Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirkete Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile sigortalı araç ile davalının işleteni olduğu araç arasında 22.09.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ...'un vefat ettiğini, vefat eden ... mirasçılarına destekten yoksun kalma tazminatının 06.01.2011 tarihinde 64.282,94 TL olarak ödendiğini, ödemeye rağmen mirasçılar vekilinin Adana 3. İş Mahkemesinin 2012/10 Esas sayılı dosyasından tazminat davası açtığını, bu davada müvekkili şirket ile birlikte ..., Afa Ltd. Şti., As-At Ltd. Şti., ... Yal ve Cem Küpelioğlu'nun davalı olarak gösterildiğini, dava sırasında alınan bilirkişi raporlarına göre sigortalısına ait aracı kullanan sürücü ... ...in %30 oranında kusurlu, çöp toplama aracını kullanan ...'ün %70 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, 11.05.2015 havale tarihli hesap bilirkişisi raporunda tüm davalıların kusurunun %100 kabul edilerek tazminat hesabı yapıldığını, belirlenen bu tutardan müvekkili şirket tarafından ödenen 64.282,94 TL'nin mahsup edildiğini, Adana 3. İş Mahkemesince davacılar lehine tazminata hükmedilirken kusur oranına göre ayrım yapılmayarak, bilirkişi tarafından %100 kusura göre hesaplanan tazminat miktarından tüm davalıların sorumlu tutulduklarını, mahkemece davalıların müteselsil sorumlu oldukları ve daha sonra içlerinde rücu ilişkisine girebileceklerinin öngörüldüğünü, bu itibarla 43.717,51 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verildiğini, kararın icrası için aleyhlerine Adana 8. İcra Müdürlüğünün 2015/18563 Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, bunun üzerine müvekkili kurum tarafından icra dosyasına 06.01.2016 tarihinde 83.600,00 TL ödeme yapıldığını, İş Mahkemesi ilamında davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduklarını, bu nedenle ödenen toplam miktarın davalıların %70 kusuruna isabet eden kısmı için icra takibi başlattıklarını, davalı ... Belediyesinin Adana 5. İcra Müdürlüğünün 2016/6860 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, bu nedenlerle davalının haksız ve hukuka aykırı itirazının iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla işlemiş faizi ile birlikte toplam 88.584,56 TL alacaklarının hüküm altına alınmasına ve Adana 5. İcra Müdürlüğünün 2016/6860 Esa sayılı takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, davacı şirketin ödediği tazminattan taraflarına rücu edeceği miktarın tespitinin yargılamayı gerektirdiğini, müvekkili belediye aleyhine icra takibi açılmasının yersiz olduğunu belirterek haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 08.07.2019 tarihli ve 2018/21 Esas, 2019/728 Karar sayılı kararıyla; belediyenin hizmet kusuruna dayalı olarak açılan davaya bakmakta idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve 2019/1624 Esas, 2019/1342 Karar sayılı kararıyla; davalı belediyeye ait aracın karıştığı kazada meydana gelen zarardan davalı belediyenin sorumluluğunun hizmet kusuruna değil araç işleteninin sorumluluğu ilkelerine dayanmakta olduğu, görevli yargı kolunun da adli yargı olduğu, öte yandan davacı ... tarafından açılan dava rücuen tazminat davası olmayıp itirazın iptali davası niteliğinde olduğu, idari yargı yolunda itirazın iptali davası niteliğinde bir dava yolu da bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereği davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ... tarafından davalı belediye aleyhine Adana 5. İcra Dairesi'nin 2016/6860 E. sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip sebebinin davacı şirket tarafından dava dışı hak sahiplerine yapılan ödemelerin davalıdan rücuen tazmini olduğu, 22.09.2010 tarihinde meydana gelen kazada, davacı ... tarafından sigortalanan araç ile davalı belediyeye ait çöp toplama aracının çarpıştığı, 31.12.2018 tarihli adli tıp kurumu raporunda; meydana gelen kazada... plakalı araç sürücüsünün %20,01 TR 140 plakalı çöp toplama aracı sürücüsünün %70, müteveffa ...'un ise %10 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, olay nedeniyle dava dışı müteveffanın yakınlarına tazminat miktarını ödeyen davacı ... şirketinin, kusuru oranında sorumlulara rücu edebileceği, 14.01.2020 tarihli aktüer bilirkişi raporunun denetime ve karar vermeye elverişli olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Adana 5. İcra Dairesinin 2016/6860 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 79.849,02 TL asıl alacak ve 2.381,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 82.230,30 TL üzerinden devamına fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

D. Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; belediyenin kaza tarihi olan 22.09.2020 tarihi itibarı ile çöp toplama işini ihali ile...Hiz. Org. Tem. Taş. San. Tic. Ltd. Şti'ne verdiğini, yapılan ihalenin işçi teminine yönelik olduğundan belediye ile ihaleyi alan şirket arasında alt işveren asıl işveren ilişkisinden söz edilemeyeceğini, kusur oranlarını kabul etmediklerini, kazanın oluşunda aşırı hızlı olarak seyretmekte olan diğer davalı ... ...in kusurlu olduğunu, müvekkili belediye yönünden nedensellik bağının üçüncü kişinin tam kusuruyla kesilmiş bulunduğundan davacı şirketin ödediği tazminatı rücu etmesinin yersiz ve mesnetsiz olduğunu, mahkemece hükme esas alınan raporda hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, TRH 2010 tablosunun tazminat hesabına esas alınması gerektiğini, davacının ödediği tazminattan taraflarına rücu edeceği miktarın tespiti yargılamayı gerektirdiğinden müvekkili belediye aleyhine icra takibi açılmasının yersiz olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kazaya sebebiyet veren kamyonun davalı belediyeye ait olduğu, işleten konumunda olan davalı belediyenin zarardan sorumlu olduğu, dosya içerisinde mevcut 31.12.2018 tarihli adli tıp kurumu raporu incelendiğinde meydana gelen kazada... plakalı araç sürücüsünün %20,01 TR 140 plakalı çöp toplama aracı sürücüsünün %70, müteveffa ...'un ise %10 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, hükme esas alınan söz konusu raporun olayın oluş ve özelliklerine uygun olduğu, kazanın meydana gelmesinde davalı belediyeye ait çöp kamyonunu sürücüsünün %70 oranında kusurlu olduğu, davalı belediye başkanlığı hakkında Adana 3. İş mahkemesinin 2012/10 Esas sayılı dosyasında iş kazasından kaynaklı olarak tazminat davası açıldığı, anılan dosyada da taraf olan davalı belediye başkanlığının %70 oranında kusurlu bulunduğu, davalı Belediye vekilinin söz konusu dosyada verilen karara karşı yapmış olduğu temyiz başvurusunda kusur oranına da itirazda bulunduğu, ne var ki Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafından yapılan temyiz incelenmesinde davalı belediyenin tüm temyiz taleplerinin reddolduğu, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin AYM kararından sonra vermiş olduğu yeni tarihli içtihatlarında trafik kazasından kaynaklı yaralanma sebebi ile zarara uğrayanın gerçek zararının tespiti bakımından TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılması gerektiğini işaret ettiği, bu bakımdan davalının istinaf başvurusu haklı ise de, bilindiği üzere TRH 2010 Yaşam Tablosunda belirlenen bakiye ömürlerin PMF 1931 yaşam tablosunda belirlenen bakiye ömürlerden daha fazla olduğu, dolayısıyla TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre tazminat hesabı yapıldığında daha yüksek oranda tazminat miktarı ortaya çıkacağı, eldeki dosyada davacı vekili tarafından bir istinaf başvurusu bulunmadığına göre ve istinaf eden davalı belediye aleyhine hüküm kurulamayacağından davalının TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılarak tazminatın belirlenmesi gerektiği yönündeki istinaf başvurusunun reddi gerektiği, davacı şirketin ödeme tarihine kadar işlemiş faizi davalı belediyeden tahsilini talep etmiş olmasında herhangi bir yanlışlık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesine konu ettiği nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davacı şirkete Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile sigortalı araç ile davalının işleteni olduğu aracın karıştığı kaza sonucu vefat nedeniyle ödenen destekten yoksun kalma tazminatının kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunan karşı araç işleteninden rücuen tahsili amacıyla başlatılan itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 inci maddesi, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu 67 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları,

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.