Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.(Kapatılan) 2. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 27.03.2015 tarihli ve 2014/296 Esas, 2015/238 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında firar suçundan, 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca hapis cezasından çevrili 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.(Kapatılan) 2. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 27.03.2015 tarihli ve 2014/296 Esas, 2015/238 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 2. Dairesinin 03.02.2016 tarihli ve 2016/60 Esas, 2016/95 Karar sayılı ilamıyla; Kanuna uygun şekilde duruşma tutanağı düzenlenmemiş olmasına dayalı usule aykırılık nedeniyle sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma ilamından sonra yapılan yargılama sonucunda; Gelibolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2018 tarihli ve 2017/231 Esas, 2018/33 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 27.02.2018 tarihinde kesinleşmiştir.
4.Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 27.02.2018 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 10.12.2018 tarihinde hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunu işlediğinin Silivri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.09.2019 tarihli ve 2019/87 Esas, 2019/330 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine, Gelibolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2020 tarihli ve 2019/751 Esas, 2020/458 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında Gelibolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, açıklanması geri bırakılan, 25.01.2018 tarihli ve 2017/231 Esas, 2018/33 Karar sayılı hükmünün açıklanmasına, sanığın firar suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
1.Sanığın temyiz isteği; sonradan işlemiş olduğu suçun sivil suç olması sebebiyle hukuki durumunu etkilememesi gerektiğine ilişkindir.
2.Sanık müdafiin temyiz isteği; gerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu suça ilişkin gerekse denetim süresi içerisinde işlediği belirtilen suçta kastının bulunmadığına ilişkindir.
1.İzin tecavüzü hâlinde iken 13.06.2013 tarihinde yakalanan sanığın, Askerlik Şubesi tarafından 14.06.2013 tarihinde bir gün yol süresi verilerek sevk edildiği Birliğine katılış yapmadığı, bir süre firar hâlinde kaldıktan sonra 19.01.2014 tarihinde kendiliğinden gelerek Birliğine katıldığı maddi vakıa olarak belirlenmiştir.
2.Sanığın aşamalardaki savunmalarında suçunu ikrar ettiği belirlenmiştir.
3.Psikiyatri uzmanı bilirkişi tarafından özetle; sanıkta çoğul psikoaktif madde zararlı kullanımının mevcut olduğu, suç tarihlerinde olayları kavrama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarından faydalanamayacağı, askerliğe elverişli olduğu ve adlî müşahadesine gerek bulunmadığı tespitlerini içeren rapor düzenlenmiştir.
4.Sanığın sevk süresinin sonunda Birliğine katılış yapmadığına ve kendiliğinden Birliğine katılış yaptığına dair tutanak, cezai şuunat raporu, vaka kanaat raporu ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir.
5.Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan Silivri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.09.2019 tarihli ve 2019/87 Esas, 2019/330 Karar sayılı kararı ve kesinleşme şerhi dosya kapsamında mevcuttur.
6.Sanığa ait güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
1.5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasında sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi durumuna ilişkin askeri/sivil suç ayrımına gitmemiş olması ve müsnet firar suçunun genel suç işleme kastı ile işlenen ve mazerete yer vermeyen suçlardan olup, savunma ve temyizde ileri sürülen mazeretlerin askerlik hizmetine tercih edilemeyecek nitelikte olması hususları göz önüne alındığında sanığın ve sanık müdafiin bu yöndeki temyiz sebeplerine itibar edilmemiştir.
2.1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen firar suçu mazeret kabul etmeyen suçlar arasında bulunduğundan; askerliğe elverişliliği ve cezai ehliyeti konusunda şüphe bulunmayan sanığın ağabeyinin sağlık sorunları sebebiyle firar etmek zorunda kaldığı şeklindeki beyanlarının mahkemece mazeret olarak kabul edilmeyerek suça konu eylemin sabit görülmesinde ve denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gelibolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2020 tarihli ve 2019/751 Esas, 2020/458 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın ve sanık müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.02.2024 tarihinde karar verildi.