...

MAĞDURE: ...

SUÇLAR: Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER: Beraat

Mağdure vekilinin temyiz isteği yönünden; mağdur ile velisi sıfatıyla anne ve babasının sanıktan şikâyetçi olmadıklarını ve davaya katılmak istemediklerini bildirmeleri karşısında, mağdureye yaşı nedeniyle tayin edilen vekilin kamu davasına katılma ve kurulan hükümleri temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.

Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükümlerin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR

1. Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli ve 2014/468 Esas, 2015/176 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği; hükmün usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğu, hakkaniyete aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Suç tarihi itibari ile on beş yaşını doldurmayan mağdure ile velayet hakkına sahip anne ve babası olan kanuni temsilcilerin, kovuşturma aşamasında 17.09.2015 tarihli duruşmada sanıktan şikayetçi olmadıklarını ve davaya katılmak istemediklerini belirttiklerinin anlaşılması karşısında mağdureye yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Olayın intikal şekli ve süresi, aldırılan rapor içerikleri, sanığın aşamalardaki savunması, mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış ve Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle mağdure vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli ve 2014/468 Esas, 22015/176 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.02.2024 tarihinde karar verildi.