Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı 3. kişi vekili, müvekkili şirkete ait işyerinde haciz yapıldığını 08/08/2012 tarihinde haczedilen mallar ile 25/09/2012 tarihinde dosyaya ihtirazı kayıtla ödenen 10.000,00 TL ile ilgili olarak istihkak iddiasında bulunduklarını, müvekkili şirketin alacaklıya herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenlerle öncelikle takibin durdurulmasına, ihtirazı kayıtla yapılan 10.000,00 TL ödemenin müvekkiline iadesine ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, bir başka takip dosyasında, dava konusu haciz adresinin borçluya ait olarak gösterildiğini, hatta bu hacizde borçlunun da hazır bulunduğunu ve yine bir başka takip dosyasında üçüncü kişi şirket yetkilisinin davalı borçluya icra kefili olduğunu, tüm bu hususların alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı hareket edildiğini gösterdiğini, sunulan delillerin de istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece, davalı-borçlunun davacı şirketin resmi ortağı olsa dahi şahsi borcu nedeniyle şirketin malvarlığının haczedilemeyeceği, bir başka dosyada yapılan hacizde borçlunun hazır bulunması ya da 3.kişi şirket yetkilisinin dosya borcuna kefil olmasının sonucu değiştirmeyeceği, somut olayda İİK'nun 97/a. maddesindeki mülkiyet karinesinin 3. kişi yararına olduğu, davalı alacaklının bu karinenin aksini kanıtlamaya yönelik delillerini dosyaya sunamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı alacaklının % 20 tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Hacizde borçlunun hazır bulunması ya da 3. kişi şirket yetkilisinin dosya borcuna kefil olması, çevredekilerin borçluya ilişkin haciz tutanağına yansıyan beyanları karşısında alacaklının kötüniyetli hareket ettiğinin kabulü hatalı olup, İstihkak davasının kabulü üzerine davacı üçüncü kişi yararına tazminata hükmedilebilmesi için İİK 97/15 maddesi uyarınca alacaklının kötüniyetinin gerçekleşmesi gerekir. Alacaklının, üçüncü kişinin istihkak iddiasına karşı çıkması kötüniyetli bir davranış olarak nitelendirilemez. Alacaklının kötüniyeti kanıtlanmadığından tazminatla sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, alacaklı vekilinin tazminata ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle' İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca hükmün tazminat yönünden BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesii gereğince Yargıtay Daire ilamınm/tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 28.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.