HÜKÜMLER: Beraat, mahkûmiyet, müsadere
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
A. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık ... hakkında 24.10.2015,25.10.2015 ve 12.12.2015 tarihli eylemleri nedeniyle verilen beraat kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Sanık ...'ın Temyiz İstemi
Kaçak sigara ticareti yaptığına dair somut delil olmadığına, verilen kararın bozularak hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
C. Sanık ...'ın 09.12.2015 Tarihli Eylemine Yönelik Temyiz İstemi
Üzerine atılı suçla alakasının olmadığına ilişkindir.
Suç tarihi 12.12.2015 olan asıl ve birleşen dava dosyalarında, sanık ...'a ait olduğu değerlendirilen ancak diğer sanık ...'ın kendisine ait olduğunu beyan ettiği tezgâh üzerinde 53 paket; suç tarihi 25.10.2015 olan birleşen dava dosyasında, sanık ...'a ait tezgâh üzerinde 65 paket; suç tarihi 24.10.2015 olan birleşen dava dosyasında, sanık ...'e ait tezgâhta 91 paket; suç tarihi 09.12.2015 olan birleşen dava dosyasında, sanık ... tarafından kiralanan depoda, İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2015/5425 Değişik İş sayılı arama kararına istinaden yapılan aramada 8.490 paket gümrük kaçağı sigaraların ele geçirildiği anlaşılmış olup sanıkların 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve onsekizinci fıkraları uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davalarının açıldığı görülmüştür.
Ele geçirilen sigaralar hakkında düzenlenen kaçak eşyaya mahsus tespit varakalarının dosyaların arasına alındığı, suç tarihi 09.12.2015 olan dava dosyasındaki sigaraların gümrüklenmiş değerinin Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre "normal"; diğer dava dosyalarındaki sigaraların gümrüklenmiş değerinin ise "pek hafif" değer aralığında olduğu görülmüştür.
Sanık ... soruşturma aşamasındaki beyanlarında, sigaraların ele geçirildiği seyyar tezgâhın kendisine ait olduğunu ifade etmesine karşın kovuşturma aşamasında sigaralarla ilgisinin olmadığını, sigara satışı yapmadığını; birleşen dava dosyasındaki sigaraların ele geçtiği depoya ait kira sözleşmesinin üçüncü sayfasındaki "..." yazısı ile atılı imzanın kendisine ait olduğunu, böyle bir sözleşme imzaladığını hatırlamadığını ifade etmiştir.
Sanık ... savunmasında, arkadaşını beklediği esnada polislerin geldiğini, sigara satışı yapmadığını beyan etmiştir.
Suç tarihi 19.12.2015 olan birleşen dava dosyasındaki deponun bulunduğu hanın yöneticisi ile mülk sahibinin tanık sıfatıyla beyanlarının alındığı ve bu yeri kiralayıp kullanan kişinin huzurdaki sanık ... olduğunu ifade ettikleri görülmüştür.
A. Sanık ... Hakkında Verilen Beraat Kararları Yönünden
24.10.2015,25.10.2015 ve 12.12.2015 tarihli eylemler yönünden; alınan beyanlarında tezgâhın kendisine ait olduğunu belirtmesi, olayların tamamının benzer şekillerde (sigara satışı yaparken diğer sanık ...'ın görülmesi ancak sanık ...'in tezgâhın kendisine ait olduğu ifade etmesi) gelişmesi, birleşen dava dosyasında sanığa ait depoda da yüklü miktarda gümrük kaçağı sigaranın ele geçirilmiş oluşu da göz önünde bulundurularak, tüm dosya kapsamı itibarıyla sanığın sübut bulan eylem nedeniyle zincirleme kaçakçılık suçundan mahkumiyet yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanıklar Hakkındaki Mahkûmiyet Kararları Yönünden
Olayın oluş şekline ve tüm dosya kapsamına göre, katılan vekili ile sanıkların aşağıda belirtilen hususlar dışında yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;
1.10.12.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine
hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu bozmayı gerektirmiş,
2.Sanık ... hakkında kurulan hükümde, sanık hakkında "Sanığın duruşmada gözlenen tutum ve davranışları ve geçmişteki hali dikkate alınarak TCK 62 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına" şeklinde belirtilmesine karşın, hükmün devam eden paragrafında "TCK 62/1. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak" denilmek suretiyle hükümde çelişki yaratılması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde (A ve B) bentlerinde açıklanan nedenlerle katılan vekili ile sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
05.02.2024 tarihinde karar verildi.