İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Selendi Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.05.2016 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kamu davası açılmıştır.

2. Selendi Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.09.2017 tarihli kararıyla sanık hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 6 yıl 20 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi, 20.03.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurularının, "TCK’nın 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 6 YIL 20 AY HAPİS CEZASI İLE CEZA LANDIRILMASINA,'' ibaresinin çıkartılarak yerine; ''A. 4- Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak TCK’nın 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 6 YIL 18 AY HAPİS CEZASI İLE CEZA LANDIRILMASINA'' ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

1. Müşteki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin temyiz isteği; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası uygulanmaksızın karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

2. Sanık müdafiinin temyiz istemi; suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

Dava konusu olay, sanığın 11.02.2016 tarihinde arkadaşı olan temyiz dışı sanık ... ile birlikte araçla imam nikahlı eşi olan mağdur ...'yı Ayvalık İlçesi, Çamoba Köyünden, mağdurun rızası dışında elinde bulunan silah ile zorla araca bindirmek suretiyle, babasına ait kulübeye bağladığı ertesi gün arkadaşının evine giderken yakalandığı iddiasına ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, eylemini temyiz dışı sanık ... ile birlikte gerçekleştirdiğinden birden fazla kişi ile ve suç tarihinde, çocuk olan mağdura yönelik işlendiği anlaşıldığından sanığın, mağduru rızası dışında cebir ve tehdit yoluyla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği kabul edilerek atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiş ve düzeltilerek istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.

A. Müşteki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin temyiz isteği yönünden;
Müşteki Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, mahkemenin 10.05.2017 tarihli duruşmadaki kararı ile davanın ihbar edilmesine karar verilmesine ve ihbar edilmesine rağmen, duruşmalara katılmadığı, katılma talebinde de bulunmadığı bu nedenle katılan sıfatını almadığından hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

B. Sanık müdafiinin temyizi yönünden;

1. Sanığın, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu cinsel amaçla gerçekleştirdiği gözetilmeden, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca belirlenen 8 yıl 12 ay hapis cezası üzerinden, aynı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince 1/6 indirim uygulanırken hesap hatası yapılarak "7 yıl 6 ay" yerine ''6 yıl 18 ay" olarak eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

3. Dosya kapsamına göre sanığın, imam nikahlı eşi olan mağduru, silahla araca bindirip babasına ait kulübeye bağladığı anlaşılmakla; olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, sanığın ikrar, mağdurun ve tanıkların beyanı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesince belirlenen cezada hukuka aykırılık bulunmadığından, sanık müdafiinin suçun unsurlarının oluşmadığına yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

A. Müşteki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin temyiz isteği yönünden;

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 20.03.2020 tarihli, 2019/451 Esas ve 2020/355 Karar sayılı kararına yönelik Bakanlık vekilinin temyiz isteklerinin, 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık müdafiinin temyizi yönünden;

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 20.03.2020 tarihli, 2019/451 Esas ve 2020/355 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Selendi Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.02.2024 tarihinde karar verildi.