DAVALILAR:
1-...,
2-... vekili Avukat ...,
3-... vekili Avukat ...,
4-... vekili Avukat ...,
5-... vekili Avukat ...,
6-... vekili Avukat ...,
7-...,
8-... vekili Avukat ..., 9-... vekili Avukat ...,
10-... vekili Avukat ..., 11-..., 12-... vekilleri Avukat ..., Avukat ...
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 25.05.2015 tarihli ve 2014/92 Esas, 2015/7633 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin kararı davacı vekili ve davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ...,...,... ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlular ...kan, ...ve...... hakkında takipler başlatıldığını, borçluların alacağı karşılayacak mal varlıkları bulunmadığını, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara devrettiklerini belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 27.09.2012 tarihli ve 2011/476 Esas, 2012/265 Karar sayılı kararı ile; mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 25.05.2015 tarihli ve 2014/92 Esas, 2015/7633 Karar sayılı ilamı ile; mahkemenin görevli olduğu gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davalıların tasarruf öncesi karı koca olmaları, davalılardan ...'ün borca batık olması ve icra takiplerinden hemen sonra davalı... ... ile anlaşmalı boşanarak davaya konu taşınmazı davalıya devretmesinin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı kanaati oluşmuştur. Dolayısıyla dava konusu olayda tasarrufun borcun doğumundan sonraki tasarruf olması ve davalıların alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla bu devri yaptıkları, yukarıda yer verilen açıklamalar ve Yargıtay ilamlarından anlaşılmakla davanın davalı... ... yönünden kabulüne karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile davalılar ... ve... ... aleyhine açılan davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden ivazlar arasında misli fark olmadığı ve İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 280/1 inci maddesi kapsamında üçüncü kişilerin borçlunun mali durumunu bildiğinin alacaklı tarafından ispatlanmadığı, emsal dosyalarda verilen red kararının Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılardan davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ...,...,... ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davacı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde; bir kısım davalılar yönünden emsal kararlar gerekçe yapılarak red kararı verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin kendi yaptırdığı bilirkişi raporlarında ivazlar arasında önemli oransızlık olduğunu ancak esas alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı... ... vekili temyiz dilekçesinde, müvekkiline yapılan taşınmaz devirlerinin boşanma ilamı gereğince yapıldığını, devir tarihinde borçlu ... adına kayıtlı 3 adet taşınmazın daha olduğunu bu nedenle mal kaçırma amacından söz edilemeyeceğini, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/346 sayılı dosyasında müvekkili lehine red kararı verildiğini, yargılama giderinin hatalı yapıldığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
3. Davalılar ..., ..., ...,... vekilleri ayrı ayrı verdikleri temyiz dilekçelerinde, müvekkilleri lehine ayrı ayrı nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın düzeltilmesini talep etmişlerdir.
4. Davalılar ...kan, Mehmet ve ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilleri lehine ayrı ayrı nispi vekalet ücreti takdir edilmesi ve davası red edilen ... ve ... ilgili olarak da müvekkilleri lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken hiç ücret takdir edilmemesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK'nın 277 nci maddesine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277,278,279,280,281,282,283 ve 284 üncü maddeleri.
1. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığından, davacı ...Ş. vekili ile davalı... ... vekilinin tüm borçlular ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Tasarrufun iptali davalarında borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler mecburi dava arkadaşı olup, davalı üçüncü kişilerin her biri diğeri ile ihtiyari dava arkadaşı konumundadır. Öte yandan tasarrufun iptali davalarının esastan reddi veya kabulü halinde, davayı kazanan yönünden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda, davalı üçüncü kişiler birbiri ile ihtiyari dava arkadaşı olup, davacının davası esastan red edilmiş olduğundan, takip konusu alacak ile üçüncü kişiye satışı yapılan ve mahkemece esas alınan taşınmaz değerinden hangisi az ise o değer üzerinden nisbi vekalet ücretinin herbir üçüncü kişi yönünden tasarrufu yapan borçlu ile birlikte lehlerine ayrı ayrı takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle; davacı ...Ş. vekili ile davalı... ... vekilinin tüm borçlular ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle; davalılar... ... vekilinin diğer, ..., ..., ...,... ve ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı... ...'e yükletilmesine,
Peşin alınan harcın davacı ...Ş'ye geri verilmesine,
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143/5. maddesi gereğince davacı ...Ş'den harç alınmamasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.