...

Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR

1. Sanık hakkında sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2016 tarihli ve 2015/20 Esas, 2016/265 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, cinsel saldırı suçundan; aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki 102 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi
Sanık hakkında düzenlenen iddianame'de sarkıntılık suçundan kamu davası açıldığı, Mahkemenin iddianamedeki suçla bağlı olduğu, teşhis işleminin usulüne uygun olmadığı, sanığın teşhis edilemediği, suç kastının bulunmadığı, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğü, sanığın suçu işlediğinin kesin delillerle tespit edilemediği, hükmedilen cezanın eylem ile orantılı olmadığı, beyanıyla sanığın beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından sanık müdafiinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak tüm dosya kapsamına göre sanığın, olay günü katılanın vücuduna sarılması şeklindeki fiziksel temas içeren eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesinden dolayı sarkıntılık düzeyinde kaldığının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. Belirtilen gerekçeyle Tebliğnamedeki onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2016 tarihli ve 2015/20 Esas, 2016/265 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.02.2024 tarihinde karar verildi.