 86/2,3e maddeleri uyarınca açılan davada yapılan yargılama sonucunda sanığın anılan maddelere uyarınca çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 30 yıl, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 7 yıl 6 ay ve kasten yaralama suçundan 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi, 25.12.2018 tarih ve 2018/2206 Esas 2018/2206 Karar sayılı kararı ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından istinaf başvurularının esastan reddine, kasten yaralama suçu yönünden mahkûmiyet kararının hükümden çıkarılarak beraatine şeklinde düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin kararının temyizi üzerine. Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi 05.02.2020 tarihli kararı ile eksik araştırma nedeni ile bozma kararı verilerek dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi üzerine İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi 13.07.2021 tarih ve 2020/74 Esas ve 2021/227 Karar sayılı kararı ile bozma ilâmında belirtilen eksikliğin giderilerek sanığın aynı şekilde cezalandırılmasına dair verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi 01.12.2021 tarihli ve 2021/24017 Esas ve 2021/9493 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan delil yetersizliği nedeni ile beraat kararı verilmesi ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden dosyada sanığın suçları hile, cebir ve tehdit ile işlendiğine dair delil bulunmadığı ve mağdurenin de suç tarihinde on yedi yaş içinde olması nedeni ile sübut bulan eylemlerinin reşit olmayanla cinsel ilişki ve çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçlarını oluşturduğu belirtilerek bozma kararı verdiği anlaşılmıştır.
3. Bozma ilâmı üzerine İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi 07.06.2022 tarihli ve 2022/61 E, 2022/254 K. sayılı ilâmı ile sanığın kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan 5237 sayılı Kanun'un 104/2 ve 43 maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan aynı Kanun'un 234/3,52 maddesi uyarınca 1800 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Mağdurenin beyanlarının olayın intikalinden beri değişmediğine, sanığın da tevilli olarak olay örgüsünü kabul ettiğine, yalnız cinsel istismarı kabul etmediğine, bu tür suçların ispatının çok zor olduğuna, sanığın kasten yaralama, çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığın eyleminin çocuğun istismarı suçu oluşturduğuna, Mahkemenin suçun niteliğini yanlış belirlediğine, ayrıca eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma olduğuna, yaralamadan beraat kararı verilmesinin hatalı olduğuna, üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
C. Sanığın Temyiz İsteği
Hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi için somut delil bulunmadığına, mağdurenin Kasım 2015 yılında İstanbul'a geldiğine, raporunun ise bundan 2 ay sonra alındığını ve eski yırtıktan bahsedildiğine, İstanbul'a yanına geldiğinde on sekiz yaşında olduğuna, karar verilecekse bu durumun nazara alınması gerektiğine ilişkindir.
D. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdurenin tüm beyanlarının soyut iddia ve senaryo olduğuna, mağdureyi hiçbir zaman yalnız Çakırlar denen yere götürmediğine, gittiklerinde yanlarında kardeşlerinin de olduğuna, mağdurenin ünlü olma hayali ile davrandığına, beyanında sevdiği bir erkek olduğunu söylediğine, erkek arkadaşı ile yaşadıklarını sanığın üzerine attığına, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanması ve 62. maddesinin uygulanmamasının yasal olmadığına, mağdurenin raporunda yırtığın eski olduğu belirtildiğine ama tarihin olmadığına, sanık hakkındaki mahkûmiyet kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.
A. Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki ve Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından Mahkemece kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili, sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 ncimaddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarıncaMahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.