Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, birleşen 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı dosyasının kısmen kabul kısmen reddine, birleşen 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı dosyasında davanın kabulüne

Taraflar arasındaki menfi tespit ve birleşen menfi tespit-alacak davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın ve birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı davanın kabulüne, birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı dosyada davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl dava ve birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı dosyasında davalı- birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı dosyasında davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl ve birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı dosyasında davalı-birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı dosyasında davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı dosyasında davanın kısmen kabulüne, birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava ve birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1147 E. sayılı dosyasında davalı- birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı dosyasında davacı vekili ve birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1147 E. sayılı dosyasında davacı- birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı dosyasında davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili ile arasında herhangi bir ticari ilişki olmamasına rağmen müvekkili aleyhine 15 adet senetten dolayı toplam 548.683,24 TL tutarında alacağı yüzünden icra takibi başlattığını, senetler incelendiğinde senetler üzerindeki borçlunun ID ... Tekstil A.Ş. olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin şahsi olarak davalı ile herhangi bir ticari iş veya alacak-borç ilişkisinin dolayısıyla da borcunun bulunmadığını, müvekkilinin davalıya senet vermediğini ve herhangi bir borca kefil olmadığını, müvekkilinin ID ... Tekstil A.Ş.'nin sahibi ve tek yetkilisi olduğunu, firmanın davalıya 350.000,00 TL borcunun bulunduğunu ve bu borcun şirket tarafından kabul edildiğini, şirketin başlatılan icra takibine kısmi itiraz ettiğini, şirketin müvekkilinin davalıya şahsi borcunun bulunmadığını belirterek davanın kabulü ile müvekkilini İstanbul 18.İcra Müdürlüğünün 2017/37644 E. sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; davalının İstanbul 18 İcra Müdürlüğü'nün 2017/37644 E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine ilamsız icra takibinde bulunduğunu, müvekkilinin tebliğ edilen ödeme emrine yasal süresi içinde itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, davalının icra dosyası ile keşidecisi ID ... Tekstil A.Ş. olan, değişik vade ve tanzim tarihlerini ihtiva eden 25,000,00 TL tutarında 15 adet senet, işlemiş faizleri, protesto giderleri ve bakiye fatura alacağı olmak üzere toplam 548.683,24 TL tutarında alacağı müvekkilinden talep ettiğini, icra takip dosyası ve dayanak belgeleri incelendiğinde; müvekkilinin davalı ile herhangi bir ticari işi veya alacak-borç ilişkilerinin bulunmadığını, davalıya herhangi bir senet vermediğini ve herhangi bir şekilde bir borca da kefil olmadığını belirterek, davanın kabulü ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Birleşen İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile dava dışı ID ... A.Ş., İsteks İç Giyim San. Tic. Ltd. Şti. Arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin satmış olduğu tekstil ürünleri nedeniyle alacaklı olduğunu, davalı ...'nın ID ... A.Ş.'nin yetkilisi olmamasına rağmen bu şirketin kaşesini kullanmak sureti ile 25.000,00 TL bedelli değişik vadelerde 15 adet bonoyu imzalayarak davacıya verdiğini, bonolar vadesinde ödenmeyince müvekkili şirket tarafından ..., İsteks İç Giyim San. Tic. Ltd. Şti. ve ID ... A.Ş. leyhine icra takibi başlatıldığını, borçlu ...'nın takibe itiraz ettiğini ve takip durduğunu, borçlu ...'nın ID ... A.Ş.'ni temsil etme yetkisi bulunmadığı halde bu şirket kaşesi üzerine imza atmak suretiyle her biri 25.000,00 TL bedelli 15 adet bonoyu düzenleyerek müvekkiline verdiği, ...'nın bu bonolardan şahsen sorumlu olduğunu belirterek İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün 2017/37644 E. sayılı dosyasından takibe konulmuş olan 10.10.2017 vadeli 25.000,00 TL bedelli, 10.11.2016 vadeli 25.000,00 TL bedelli, 10.12.2016 vadeli 25.000,00 TL bedelli, 10.01.2017 vadeli 25.000,00 TL bedelli 10.02.2017 vadeli 25.000,00 TL bedelli, 10.03.2017 vadeli 25.000,00 TL bedelli 10.04.2017 vadeli 25.000,00 TL bedelli, 10.05.2017 vadeli 25.000,00 TL bedelli 10.11.2017 vadeli 25.000,00 TL bedelli, 10.12.2017 vadeli 25.000,00 TL bedelli 10.10.2017 vadeli 25.000,00 TL bedelli, 10.9.2017 vadeli 25.000,00 TL bedelli, 10.08.2017 vadeli 25.000,00 TL bedelli, 10.07.2017 vadeli 25.000,00 TL bedelli, 10.06.2017 vadeli 25.000,00 TL bedelli toplam tutarı 375.000,00 TL olan bonolardan dolayı davalıdan alacağının tahsili istemi ile iş bu davanın açılması zorunluluğu doğduğunu belirterek İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1148 E. sayılı dosyası birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının eşi ... ile birlikte ortakları oldukları İsteks İç Giyim Tekstil Turz.Paz. San İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin müvekkiline olan borçlarını ödeyemez duruma geldiğini, şirketin batık duruma gelmesi nedeniyle davacının ve eşinin müvekkilinden yardım isteyerek kendilerine vade ile mal satmasını talep ettiklerini, müvekkilinin davacı ve eşi ile aralarında olan hukuka binaen davacının tek ortağı olduğu ID ... Tekstil A.Ş. isimli şirkete vade ile mal satmaya devam ettiğini, davacının müvekkilinden her ne kadar almış olduğu malları şirketi adına almış ise de, bu borcu eşi ile birlikte ödeyeceği sözünü verdiğini, müvekkilinin de güven duyarak yazılı sözleşme yapmadığını, taraflar arasında yazılı olmayan sözleşme olduğunu, bu borç nedeniyle davacının eşi ... müvekkiline kendi imzasını taşıyan 25.000,00 TL tutarında 15 adet bono verdiğini, davacının icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğunu ve kötü niyetli davrandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkiline olan borçları nedeniyle icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, icra dosyasına dayanak olan bonolarda bulanan imzaların davacıya ait olduğunu, davacının bonoların tanzim tarihi itibariyle şirket yetkilisi olmamasına rağmen şirket yetkilisi gibi hareket ederek anılan bonoları imzaladığını, dolayısıyla TTK. nın 678 inci maddesi uyarınca anılan bonolardan dolayı bizzat sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddine davacı aleyhine dava değerinin %20 sinden az olmamak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Birleşen İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı derdest olan davamıza konu olan alacak için zorunlu arabulucuya başvurmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacının birleştirme talebinin reddi ile davalar arasında bağlantı olmasından dolayı İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1148 E. sayılı dosyasından verilecek kararı kesinleşmesinin bekletici mesele sayılmasına, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmaması sebebi ile davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün 2017/37644 sayılı takip dosyasına konu edilen faturalara dayanak ticari ilişkinin Albayraklar Tekstil ... Limited Şirketi ile dava dışı ID ... Tekstil A.Ş. arasında olduğu, bu faturalara dayalı olarak varlığı iddia olunan ve takibe konu edilen bakiye alacak tutarının, ticari ilişkinin tarafı olmayan ... ve ...'dan tahsili talebinin pasif husumet yokluğu nedeniyle yerinde olmadığı, takibe dayanak bonolar yönünden ise ...'nın şirket yetkili temsilcisi sıfatıyla hareket ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 678 inci maddesinin somut olayda uygulanamayacağı, bono üzerinde yer alan çift kaşe üzerindeki imzaların, kaşe dışına atılmamaları nedeniyle aval şerhi sayılamayacakları, ... ve ...'nın aval sıfatı ile de sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı davanın kabulüne, birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı davasının reddine, Albayraklar Tekstil ... Limited Şirketi'nin, gerek davalı olduğu asıl ve birleşen davalara verdiği cevap dilekçelerinden, gerekse davacı olduğu birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunduğu dava dilekçesinden, dava konusu bonoların ... tarafından imzalandığını, ...'nın bono ve çek keşide yetkisi bulunduğunu bildiğinin anlaşıldığı, şirketin hem bonolar hem de faturalar nedeniyle ... ve ...'nın şahsi sorumluluklarının bulunmadığını bilmesine rağmen, sadece ID ... Tekstil AŞ aleyhine takip başlatmak yerine, ... ve ... hakkında da kötü niyetle yakibe giriştiği gerekçesiyle asıl dava ve birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı menfi tespit davasında, talepte bulunduğundan davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleşen 2019/777 E. sayılı davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı- birleşen 2019/777 E. sayılı davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ID ... A.Ş ile İsteks ... Ltd. Şti arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin bu şirketlere tekstil ürünleri sattığını ve alacaklı hale geldiğini, asıl davada davacının ... olup kendisinin ID ... A.Ş nin tek sahibi ve yetkilisi olduğunu, bu kişi ile eşi ...'nın müvekkili ile ticaret yaptığını, güven ilişkisi oluştuğunu, ancak İsteks Şirketinin batık duruma gelmesi nedeniyle ... adına ID ... A.Ş unvanlı şirketin kurulduğunu, müvekkilinin de bu kişilere yardım amacıyla vadeli mal vermeye devam ettiğini ancak bu kişilerin ID ... A.Ş nin de içini boşaltarak kayıplara karıştığını ve müvekkilini zarara uğrattıklarını, bunun üzerine İclal ve ... adına hem 25.000,00 TL bedelli 15 adet bono, hem de cari hesap borcu nedeniyle takip başlatıldığını, bonoların ... tarafından imzalandığını, esasen ...'ın ID ... A.Ş nin temsilcisi olmadığını, bu nedenle şirketle birlikte ... aleyhinde de takip yapıldığını, ayrıca ... ve İclal'in vadeli verilecek malların bedelini ödeyecekleri konusunda müvekkil şirket yetkilisine sözlü olarak şahsen teminat vermeleri nedeniyle takibe dahil edildiklerini, davacıların takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, bu nedenle menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan icra takibini haksız ve kötü niyetli olması halinde tazminat sorumluluğunun doğacağını oysa burada menfi tespit davası açma zorunluluğunun olmadığını, zira takibin durduğunu, ayrıca takibin kötü niyetli yapıldığı hususunun tespit edilemediğini, yine davacının ID ... A.Ş nin iflası için dava açtığını ve şirketin iflasına karar verildiğini, dolayısıyla müvekkilinin alacağını tahsil etme imkanının kalmadığını, davacının açtığı bu davanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, birleşen 2017/1148 E. sayılı dava yönünden de davalı vekilinin benzer istinaf sebeplerini ileri sürdüğü, birleşen 2019/777 E. sayılı dosyası bakımından ise bu kararın da hukuka aykırı olduğunu, karar defterinin davalının ve eşinin eli altında olduğunu, karar tarihi 01.04.2014 olarak yazılmış olsa da söz konusu kararın her zaman yazılmış olabileceğini zira kararın ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmediğini, dolayısıyla müvekkilinin bu kararı bildiğinin varsayılamayacağını, esasen bu senetlere ilişkin ...'nın şahsi sorumluluğuna gidilmesinin nedeninin ...'nın şirketi temsile yetkisinin olmadığının müvekkili tarafından öğrenilmesi nedeniyle olduğunu, 01.04.2014 tarihli kararın müvekkili açısından bağlayıcı olmadığını, davalı ...'ın ID ... A.Ş yi temsil yetkisi bulunmadığı halde bu şirket kaşesi üzerine imza atmak suretiyle her biri 25.000,00 TL bedelli 15 adet bonoyu düzenleyerek müvekkiline verdiğini dolayısıyla ...'nın bu bonolardan şahsen sorumlu olduğunu, dolayısıyla takibe konu toplam tutarı 375.000,00 TL olan bonolardan dolayı tahsil hükmü kurulması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl dava yönünden; asıl davacı ... bakımından yapılan değerlendirmede senetlerin borçlusu olmadığı gibi faturaların da muhatabı olmadığı anlaşıldığından asıl davadaki davanın ve tazminat talebinin kabulü kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı-birleşen davacı vekilinin asıl davada kurulan hükme yönelik istinaf talebinin reddine; birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E.sayılı dosyası yönünden; faturaların sorumlusu ve senedin keşidecisi olan dava dışı ID ... A.Ş.'nin yetkilisi ... ise de, mahkeme kasasında bulunduğu anlaşılan şirket yönetim kurulu karar defterinde 01.04.2014 tarihli karar ile davacı ...'ya her türlü çek ve senet keşide etme yetkisinin verildiği, söz konusu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmediğinin anlaşıldığı, davalının senetleri imzalayan davacı ...'ya bu konuda yetki verildiğini bildiği yada bilmesi gerektiği hususunun davacı tarafça kanıtlanamadığı, bu durumda dava dışı şirketin ilan edilen hali ile yetkilisi ... olup ...'ya verilen çek ve senet keşide etme yetkisi ilan edilmediğinden davalı şirket yönünden artık davacı ...'nın yetkisiz olarak bu senetleri imzaladığının kabulü gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 678 inci maddesi uyarınca, yetkisiz olarak bir kişinin temsilci sıfatıyla bir poliçeyi imzalamasından dolayı bizzat sorumlu olacağı, dolayısıyla, davacı ...'nın takibe konu senetler nedeniyle davalı şirkete karşı anılan kanun hükmü uyarınca sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, takip dayanağı olan faturalara ilişkin alacak yönünden ise faturalarda dava dışı şirket muhatap olduğundan davacı ...'nın sorumlu olmadığı, bu yöne ilişkin istinaf sebebinin yerinde görülmediği, ayrıca faturaların sorumlusunun ... olmadığından faturalara konu alacak yönünden davalı aleyhine kötüniyetli takip tazminatına hükmedilmesinde usule aykırı bir yön bulunmadığından bu yöne ilişkin istinaf talebinin de reddi gerektiği, birleşen İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı davası yönünden; birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1147 E.sayılı davasının istinaf incelenmesinde yapılan değerlendirmede de belirtildiği üzere davalı ... 6102 sayılı Kanun'un 678 inci maddesi uyarınca takip konusu senetler nedeniyle davacı şirkete karşı sorumlu olduğundan davanın kabulü gerekirken reddi doğru olmadığı gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne, davacının İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün 2017/37644 E. sayılı takip dosyası ve bu takibe dayanak bonolar ile açık hesaba konu faturalar nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kabul edilen 548.683,24 TL nin % 20 si (109.736,65 TL) oranında kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına, birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1147 E. sayılı davanın kısmen kabulüne, davacının İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün 2017/37644 E. sayılı takip dosyasındaki açık hesaba konu faturalar nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti isteminin reddine, davalının, kabul edilen 152.534,47 TL'nin % 20 si (30.506,89 TL) oranında kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına, birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava ve birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1147 E. sayılı dosyasında davalı-birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı dosyasında davacı vekili ve birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1147 E. sayılı dosyasında davacı- birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı dosyasında davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Asıl davada davalı-birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı dosyasında davacı Albayraklar Tekstil vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... ve ...'nın uzun yıllar müvekkili ile ticari ilişki içerisinde olduklarını ve kişisiel güvene dayalı bir ilişki kurulduğunu, dava konusu bonoların ... tarafından imzalandığını, ...'nın ID ... A.Ş.'yi temsil yetkisinin olmadığı tespit edilince şirket ile birlikte ... hakkında da takip yapıldığını, davacının yapılan icra takibine itiraz ettiği ve takibin durduğunu, bu nedenle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, borçlu tarafından açılan menfi tespit davasında, davalı alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin hem haksız hem de kötü niyetli yapıldığının tespit edilmiş olması gerektiğini, davacının açmış olduğu bu davanın açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğunu ve Mahkemece bu durumun re'sen nazara alınması gerektiğini, istinaf taleplerinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken istinaf talebinin reddi ile davanın tümden kabulüne ve davalı müvekkilinin kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu ve kararın bozulması gerektiğini belirterek İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1148 E. sayılı asıl davasının kabulüne ilişkin kararının ve İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı birleşen davasının kısmen kabulüne ilişkin kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

2.Birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı dosyasında davacı-karşı davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu senetlerdeki imzaların ID ... Tekstil A.Ş. tarafından inkar edilmiş olsa idi veya şirket tarafından müvekkilinin yetkisiz temsilci olduğu belirtilmiş olsa idi bu durumda müvekkili ...'nın bahsi geçen senetlerden dolayı şahsi sorumluluğundan bahsedileceğini ancak dava dışı şirketin senetler üzerindeki imzaları inkar etmediği gibi müvekkili ...'nın her türlü çek ve senet keşide etmeye yetkili olduğuna 01.04.2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile kabul edildiğini, müvekkilinin çek ve senet keşide etmeye yetkili olduğu dava dışı şirket tarafından kabul edilmiş olması nedeni ile söz konusu kararın ticaret sicilinde yayınlanmasının zorunluluğu bulunmadığını, müvekkilinin şahsi sorumluluğuna gidilemeyeceğini (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2015/22661 E.-2016/349 K. sayılı ilamı), Ziraat Bankası'na müzekkere yazılarak dava dışı ID ... Teksitl A.Ş'nin, müvekkili ...'nın şirket adına atmış olduğu imza ile davalı/karşı davacıya yaptığı ödemelere ilişkin bonolar ve ödeme belgelerinin celbinin talep edildiğini, gelen cevabi yazıda bahse konu senetlerden 5 tanesinin davalı/karşı davacı şirket tarafından tahsil edildiği, geri kalan senetlerin vadesinde ödenmemiş olması sebebi ile davalı/karşı davacı şirkete iade edildiği, müzekkere ekindeki listeden anlaşılacağı üzere dava dışı ID ... Teksitl A.Ş'nin bahsi geçen senetlere istinaden değişik tarihlerde davalı/karşı davacı şirkete toplamda 185.000,00 TL ödemiş olduğunun ispatlandığını, şirkete ticari temsilci veya vekil atanmasında herhangi bir şekil şartı bulunmayıp, sözlü veya yapılan işlemlere zımnen izin vermek suretiyle bile yapılabileceğini, ticari temsilci atanması durumunda bunun tescili zorunlu olmakla birlikte tescil işleminin kurucu değil bildirici nitelikte olduğunu ve temsilcinin tescil işleminin gerçekleştiği ana kadar yapmış olduğu işlemlerin şirketi bağlayacağını, bunun haricinde ticari vekil atanmasının ise sicile tescil zorunluluğu bulunmadığını, borçlu firmanın senetlerdeki imzaya itiraz etmediğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/12-549 E.-K. sayılı kararı uyarınca, şirket adına çek ve senet keşide etme yetkisinin sözlü dahi verilebildiği, şirket yetkilisinin senetlerdeki imzalara itiraz etmemesi durumunda artık zımni kabulün varlığından söz edildiğini, davalı/karşı davacı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket ederek çek ve senetlere imza atan ...'nın yetkilendirilmiş olduğunu bildiği için karşılığında borçlu şirkete mal verdiğini, Bölge Adliye Mahkemesi'nin aksi yönde kararının hatalı olduğunu, müvekkillerinin hiçbir suretle şirket borcunu şahsen üstlenmeyip, senetlere kefil olmadıklarını belirterek birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1147 E. sayılı davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/777 E. sayılı davanın kabulü yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

Asıl ve birleşen 2017/1147 E. sayılı dava menfi tespit, birleşen İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/777 E. sayılı dava alacak talebine ilişkin olup, uyuşmazlık asıl davada davacı şirket tarafından yetkilendirilen birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı dosya davacısının düzenlemiş olduğu bonolar nedeniyle sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 547,551 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 368 inci maddesi

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl ve İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı dosyasında davalı-birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı dosyada davacı vekilinin tüm, birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı dosyada davacı-birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı dosyasında davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Asıl ve birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı davaları menfi tespit, birleşen İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/777 E. sayılı davası alacak talebine ilişkindir. Birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı davada davacı dava konusu bonoları verilen yetkiye istinaden tanzim ettiğini ileri sürmüş, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile asıl ve birleşen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı dosyasında davaların kabulüne, birleşen İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/777 E. sayılı davasının reddine karar verilmiştir.

3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirketlere ilişkin 368 inci maddesi ile yönetim kurulunun ticari mümessil ve ticari vekil atayabileceği düzenlenmiştir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ticari mümessile ilişkin 547 nci maddesi "Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir. İşletme sahibi, ticari temsilcilik yetkisi verildiğini ticaret siciline tescil ettirmek zorundadır; ancak ticari işletme sahibinin ticari temsilcinin fiillerinden sorumluluğu, tescilin yapılmış olmasına bağlı değildir." ticari vekile ilişkin 551 inci maddesi ise "Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez." hükmünü haizdir. Kanunda ticari vekilin ticaret siciline tescil ve ilanı öngörülmemiş olup ticari mümessilin tescili zorunlu kılınmışsa da ticari vekilin sicile tescil ve ilan edilmemesi işletme sahibinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, meğer ki yetkisiz olarak senet tanzim edilmiş olsun.

Somut olayda işletme sahibi şirket, vekil tarafından şirket adına düzenlenen senetlerden sorumlu olup, ticari vekil veya mümessilin şahsi sorumluluğu bulunmamaktadır. Hal böyle olunca birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı dosya davalısı- birleşen 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı dosya davacısı ...'ın sorumlu olmadığı gözetilerek birleşen İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/777 E. sayılı davasının reddine ve birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1.Birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/777 E. sayılı dosyada davacı-asıl ve birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı dosyasında davalı vekilinin tüm, birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1147 E. sayılı dosyada davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden Albayrak Tekstil Örme San. Tic. Ltd. Şti. yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ... iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.