Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Temyizin kapsamına göre; ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2015/313 Esas, 2016/261 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun soy bağını değiştirme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve 1 yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği, suçsuz olmasına rağmen ceza aldığına, dosyasının temyizen incelenmesine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre; sanık ...'in, temyiz dışı sanık ... ile resmen evli olduğu ve iki müşterek kız çocuklarının bulunduğu, Yeliz'in üçüncü kız çocuğuna hamile kaldığı, sanık ...'in, eşi Yeliz ile birlikte, ekonomik durumlarının iyi olmadığını da düşünerek yaşlanınca anne ve babasına bakar düşüncesiyle doğacak kız çocuğunu anne ve babasına evlatlık gibi vermeye karar verdiği, bu amaçla Yeliz'i doğum için hastaneye götürdüklerinde annesi olan temyiz dışı sanık ...'ın kimliğiyle yatış işlemi yaptırdığı, Yeliz'in bu şekilde kayınvalidesi Tülay'ın ismiyle yatış ve doğum yaptığı, doğum raporunun da Tülay doğum yapmış gibi düzenlendiği, daha sonra Tülay'ın bu doğum raporunu da ekleyerek nüfus müdürlüğüne bildirimde bulunduğu ve doğan çocuğu Nehir ismiyle kendisi ve eşi üzerine kaydettirdiği, bu şekilde sanığın üzerine atılı suçu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
1. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlayacak şekilde 1 yıllık denetim süresi belirlenmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2015/313 Esas, 2016/261 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 1 inci bendinin altıncı fıkrasında yer alan "ayrıca cezanın infazından sonra başlamak üzere 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ibaresinin çıkartılarak yerine "cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.02.2024 tarihinde karar verildi.