Taraflar arasındaki trafik kazası sebebiyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (610 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması halinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi halinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu halde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair karara karşı davalı ... vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı ... Hesabının istinaf başvurusu da esastan reddedilmiştir. Hal böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan davacı ...'un davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacı ...'un temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir.
Davalı ... vekilinin gerekli şartlar taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 24.07.2017 tarihinde davalı ... idaresindeki ve diğer davalı ... adına kayıtlı olan aracın müvekkillerinin murisi olan...'un idaresindeki motosikletle çarpışması sonucu oluşan kazada...'un ağır bir şekilde yaralandığını, kaldırıldığı hastanede 25.07.2017 günü vefat ettiğini, kazayla ilgili olarak Konya C. Başsavcılığının 2017/40126 soruşturma sayılı dosyasında başlatılan soruşturma dosyasında alınan kusur raporunda her iki tarafında kusurlu olduğu tespit edilmiş ise de müvekkillerinin murisinin kazada kusurunun olmadığını, soruşturma neticesinde Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/945 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını, müvekkilinin işçi emeklisi olup kazadan önce işçi olarak çalışmakta olduğunu, dava açmadan önce davalı ... Hesabına yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını, kazaya karışan davalıya ait aracın ZMMS olmadığını, bu nedenle müvekkili ... için yargılama aşamasında tespit edilmek üzere şimdilik 100,00 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Hacer lehine 35.000,00 TL, diğer müvekkilleri Gazanfer ve Ali lehine 20.000,00'er TL olmak üzere toplam 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, davacı ... yönünden maddi tazminat talebini 17.03.2020 tarihli dilekçesi ile 72.936,67 TL'ye, 13.01.2021 tarihli dilekçesiyle 78.777,52 TL'ye artırmıştır.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili adına kayıtlı olan dava konusu kazaya karışan aracın müvekkili tarafından kaza tarihinden önce satıldığını, müvekkili ile aracın satıldığı son kişi olan ...'la 10.01.2017 tarihli araç satış sözleşmesi düzenlendiğini, kaza tarihinde aracın kaydı her ne kadar müvekkil üzerinde de olsa aracın gerçek sahibinin ... olduğunu, yapılan sözleşmede her türlü zarar ve sorumluluktan ...'ın sorumlu olacağı hususunda sözleşmeye madde eklendiğini, ...'ın aracı yurtdışında olan babası üzerine alacağından gelinceye kadar bekletmek için aracın kaydını almadığını, aracın bağlandığı ve kurtarılması için ... tarafından nişanlısı olduğunu söylediği Hilal Arslan'ın üzerine 25.07.2017 tarihinde aracın kaydının alındığını, müvekkilinin kazadan haberdar olmadığını, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemelerin İstanbul olduğunu, davacının dava açma şartı olan müvekkili şirkete başvurma şartını da yerine getirmediğini, esasa ilişkin beyanlarında 01.06.2015 tarihinden sonra meydana gelen kazalarda Karayolları ZMSS yeni genel şartlarının uygulanması gerektiğini, tazminat hesaplamalarında ilgili yönetmelik ve düzenlemelerin uygulanmasını, kusur durumunun tespiti için ceza davasının sonucunun beklenilmesini, davacı tarafa SGK tarafından bağlanmış gelir olup olmadığının tespit edilmesini, müvekkilinin sorumluluğunun sigorta limitleri ile sınırlı olup borcun ferilerinden sorumluluğunun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2017/817 Esas, 2020/226 Karar sayılı kararının Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 24.11.2020 tarihli 2020/992 Esas ve 2020/11039 Karar sayılı kararı ile desteğin anne ve babasının hayatta olup olmadıkları, hayatta iseler payların ayrılması için hesap raporu alınması ayrıca davacılar için hükmedilen manevi tazminatın bir miktar az olduğu, vekalet ücretinin her bir davalı lehine ayrı ayrı takdir edilmesinin hatalı olduğu gerekçeleriyle kaldırılması üzerine yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; desteğin sadece annesinin hayatta olduğu belirlenerek dosyanın aktüerya bilirkişisinden alınan raporla davacıların destekten yoksun kalma tazminat hesaplamasının yapıldığı, dosyada alınan kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan son kusur raporunda sigortasız araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle yukarıda tarih ve sayııs belirtilen kararla davacı ...'un destekten yoksun kalmaya ilişkin tazminat talebinin kabulü ile 78.777,52 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak ve temerrüt tarihi olan (07.11.2017) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizinden sorumlu olmak diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olmak kaydıyla tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 24.07.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı ... için 25.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 55.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve Arif Daldan müştereken ve müteselsilen alınarak yukarıda belirtilen miktarlarda davacılara verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; SGK tarafından desteğin eşine bağlanan peşin sermaye değerli gelirin hesaplanan tazminattan düşülmesi gerektiğini, ... sigortasız araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğundan kusur raporları arasındaki çelişkinin giderildikten sonra karar verilmesi gerektiğini, hesaplamada müteveffanın anne ve babasının yaşayıp yaşamadığının araştırılmadan pay oranlarının hesaplandığını, kuruma başvuru şartının yerine getirilmediğini, açılan davanın öncelikli olarak başvuru şartlarının yerine getirilmemiş olması nedeniyle reddinin gerektiğini yapılan hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, hükmedilen faiz başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu, müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indiriminin de tartışılması gerektiğini, yerel Mahkemece verilen ilk kararın davacı tarafından istinaf edilmeden taraflarınca istinaf edildiğini, bu nedenle davacı tarafından lehe hüküm doğmuş olmasının kabul edilemeyeceğini, müktesap hak gereği ilk hesap tarihine göre hesaplama yapılması gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizin dikkate alınmadan yapılan hesaplamanın kabulünün mümkün olmadığını, dava dışı annenin de kuruma başvuru yaptığını, desteklik paylarının hesaplanırken anne ve babanın paylarının da hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine belgeler ile birlikte başvuru yapıldığı, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için talimatla İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği veya Trafik kürsüsünden oluşturulan heyetten alınan 15.04.2019 tarihli kusur raporunda; davalı araç sürücüsü ...'nın %25, davacılar murisi motosiklet sürücüsü...'un %75 kusurlu olduğunun tespit edilmesi karşısında söz konusu raporun çelişkileri giderildiği, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından rücuya tabi bir ödemenin olmadığının bildirildiği, desteğin annesinin hayatta olduğunun belirlenmesi üzerine aktüer raporu alınarak hesaplama yapıldığı, kaldırma kararı öncesindeki ilama karşı davalı tarafından ileri sürülmeyen istinaf nedenlerinin kaldırma kararı sonrasındaki ilam yönünden usuli kazanılmış hak ilkesi gereği incelenme imkanı olmadığı, müterafik kusur incelemesi yapılamayacağı, Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak 01.06.2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı, aktüerya bilirkişisinden buna uygun rapor alınması ve müteveffanın kaza öncesi Balcılar Yem Ldt. Şti. adlı işyerinde ücretli işçi olarak çalışması ve bu bordrolara göre hesaplama yapılmasının uygun olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporundaki kusur dağılımının kabul etmeyeceklerini, kimin kırmızı ışıkta geçtiğinin tespit edilememesi halinde tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, tarafların eşit kusurlu sayılarak, %50 oranında kusurlu sayılmaları gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi bulunmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların kazaya karışan aracın sürücüsü, maliki ve sigorta poliçesi bulunmadığından Güvence Hesabına karşı açtığı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 ve 56 ncı maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ... Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup kusur raporları arasında çelişkinin giderildiği, desteğin gelirinin belgelendirildiği, desteğin kaza sırasında kaskının takılı olduğunun ceza dosyasındaki ifadelerden anlaşılmasına göre davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle,
A. Davacı ...'un Temyizi Yönünden
Davacı ... vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
B. Davalı ... Hesabının Temyizi Yönünde
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalı ... Hesabına yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.