SUÇLAR: Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.09.2013 tarihli ve 2012/427 Esas, 2013/696 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, hakaret suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş, kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Ceza Dairesinin 26.04.2018 tarihli ve 2016/7769 Esas, 2018/6220 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozma sonrası yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci, 53 üncü ve 5271 sayılı Kanun'un 326 ıncı maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, hakaret suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü, 62 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteğinin, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın suçları işlemediğine, beraat etmesi gerektiğine, somut delil olmadığına, sanığın fiziki saldırıya uğradığına, tanık beyanına itibar edilmediğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına vesaire yönelik olduğu belirlenmiştir.
Olay tarihinde Önleyici Hizmetler Büro Amirliğine bağlı ekipte görevli olan şikayetçi polis memurlarının cadde üzerinde görmüş oldukları sanığa ait otomobili megafon ve siren yolu ile durdurmaya çalıştıkları, ancak tüm ikazlara rağmen aracın durmadığı, daha sonra kıstırılarak durdurulduğu, araç şoförü olan sanığın görevlilere hitaben "O.. çocukları, siz benim kim olduğumu biliyormusunuz, adam öldürmüş adamım lan." dediği, görevlilerden Y. G. ve H. K.'ye saldırarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, böylece sanığın üzerine atılı suçları işlediği kabul edilmiştir.
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden,
Sanığın savunması, şikayetçiler ve tanıkların beyanı, adli raporlar, olay tutanağı ve tüm dosya içeriği karşısında, sanığın görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarını işlediği ve lehe hükümlerin uygulanmaması hususunda Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığından temyiz isteği yerinde görülmemiştir.
B. Sair Yönlerden
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.02.2024 tarihinde karar verildi.