Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı üçüncü kişi vekili, hacze konu menkullerin müvekkili şirkete ait olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, haciz tarihi itibarı ile davalı borçlu şirketin tasfiye edildiğini, tüzel kişiliğinin ortadan kalktığını, bu nedenle haczin geçersiz sayılması gerektiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı ve borçlu şirket arasında ortaklık yapısı nedeni ile organik bağ bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda; borçlu şirket ile davacı şirketin unvanlarının dahi benzer olduğu, ortakları aynı kişiler olup, aynı alanda faaliyet gösterdikleri, borçlu ile organik bağı olan, ortakları aynı olan, aynı iş kolunda faaliyet gösteren 3. kişinin istihkak iddiasının haksız olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı 3. kişi vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, 16/11/2011 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilan ile haciz tarihi itibariyle borçlu şirketin tasfiyesinin tamamlandığı, haczin 10.10.2013 tarihinde gerçekleştirildiği, İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/127 Esas sayılı dosyasında borçlu şirketin ihyasının talep edildiği, Mahkemece, borçlu şirketin 10.10.2012 tarihinde ihyasına karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.02.2013 tarih 2013/385 Esas ve 2013/2445 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu ve halen derdest olduğu, ihya davasının sonucunun dava ehliyeti açısından eldeki istihkak davasının sonucuna etki edecek mahiyette olup bekletici mesele yapılması gerektiği anlaşılmakla, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyannca hükmün BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 28.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.