Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 31/08/2005 tarihi itibariyle yasal prim ve yaş süresini doldurarak emeklilik hakkını kazandığını, işverenin kendisine çekilen ihtarnameye rağmen emeklilik işlemlerinin engellendiğini, sigortadan çıkışının yapılmadığını, 31/08/2005 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığının tespitini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı,4857 sayılı İş Kanunun 17. maddesine göre fesih yapılarak ibraname karşılığı tüm haklarının ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine karar karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Davacının 31.08.2005 tarihli ... yazısından emekliliği hakettiği anlaşılmaktadır.
Davacı 31.08.2005 tarihinde işyerine emekli olarak işyerinden ayrılmak için dilekçe verdiği ve 14.09.2005 tarihli ihtarname ile de emekli işlemlerinin yapılmasını ve tazminatlarının ödenmesini talep etmiştir.
Davacı aynı zamanda emekli işlemlerine engel olunmak istendiğinden 02.09.2005 tarihinde Bölge Çalışma Müdürlüğüne de davalıyı şikayet etmiştir.
Gerçekten davalı işveren tarafından 01.09.2005 tarihinden itibaren devamsızlık yaptığına ilişkin tutanaklar tutulmuştur. Ayrıca 05.09.2005 tarihli ihtar niteliğindeki tutanakta 31.08.2005 tarihinde emeklilik dilekçesi verildiği ancak ihbar öneline uyması gerektiği işine geri dönmesi aksi taktirde cezai işlem yapılacağı yazılıdır. Nitekim 10.09.2005 tarihinde işveren davacının sözleşmesini devamsızlık nedeniyle feshetmiştir.
Fesih, sürekli bir sözleşme ilişkisini geleceğe etkili olarak yenilik doğurucu bir irade beyanı ve tek taraflı varması gerekli bir hukuki tasarruf işlemdir. Feshin beyan edilmesiyle, iş ilişkisi, feshedenin iradesine uygun olarak geleceğe etkili olarak ya hemen ya da verilen önel süresinin geçmesiyle doğrudan doğruya sona erdirilir. Fesih, ancak karşı tarafın hukuki egemenlik alanına ulaşmasıyla hüküm ve sonuç doğuracağından ve geçerlilik şartları da bu âna göre değerlendirileceğinden geçmişe etkili fesih mümkün değildir. Fesih beyanı ile karşı tarafa ulaştığından sonuçlarını doğurur ve bundan sonra fesih iradesini açıklayan tarafın tek taraflı hukuki işlemlerinin sonuca etkisi yoktur.
Davacının emeklilik şartlarını taşıdığı anlaşılmakla bu nedenle işyerinden ayrıldığını işverene bildirmesi fesih niteliğindedir. Dolayısıyla 31.08.2005 tarihli dilekçe ile davacının sözleşmesi haklı olarak tek taraflı feshedilmiştir. Davalı işverenin fesihten sonra tuttuğu devamsızlık tutanakları ve devamsızlık nedeniyle fesih işleminin hukuki hiçbir kıymeti yoktur.
Fesih gerçekleşmiş olsa da davacının yasal emeklilik hakkı davalı tarafından engellenmeye çalışılmış ve haklarına kavuşması zorlaştırılmıştır. Davacı bu engelleri aşmak için ihtarname çekmiş, Bölge Çalışma Müdürlüğüne şikayet dilekçesi vermiş ve nihayetinde dava açmak yoluna gitmiştir. Açıklanan nedenler karşısında davacının 31.08.2005 tarihi itibariyle emeklilik hakkını kazandığının tespitini istemekte hukuki yararı vardır.
Nitekim dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 106 maddesine göre “1-Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.2-Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. 3-Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.” tespit davası açılması da mümkündür.
Gerek 1086 sayılı HUMK ve gerekse 6100 sayılı HMK karşısında davacının tespit davası açabileceği, davalı işveren tarafından yapılan işlemler nedeniyle hukuki yararının bulunduğu anlaşılmakla tespit talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi hatalıdır.
F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 04.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.