HÜKÜMLER: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkûmiyet, beraat

Sanıklar hakkında, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.05.2015 tarihli ve 2015/21632 Soruşturma, 2015/8468 Esas, 2015/7017 İddianame sayılı iddianamesiyle, 13.03.2015 tarihli eylem yönünden resmi belgede sahtecilik suçu yanında çocuğun soybağını değiştirme suçundan da kamu davası açıldığı ve incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği hâlde sanıklar hakkında bu suç yönünden herhangi bir karar verilmediği anlaşılmış ise de zamanaşımı süresi gözetilerek bu hususta her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin tüm hükümlere yönelik olduğu belirlenmiştir.

Sanık ... (Bilen) hakkında 24.04.2013 tarihli oğlu...'e ilişkin eylemi yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır.

Sanık ... (Bilen) hakkında, 13.03.2015 tarihli eylemi yönünden verilen beraat kararı ile sanık ... hakkında 24.04.2013 ve 13.03.2015 tarihli eylemleri yönünden kurulan mahkûmiyet hükümleri yönünden; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Konya (Kapatılan) 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2015/143 Esas, 2016/170 Karar sayılı kararıyla;

a. Sanık ... (Bilen) hakkında;

1. Oğlu...'e ilişkin 24.04.2013 tarihli resmi belgede sahtecilik suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,

2. Kızı İlayda Nur'a ilişkin 13.03.2015 tarihli resmi belgede sahtecilik suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,

b. Sanık ... hakkında;
24.04.2013 ve 13.03.2015 tarihli resmi belgede sahtecilik suçlarından; 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, cezanın ertelenmesine ve sanığın 3 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar verilmiştir.

A. Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri

1. Sanıkların eylemi kül halinde çocuğun soybağını değiştirme suçunu oluşturduğu gözetilmeden resmi belgede sahtecilik suçundan hükümler kurulması,

2. Birleştirilen dosyada sanıklar hakkında mağdur ... açısından sanıkların çocuğun soybağı değiştirme suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de bu suç hakkında hüküm kurulmaması,
Nedenlerine ilişkindir.

B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Sebepleri

1. Sanığın suç kastı ile hareket etmediğine, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,

2. Olaylarda resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına,
İlişkindir.

1. Sanıkların her ikisi de resmi olarak başka kişilerle evli olup gayriresmi olarak yaşadıkları birlikteliklerinden, 17.04.2013 tarihinde dünyaya gelen...’i, aldıkları ortak karar neticesinde sanık ...’nin, 24.04.2013 tarihinde Nüfus Müdürlüğüne beyanda bulunarak resmi olarak evli olduğu ... adına nüfusa kaydettirdiği, 20.02.2015 tarihinde dünyaya gelen İlayda Nur’u da yine sanık ...’nin, 13.03.2015 tarihinde beyan üzerine yine ... adına kaydettirdiği anlaşılmıştır.

2. Sanık ... suçlamayı kabul ederek nüfus tescil işlemlerinin kendisi tarafından yapıldığını beyan etmiştir.

3. Sanık ...'nin savunması, sanık ...'nin anlatımlarını doğrular mahiyettedir.
4....Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğünün, 28.11.2014 ve 15.05.2015 tarihli cevabi yazılarından, her iki çocuğun da sanık ...'nin beyanı üzerine anne isimleri ... olarak nüfusa tescil edildikleri anlaşılmıştır.

5. Sanıkların güncel adlî sicil kayıtları, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.

A. Sanık ... (Bilen) Hakkında 24.04.2013 Tarihli Eyleme İlişkin Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden
Hükmün itiraz yoluna tabi olduğu anlaşılmakla, dava dosyasının bu hüküm yönünden incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Sanık ... (Bilen) Hakkında 13.03.2015 Tarihli Eyleme İlişkin Verilen Beraat Kararı Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

C. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden

1. Dava dosyası kapsamına göre sanığın, suç tarihlerinde Nüfus Müdürlüğüne müracaat ederek sanık ... ile gayriresmi birlikteliklerinden dünyaya gelen her iki çocuğun da resmi nikâhlı evli olduğu ...'den dünyaya geldiklerini beyan etmek suretiyle nüfusa tescil ettirmesi şeklindeki eylemlerinin bir bütün olarak 5237 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan çocuğun soybağını değiştirme suçunun yasal unsurlarını taşıdığı gözetilerek sanık hakkında bahse konu suçtan hükümler kurulması gerekirken suç vasfının hatalı belirlenmesi neticesinde yazılı şekilde hükümler kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Kabul ve uygulama yönünden;
a. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi ile eklenen; "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği dikkate alındığında, inceleme konusu 24.04.2013 suç tarihi itibarıyla yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel adli sicil kaydı bulunmayan ve cezası ertelenen sanık hakkında; "Sanık hakkında daha önceden verilmiş HAGB dair karar bulunmasına rağmen deneme süresi içerisinde yeniden kasıtlı suç işlediğinden 6545 sy nın 72.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nun 231/8 maddesi gereğince kanunen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına," şeklindeki gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

b. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunluklarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması,
Nedenleriyle hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Sanık ... (Bilen) Hakkında 24.04.2013 Tarihli Eylem Yönünden Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) paragrafında açıklanan nedenle dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

B. Sanık ... (Bilen) Hakkında 13.03.2015 Tarihli Eyleme İlişkin Verilen Beraat Kararı Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) başlığı altında açıklanan nedenle Konya (Kapatılan) 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2015/143 Esas, 2016/170 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

C. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden

Gerekçe bölümünde (C) başlığı altında açıklanan nedenlerle Konya (Kapatılan) 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2015/143 Esas, 2016/170 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.02.2024 tarihinde karar verildi.