Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı 3. kişi vekili, borçlu ...'ın müvekkili şirketin hissedarı ve çalışanı olduğunu, borçlunun şahsi borcundan dolayı müvekkili şirketin mallarının haczedildiğini, hacizlerin kaldırılmasına, % 40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz sırasında ve sonrasında borçlunun borcunu kabul ettiğini; ancak miktarını kabul etmediğini, borçlunun bizzat hazır olması ile gösterdiği yerlerde haciz işlemi yapıldığını, borçlu ...’ın şirket ortağı olmakla, kendisine karşı yapılacak icra takiplerinden kurtulmayı amaçladığını belirterek, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, mahcuzların davacı 3. kişi şirkete ait olduğunun sunulan belgelerle sabit olduğu, borçlunun şahsi borcundan dolayı şirket mallarının haczedilmeyeceği gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına hacizli malların değeri üzerinden hesaplanacak %15 oranındaki kötüniyet tazminatının davalı alacaklıdan alınarak davacı 3. şirkete verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- İİK’nun 97/15. maddesi gereğince alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için, öncelikle kötüniyetin varlığının ispatı gerekir. Mahkeme kararının gerekçesinde yer verilen 06/11/2013 tarihli hacze ilişkin Mahkemece verilen takibin devamı kararını tebliğ ettirmemiş olması ve yeniden haciz yapılması, alacaklının kötüniyetli olduğunu göstermeyeceği gibi, haciz işleminin takibe konu senet adresinde ve borçlu huzurunda gerçekleştirilmiş olması karşısında da alacaklının kötü niyetinden bahsedilmesi mümkün değildir.

Davalı alacaklının bilerek ve isteyerek istihkak iddiasına kötüniyetle karşı koyduğu kanıtlanamadığından, İİK’nun 97/15. maddesinde aranan yasal şartlar oluşmadığından davalı alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

(1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, alacaklı vekilinin tazminata ilişkin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 3 numaralı maddesindeki "Davacı tarafça bildirileni hacizli malların değeri olan 24.800 TL. üzerinden hesaplanacak % l5 oranındaki kötüniyet tazminatının davalı alacaklıdan alınarak davacı şirkete verilmesine," ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 423,55 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.