SUÇLAR: Cinsel taciz, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve cinsel taciz suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Çaycuma Cumhuriyet Başsavcılığının 30.12.2018 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve cinsel taciz
suçlarından dava açılmıştır.
2.Çaycuma 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.11.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı suçlardan beraat kararları verilmiştir.
3.Üst Cumhuriyet savcısı ve Cumhuriyet savcısının istinaf talepleri üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 30.09.2020 tarihli kararı ile beraat kararları kaldırılarak sanık hakkında atılı suçlardan mahkumiyet kararları verilmiştir.
1-Sanığın temyiz istekleri, sübuta, suç unsurlarının oluşmadığına, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2-Katılan ilgili Bakanlık vekilinin temyiz isteği ise, vekalet ücretine ilişkindir.
1-Dava konusu olay, sanığın, Perşembe Beldesi'nden Yazıbaşı Köyü'ndeki evine doğru yürümekte olan katılanın yanında araçla durarak "Gel arabaya bin, seni götüreyim." dediği, yanına yaklaşarak kolundan tutarak kendisini arabaya götürmek istediği, katılanın yere oturması üzerine "Gel sana 50 TL vereyim, 15-20 dakika takılalım." diyerek katılanı yerden kaldırmaya çalıştığı, katılanın cep telefonunu ile yeğeni olan tanık Y.K.'yi araması üzerine sanığın aracına binerek uzaklaştığını iddiasına ilişkindir.
2-Çaycuma Devlet Hastanesince düzenlenen 04.12.2018 tarihli adli muayene raporunda, sağ humerus bölgede hafif hassasiyet olduğu belirtilen katılanın, mevcut yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olduğu, hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtilmiştir.
3-Yeminli tanık olarak dinlenen Y.K. aşamalardaki anlatımlarında özetle, yakını olan katılanın kendisini arayarak, bir şahsın kendisini zorla araca bindirmeye çalıştığını beyan ettiğini ifade etmiştir.
4-Sanık, tevil yollu ikrar içeren savunmada bulunmuştur.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair katılanın soyut iddiaları dışında her türlü şüpheden uzak, kesin, somut inandırıcı ve yeterli delil elde edilemediğinden sanık hakkında beraat kararları verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Katılanın aşamalarda istikrar gösteren ve samimi bulunan anlatımları, katılanın sanığa asılsız suç isnadında bulunması için neden bulunmayışı, katılan beyanlarını destekleyen adli rapor içeriği, sanığın savunmasında, katılanın yere oturması üzerine yerden kaldırmaya çalıştığı yönündeki savunmasının katılan hakkında düzenlenen adli rapor içeriğindeki bulguları bertaraf etme amacı taşıdığı kabul edilerek, sanığın katılana yönelik "gel sana 50 TL vereyim, 15-20 dakika takılalım" şeklindeki eylemlerinin bir bütün halinde cinsel taciz suçunu oluşturduğu, araçtan indikten sonra katılanı araca götürmek için omuzlarından tutup çekiştirmek suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği, eylemin katılanın direnmesi ve yakınını araması üzerine teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiyle beraat kararları kaldırılarak atılı suçlardan mahkumiyet kararları verilmiştir.
Sanığın, atılı suçu cinsel amaçla gerçekleştirmesi karşısında, hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ceza arttırımı yapılmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1-T.C. Anayasasının 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir. Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un (6284 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir. 5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Olaylar ve olgular bölümünde belirtilen hususlar ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, atılı suçların sanık tarafından işlendiğine yönelik Mahkemenin suçun sübutu ve kabulünde isabetsizlik görülmemiş olup yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri hususu dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 30.09.2020 tarihli kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri hususu dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çaycuma 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.02.2024 tarihinde karar verildi.