Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi

Taraflar arasındaki TÜRK PATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2016 07632-2 ve 4 nolu tasarım başvurusuna davalı Şirket tarafından yapılan itirazın YİDK'ın 2017/T-899 sayılı kararıyla kabul edilerek anılan tasarımların iptaline karar verildiğini, oysa dava konusu tasarımlar ile davalı şirkete ait redde mesnet tasarımların farklı bulunduğunu, dava konusu tasarımların, ... firması tarafından 11.08.2011 tarihinde kamuya sunulan İstanbul Tableware serisinin parçaları olduğunu, İstanbul Tableware tasarımlarının ... Company ile yapılan 12.12.2013 tarihli sözleşme ile müvekkil şirkete devredildiğini, devir edilen tasarımların tasarımcı şirketin malvarlığından çıkarak müvekkiline geçtiğini, müvekkilinin 2011 yılında, yani davalının itiraza gerekçe gösterdiği 2013/01147 sayılı 02 sıra no.lu tasarım tescilinden önce kamuya sunulan tasarımın sahibi bulunduğunu, yani 2011 senesinde kamuya arz edilen tasarımın müvekkili şirketin tescil başvurusunda bulunduğu tasarımlardan farklı bir tasarım olmadığını, sadece müvekkili tarafından tasarımların adı değiştirilerek Silhouette Serisi adını aldığını ve bu tasarımlar için dava konusu tescil başvurusunda bulunulduğunu ileri sürerek dava konusu YİDK kararının iptali ile tasarımların tescilini talep etmiştir.

1.Davalı TÜRK PATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesiyle dava konusu tasarımların aslen 11.08.2011 tarihinde ... tarafından kamuya sunulan İstanbul Tableware serisinin bir parçası olduğunu, dava konusu tasarımların müracaat tarihinde yenilik ve ayırt edicilik vasıflarını haiz bulunmadığını ikrar ettiğini, diğer yandan dava konusu tasarımların müvekkiline ait redde mesnet tasarımlar karşısında da yeni ve ayırt edici olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; dava konusu 2016/07632- 02 ve 04 numaralı tasarımların davalı Şirkete ait redde mesnet tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olduğu ancak dava konusu 2016/07632- 02 sayılı tasarımın İstanbul - Tableware 2011 kataloğunda bulunan tabak tasarımı karşısında yenilik ve ayırt edici nitelik koşullarını sağlamadığı gerekçesiyle 2016/07632-2 nolu tasarım yönünden davacı vekilinin ikrarları da göz önünde bulundurularak davanın reddine, 2016/07632-4 sayılı tasarım yönünden davanın kabulü ile YİDK'nın 2017/T-899 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; somut uyuşmazlıkta dava konusu YİDK karar tarihindeki şartlar gözetilerek karar verilmesi gerektiğini, davalı Kurumun kendisine yapılan itiraz gerekçeleri ile bağlı olduğunu, tasarımın yenilik ve ayırt edici olup olmadığı hususunda re'sen araştırma yükümlülüğü bulunmadığını, Mahkemece alınan bilirkişi raporuyla dava konusu tasarımların redde mesnet tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici bulunduğunun tespit edildiğini, Mahkemece de bu husus kabul edilmesine rağmen 2 nolu tasarım yönünden yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı TÜRK PATENT vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu tasarımların redde mesnet tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3.Davalı Şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğu gibi hüküm kurmaya ve denetime elverişsiz bulunduğunu, dava dilekçesinde dava konusu tasarımların yeni olmadığının ikrar edildiğini, ayrıca dava konusu tasarımların redde mesnet tasarımlar karşısında da yeni ve ayırt edici bulunmadığını ileri sürerek davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden reddini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar davacı tarafça tasarım başvurusunun reddine ilişkin YİDK kararının iptali için açılan işbu davada YİDK karar tarihindeki hukuki duruma göre inceleme yapılması gerektiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda dava konusu tasarımların redde mesnet tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olduğunun açıklandığı ileri sürülmüşse de 554 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (554 sayılı KHK) 6 ncı maddesi ile tasarımlar yönünden mutlak yenilik kriteri kabul edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.04.2017 tarih, 2015/13749 E., 2017/2336 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere bir tasarımın mutlak yenilik kriterini haiz bulunup bulunmadığının re'sen gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı Şirket ve davalı Kurum vekilleri dava konusu tasarımların redde mesnet davalı Şirket tasarımları karşısında da yeni ve ayırt edici olmadığını ileri sürmüşlerse de Mahkemece görüşüne başvurulan ve aralarında tasarım uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetince düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporlarında açıklandığı üzere dava konusu tasarımların redde mesnet tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici bulunduğundan davalılar vekillerinin bu husustaki istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, davacı vekilinin dava konusu tasarımların başvuru tarihinden yaklaşık 5 yıl önce kamuya sunulduğunu ikrar etmesi karşısında dava konusu tasarımların yeni ve ayırt edici olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği, tarafların veya vekillerinin Mahkeme önündeki ikrar ettikleri vakıaların çekişmeli olmaktan çıkıp ispatının gerekmeyeceği ve esasen dava konusu tasarımların 11.08.2011 tarihinde bahsi geçen katalogla kamuya sunulduğu da iddia edilmediğinden İlk Derece Mahkemesinin bu kabulünün doğru görülmediğinden davalılar vekillerinin bu yönde ilişen istinaf itirazlarının yerinde olduğu, gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen dikkat edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 554 sayılı KHK'nın 5,6,7 nci maddesinin birinci fıkrası.

1.Bölge Adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.