HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi

Suça sürüklenen çocuklar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 28.07.2020 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a,c, 31/3 maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır.

2.İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi 17.09.2020 tarihli ve 2020/255 Esas, 2020/115 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a,c, 31/3,62. maddeleri gereğince 6 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 30.12.2020 tarihli ve 2020/2734 Esas, 2020/2794 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocukların müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Suça Sürüklenen Çocuklar Müdafiilerinin Temyiz Sebepleri
Yağma suçunun unsurlarının ve suçun nitelikli hallerinin bulunmadığına, değer azlığı ve etkin pişmanlık maddelerinin uygulanması gerektiğine, eksik incelemeyle verilen yasa ve usule aykırı hükmün bozulması beraat kararı verilmesi gerektiğine, ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1.Konak-Alsancak mahallesindeki çimenlik alanda 22.07.2020 tarihinde saat 18.20 sıralarında gündüz vaktinde suça sürüklenen çocukların fikir ve eylem birliği içerisinde mağdur ...'in yanına gelerek, yanlarında bulunan bıçağı mağdurun karnına doğrultmak suretiyle "telefonu vermezsen seni bıçaklarız" deyip tehdit etmek suretiyle mağdurun cep telefonunu yağmalayıp kaçtıklarının, kabulü ile karar verildiği anlaşılmıştır.

2.Katılan aşamalardaki ifadelerinde olay bölümü (1) nolu bentteki gibi beyan etmiştir.

3.Suça sürüklenen çocukların aşamalarda alınan ifadelerinde özetle, ".. Olay günü birlikte uyuşturucu içip Alsancak'a indiklerini iki kişi gördüklerini yerde çimlerin üzerinde bulunan cep telefonunun alıp kaçtıklarını olay sonrası caminin olduğu yerde polisler tarafından yakalandıklarını telefonu zorla almadıklarını yanlarında bulunan bıçağı çekmediklerini uyuşturucunun etkisi ve korktukları için soruşturma aşamasında inkarda bulunduklarını.." belirterek suçlamayı kabul etmemişlerdir.

4.Temyiz dışı suça sürüklenen çocuk ... ve tanık O.A.'nın ifadeleri ile kollukça düzenlenen tutanaklar dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Yağma Suçunun Unsurlarının ve Suçun Nitelikli Hallerinin Bulunmadığına, Değer Azlığı ve Etkin Pişmanlık Maddelerinin Uygulanması Gerektiğine, Eksik İncelemeyle Verilen Yasa ve Usule Aykırı Hükmün Bozulması Beraat Kararı Verilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden;
Mağdurun aşamalardaki değişmeyen kararlı anlatımları ile bunu destekleyen tanık O.A.'nın ve temyiz dışı suça sürüklenen çocuk ...'ın beyanları, suça sürüklenen çocukların tevil yollu ikrar içeren anlatımları ve kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar dikkate alındığında, ilk derece mahkemesinin, "..mağdurun cep telefonunun mağdura iadesi konusunda suça sürüklenen çocukların aktif rızalarının olmadığına.." dair gerekçesinde isabetsizlik görülmediği ayrıca suçun işlendiği tarihteki ekonomik koşullar ve paranın satın alma gücü gözetildiğinde cep telefonunun değerinin az olarak değerlendirilemeyeceği, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı ve eksik veya araştırılacak bir delil kalmadığı, suçun kesin delillerle suça sürüklenen çocuklar tarafından işlendiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiğinin anlaşıldığından, suça sürüklenen çocukların müdafilerinin temyiz sebepleri yönünden hükümde isabetsizlik bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 30.12.2020 tarihli ve 2020/2734 Esas, 2020/2794 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocukların müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda kararda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİNİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 1.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 24.04.2024 tarihinde karar verildi.