Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2016 tarihli ve 2016/32 Esas, 2016/67 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca, 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği, verilen cezanın hukuka ve yasalara aykırı olduğuna, temyizen incelenerek bozulmasına ilişkindir.

1. 05.10.2015 tarihinde cadde üzerinde bulunan sanığın durumundan şüphe eden kolluk görevlilerince sanığın kimliği sorulduğunda alınan bilirkişi raporuna göre tamamen sahte oluşturulmuş suça konu sürücü belgesini sunması biçimindeki eylemi nedeniyle hakkında kamu davası açılmıştır.

2. Kriminal rapor ile, suça konu sürücü belgesinin tamamen sahte olarak düzenlendiği ve aldatıcılık niteliği taşıdığı tespiti yapılmıştır.

3. Mahkeme tarafından da suça konu belgenin incelenerek aldatıcılık niteliği taşıdığı yönünde gözlem yapılmıştır.

4. Sanık savunmasında tanımadığı bir kişiye sahte sürücü belgesi yaptırdığını beyan ederek suçlamayı kabul etmiştir.

5. Mahkeme tarafından sanığın ikrarı, bilirkişi raporu, mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediği kabul ederek temyize konu mahkûmiyet ve suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanması kararları verilmiştir.

1. Tekerrüre esas başkaca mahkûmiyeti bulunmayan sanığın, UYAP üzerinden incelenen güncel adlî sicil kayıt örneğinden anlaşıldığı üzere inceleme konusu ilâmda tekerrüre esas alındığı belirtilen, İstanbul 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.12.2013 tarihli ve 2011/288 Esas, 2013/1334 Karar sayılı kararına konu suçun, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında kapsamında kaldığı, 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12 nci maddenin birinci fıkrasına getirilen;
“Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içinde suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödedikleri takdirde Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeden faydalanabilir.”
Şeklindeki düzenleme uyarınca tekerrüre esas alınan ilâm yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığının tespiti ile sanık hakkında hükmolunan cezanın, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilip çektirilmeyeceği hususu, infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden ve sanık lehine olan erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin sadece sanığın mükerrirlik hâline değil aynı zamanda tekerrüre esas olmayan diğer mahkûmiyetleri gözetilerek Mahkemede sanık lehine olumlu kanaatin oluşmaması gerekçesine de dayandığı belirlendiğinden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.02.2024 tarihinde karar verildi.