Esastan ret

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” asıl unsurlu tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı şirketlerin 2018/103885 başvuru numaralı “...” ibareli marka tescil başvurusuna müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin “...”/ “...” ibaresini ilk olarak 1978 yılında tescil ettirdiğini ve kullanıma başladığını, söz konusu markaları meşhur ve maruf hale getirdiğini, “...”/ “...” markalarının tanınmış marka olması sebebiyle iltibas ihtimalinin arttığını, dava konusu 2018/103885 başvuru numaralı “...” ibareli marka ile müvekkiline ait markalar arasındaki sınıfsal benzerliğin ayniyet boyutunda olduğunu, ortalama gıda tüketicisinin markalarını benzer olarak algılayacağını, davacıya ait markaların, dava konusu “...” markası içerisinde aynen yer aldığını, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin markalarının ayırt edici karakterinin zarar göreceğini ve davalının davacı markalarından haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini ileri sürerek, YİDK kararının 29,30,35/5 (29,30,32 nci alt sınıfta bulunan ürünlerin pazarlanması) ve 43 üncü sınıfta bulunan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." ürün ve hizmetleri bakımından iptaline ve davalılar adına başvurusu yapılan markanın aynı mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

2.Davalı şirketler vekili cevap dilekçesinde; logo benzerliğinin ve karıştırılmaya yönelik benzerliğin asla söz konusu olmadığını, müvekkili şirketlerin markalarının kendilerine has şirket genel isminin başta yer alacak şekilde kullanıldığını, markaların gerek yazım karakterlerinin, gerekse bütün olarak farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka ile davacı markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası bakımından 29 uncu ve 30 uncu sınıfa dahil olan emtialar ile 35/05 sınıfta yer alan 29,30 ve 32 nci sınıfa dahil olan emtiaların satışına ilişkin hizmetler ve 43 üncü sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden sınıfsal benzerliğin bulunduğu, davacıya ait ..., ...+HİTİT GÜNEŞİ, PEYMEK, KEKMEK, ETİ ...+Şekil markaları ile davalı şirketlere ait ... ibarelerinin anlamsal, görsel ve sescil olarak benzer nitelikte oldukları, farklı unsurların ayırt edicilikte yeterli farklılık yaratmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2019-M-6704 sayılı kararının 29 uncu ve 30 uncu sınıfta bulunan ürünlerin tamamı, 35/5 alt sınıfta bulunan Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için; "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri, Kuru bakliyat, Hazır çorbalar, bulyonlar, Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler, süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin, Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez.Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekler" mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) hizmetleri, 43/1 altsınıfta bulunan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." hizmetleri bakımından davacının itirazlarının reddi yönünden iptaline, davalı şirketlere ait 2018/103885 numaralı "..." ibareli markanın; aynı mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davacıya ait “...” ibaresinin, orijinal olmayan, ayrım gücü zayıf bir ibare olduğundan, özellikle ayırt edici ek/sözcüklerle kullanıldıklarında karıştırılma ihtimalinin ortadan kalkacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı şirketler vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markalarının tüketici nezdinde karıştırılma olasılığı bulunduğu iddiasının haksız olduğunu, ilke olarak iltibas değerlendirilmesine konu olan işaretlerden öncelikli olanın korunması sırasında ismin ayırt edicilik taşıyan esas unsurunun göz önünde tutulması ve ayırt edicilik gücü yüksek olan terimlere koruma sağlanması gerektiğini, iki markanın logolarının birbirlerine hiçbir şekilde benzemediğini, her ne kadar taraf markalarında '...' unsuru ortak olarak yer alıyor olsa da markalara ait şekil/logo ile marka başına getirilen '...' ibaresinin, taraf markalarını aynı olmaktan çıkardığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçelerindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.