Kovuşturma aşamasında suçtan zarar gören Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünün duruşma gününün usulüne uygun tebliğine rağmen duruşmaya katılmadığı ve katılma dilekçesini de vermediği bu nedenle katılan sıfatını almadığı belirlenerek yapılan incelemde;

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2018 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve basit cinsel saldırı suçlarından cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır. 2.İzmir 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2018 tarihli kararı ile,

a. Sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,

b. Sanığın sarkıntılık suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,

Karar verilmiştir.

3.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 10.02.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrasını uyarınca ilk derece mahkemesinin hükmün kaldırılmasına, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz isteği, katılanın tuvaletten çıkarak evden ayrılmak istediğinde sanığın katılanın kolundan tutup çekerek evden gitmesine izin vermediği hususu sabit olduğuna, kararın bozulmasına ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Dava konusu olay, olay tarihinde katılanın sanığın daveti üzerine sanığın evine gittiği, evde alkol aldıkları esnada sanığın katılana sarkıntılık etmesi üzerine katılanın sanığın yanında ayrılıp lavobaya giderek kapıyı kilitlediği, burada tanık Ü.A.'yı arayıp sanığın evinde olduğunu ve kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu ve lavobada beklediğini belirterek yardım talep ettiği, tanığın polisi aradığı, 25 dakika kadar lavobada kalan katılanın çıkıp evden kaçmak istediği sırada sanığın katılanın kolundan tutup gitmesine engel olmaya çalıştığı, katılanın evden çıktığı esnada polis ve tanıkla karşılaştığı iddiasına ilişkindir.

2. Mahkemece sanığın daveti üzerine evine gelen birlikte alkol aldıkları esnada katılana cinsel saldırıda bulunması üzerine kendisini tuvalete kitleyerek erkek arkadaşı olan tanık Ü.A.'ya mesaj atarak yardım istediği, katılanın tuvaletten çıkarak evden ayrılmak istediğinde sanığın katılanın kolundan tutup çekerek evden gitmesine izin vermediği, ancak katılanın sanıktan kurtularak merdivenden koşarak indiği ve kapıda polisler ile tanık Ü.A. ile karşılaştığı kabulü ile sanığın sübut bulan katılana yönelik cebir kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sanık müdafinin istinaf başvurusu kabul edilerek duruşma açılmadan yapılan inceleme neticesinde, katılanın kendi hür iradesi ile sanığın evine gittiği, katılanın kendisini lavaboya kapatmasında sanığın bir etkisinin olmadığı, katılan yardım istediği tanık Ü.A'nın polise bildirmesi üzerine polisler geldiğinde ise katılanın evden çıkmakta olduğunun tutanağa bağlandığı, böylelikle katılanın sanığın evine gitmesi, sarkıntılığa uğramama saiki ile kendisini lavaboya kilitlemesinde sanığın bir fiilinin bulumadığı, sanığın eyleminin katılana sarkıntılık yapma anı ile sınırlı kaldığı, bu nedenle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurlarının gerçekleşmemesi nedeni ile sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince mahkumiyet kararı verilmiş olması isabetsiz görülmüştür.

A.Tebliğnameye Yönelik
Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli, 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ilamı ve 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ''İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine''duruşma açılmasına gerek olmadan karar verilebileceğinin düzenlenmiş olması ve aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ''Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse'' şeklinde yer alan düzenleme birlikte değerlendirildiğinde istinaf mahkemesince duruşma açılmaksızın dosya üzerinden beraat kararı verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığından Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

B.Şikayetçi Vekilinin Temyizine Yönelik
Kovuşturma aşamasında suçtan zarar görene duruşma gününün usulüne uygun tebliğine rağmen duruşmaya katılmadığı ve katılma dilekçesini de vermediği bu nedenle katılan sıfatını almadığından hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

C.Katılan Vekilinin Temyiz İsteğine Yönelik
Sanık hakkında kurulan hükümde, katılanın kendi isteği ile gittiği sanığın evinde birlikte alkol aldıkları esnada sanığın sarkıntılık yapması üzerine lavaboya giderek kapıyı kilitlediği, burada tanık Ü.A.'yı arayıp sanığın evinde olduğunu belirterek yardım talep ettiği, tanığın polisi aradığı, 25 dakika kadar lavobada kalan katılanın lavabodan çıkarak evden ayrıldığı esnada tanık Ü.A. ve polislerle karşılaştığı, polisler tarafından olay yerine gittiklerinde katılanın evden çıkmakta olduğunun tutanağa bağlandığı, katılanın ilk beyanında da sigara içmek için dışarı çıktığında polislerle karşılaştığını belirttiği, katılanın rızası ile gittiği sanığın evinde sarkıntılığa uğrama endişesi ile kendisini lavaboya kilitlemesinde sanığın bir fiili bulunmadığı anlaşıldığından sanığın unsurları oluşmayan atılı suçtan beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

A.Şikayetçi Vekilinin Temyizine Yönelik

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 10.02.2021 tarihli kararına yönelik şikayetçi vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B.Katılan Vekilinin Temyiz İsteğine Yönelik

Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 10.02.2021 tarihli katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 21. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2024 tarihinde karar verildi.