İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 02.05.2018 tarihli iddianamesi ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.

2. Bursa 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2019 tarihli kararı ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 11.03.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kabulü ile duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.

1. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz itirazı, suçun sabit olduğuna, mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ve üst sınırdan hüküm kurulması gerektiğine yöneliktir.

2. Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, sanığın suç işleme kastı ile hareket ettiğine ve mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine yöneliktir.

Dava konusu olay; sanığın oğlu olan mağdurun üzerine evin kapısını kilitleyerek üzerine atılı suçu işlediği iddiasına yöneliktir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanığın üzerine atılı suçun sübut bulduğu belirlenerek mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk derece Mahkemesince verilen hüküm hukuka aykırılık bulunarak, sanığın suç işleme kastı ile hareket etmediği belirlenerek beraatine karar verilmiştir.

Olay tarihinde sanığın eşi ile boşanma aşamasında olduğu, oğlu olan mağdur ...'ın ise annesinin yanında kaldığı; fakat olay günü babasının berber dükkanına yardım etmeye geldiği, taraflar arasında tartışma yaşandığı, akabinde mağdur ile sanığın evlerine gittikleri, sanığın burada mağduru dövdüğü ve üzerine kapıyı kilitleyerek kızını almaya gittiği olayda, mağdurun aşamalarda alınan istikrarlı ifadesi, sanığın ikrar içeren savunmaları, doktor raporu ve tüm dava dosyası kapsamından sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) ve (f) bentleri uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin, yanlış gerekçe ile sanığın kastının bulunmadığından bahisle beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan Bakanlık vekili ile Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 11.03.2020 tarihli ve 2019/2114 Esas sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 283 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE 05.02.2024 tarihinde karar verildi.